Briber türkçesi Briber nedir

Briber ile ilgili cümleler

English: Between ourselves, he was dismissed for bribery.
Turkish: Aramızda kalsın, o rüşvet nedeniyle görevden alındı ​​.

English: Nine FIFA officials have been arrested and charged with racketeering and bribery.
Turkish: Dokuz FIFA yetkilisi tutuklandı ve şantaj ve rüşvet ile suçlandı.

English: The bribery came to light.
Turkish: Rüşvet açığa çıktı.

English: She was accused of bribery.
Turkish: O rüşvet almayla suçlandı.

English: His acceptance of the present was regarded as bribery.
Turkish: Onun hediyeyi kabul etmesi rüşvet olarak kabul edildi

Briber ingilizcede ne demek, Briber nerede nasıl kullanılır?

Briberies : Suistimal. İrtikap. Yolsuzluk. Yiyicilik. Rüşvetçilik. Rüşvet verme. Rüşvet. Rüşvet suçu.

Bribers : Rüşvet veren. Rüşvet alan. Para yediren. Mürteşi. Yiyici. İrtikap eden. Mürtekip.

Bribery : Rüşvet. Yedirim. Yolsuzluk. Yiyicilik. Rüşvet verme. Rüşvetçilik. Suistimal. Rüşvet suçu. İrtikap.

Commercial bribery : Rüşvet. Ticari rüşvet.

Bribe into : Rüşvet vermek.

Bribe taker : Rüşvetçi.

Give a bribe : Parmağını oynatmak. Rüşvet vermek.

Election bribe : Seçimlerde seçilme şansını arttırmak amacıyla yapılan ödeme veya iyilik. Seçim rüşveti.

 

Bribeable : Rüşvet kabul eden. Rüşvet verilmeye müsait. Satın alınabilir. Rüşvet verilebilir. Rüşvet almaya meyilli. Rüşvetçi.

Accepted a bribe : Rüşvet kabul etmiştir. Rüşvet almıştır. Resmi görevini yerine getirirken para veya armağanlar almıştır.

İngilizce Briber Türkçe anlamı, Briber eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Briber ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Grafter : Çok çalışan. Aşılayan kimse. Aşı bıçağı. Hırsız. Suistimal yapan. Hırsızlık yapan kimse. Para yediren kimse. Rüşvet veren kimse. Rüşvetçi.

Crook : Dümenci. Kıvırmak. Çoban değneği. Dolandırıcı. Hırsız. Piskopos asası. Dönemeç. Madrabaz. Kıvrılmak. Değnek.

Take a bribe : İrtikap etmek. Kanundışı olarak para alan. Rüşvet yemek.

Embracers : Ayartan. Rüşvetle etkileyen kimse. Sık sık haksız davalar açan ve kavga gürültü çıkaran kişi.

Outlaw : Huysuz at. Sürmek. Yasaklamak. Yasadışı ilan etmek. Yasal haklardan yoksun bırakmak. Feshetmek. Yasal haklardan mahrum etmek. Sürgün. Suçlu ilan etmek. Yasaya karşı gelen kimse.

Bribes : Rüşvet vermek. Ayartmak. Para yedirmek.

Malefactor : Suçlu kimse. Cani. Cani kimse. Mücrim. Kötülük eden. Suçlu. Kötülük eden kimse.

Corrupt : Kötüleştirmek. Bozmak (dili). Bozmak. Kötü yola sürüklemek. Yozlaşmış. -e rüşvet yedirmek. Bozulmuş. Yozlaştırmak. Rüşvetçi. Doğru yoldan saptırmak.

Venal : Rüşvet yiyen. Parayla elde edilebilir. Rüşvetle kandırılır. Rüşvetle kandırılabilir. Para için yapılan. Satın alınır. Rüşvetçi.

Briber synonyms : suborner, bribers, embracer, perpetrator, felon, dishonest, criminal, corrosive, grafters, bent.

Briber ingilizce tanımı, definition of Briber

Briber kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A thief.