Hırsız nedir, Hırsız ne demek

"Hırsız" ile ilgili cümleler

  • "Hırsızlar bandosuna kumanda eden Ciyanni, asıl hırsız değilmiş." - A. Midhat

Osmanlıca Hırsız ne demek? Hırsız Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

sarik

Hırsız hakkında bilgiler

Hırsız, hırsızlık suçunu yapan kişi.

Hırsız ile ilgili Cümleler

  • Hırsız arabamı çaldı.
  • Tanık, hırsızı polisteki yüzleştirmede tespit etti.
  • Hırsız camı kırdı.
  • Bir hırsızlık olmuş.
  • Hırsız dediğini hatırlıyor musun?
  • Ben bir gezi için uzaktayken bir hırsız evime girdi.
  • Hırsız başka ne aldı?
  • Hırsız arabaya girmek için bir tornavida kullandı.
  • Bana hırsızın kısa bir açıklamasını verebilir misin?
  • Hırsız bana vurdu ve gözümü morarttı ve daha sonra kaçtı.
  • Odamda bir hırsız bulmak için uyandım.
  • Tom'un bir hırsız olduğunu mu söylüyorsun?
  • Onun hırsızlığı hakkında ne yapacağımı bilmiyorum.
  • Hırsız arabaya zorla girmek için bir tornavida kullandı.

Hırsız anlamı, kısaca tanımı:

Hırsız gibi : Kimseye görünmeden, gizlice.

Hırsıza kilit olmaz : "kötü bir iş yapmaya kararlı olan kişiyi önlemek için alınacak tedbirler yararsızdır" anlamında kullanılan bir söz.

Hırsıza yol göstermek : Birine bilmeyerek kötü bir işte yardımcı olmak.

 

Hırsız adım : Ağır ve sessizce yürüme biçimi.

Hırsız anahtarı : Maymuncuk.

Hırsız çekmecesi : Çalışma masasının gizli bölmesi.

Hırsız feneri : Karşısındakini gösterip taşıyanı göstermeyecek biçimde yapılmış önü camlı fener.

Hırsız kelepçe : Ana su borusuna kaçak su alabilmek amacıyla bağlanan boru parçası.

Hırsız malı : Çalıntı mal.

Hırsız yatağı : Hırsızların çok olduğu yer. Hırsızların gizlendiği yer.

Açık kapı hırsızı : Her yere girip çıkan, her bulduğunu, gördüğünü alıp giden kimse.

At hırsızı : Kılık kıyafeti ve davranışları güven vermeyen kimse.

Deniz hırsızı : Korsan.

Hırs : Öfke, kızgınlık. Sonu gelmeyen istek, aşırı tutku.

Hırsızlık : Çalma, arakçılık.

Hırsızlık etmek : Başkalarının parasını veya malını çalmak.

Acındırırsan arsız olur acıktırırsan hırsız olur : "koruduğunuz kimsenin sürekli acınmasına izin verirseniz arsız olur, emeğinin karşılığını tam olarak vermediğiniz kişi de hırsız olur" anlamında kullanılan bir söz.

Çok söyleme arsız edersin aç bırakma hırsız edersin : "bir kişiye bir uyarıyı sürekli olarak yapmak ve bir kişiyi istediğinden yoksun bırakmak daima kötü sonuç verir" anlamında kullanılan bir söz.

 

Hırlı mıdır hırsız mıdır : Bir kimsenin ahlakı, kişiliği hakkında kuşku duyulduğunda kullanılan bir söz.

Yavuz hırsız ev sahibini bastırır : Biri, suçunu zarar verdiği kimseye yüklediğinde söylenen bir söz.

Başkası : Diğer bir kişi, herhangi bir kimse, diğeri, ötekisi.

Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.

Olta : Genellikle, bir olta takımının ava hazır bütünü. Hile, düzen, oyun, yem. Balık avlamada kullanılan, ucuna çengelli iğne takılı, çoğunlukla naylon tellerden veya at kuyruğu kılından yapılmış iplik.

Asıl : (a'sıl) Gerçekten, gerçek olarak. Bir şeyin kendisi, örnek, kopya karşıtı. Gerçek, esas. Soy, nesep. Bir şeyin temelini oluşturan, ana. Aranılan nitelikleri en çok kendinde toplamış olan. Bir görevde sürekli bulunan, yedek karşıtı. Gerçeklik. Kök, köken, kaynak.

İğne : İki şeyi birbirine tutturmaya yarar ince, uzun, ucu sivri, metal araç. Bazı araçların ucu sivri parçaları. Genellikle kadınların süs olarak elbiselerinin göğüs, yaka vb. yerlerine taktıkları süs eşyası. Dikiş dikmeye yarayan, ince, ucu sivri, bir ucunda iplik geçecek deliği bulunan çelik araç. Oltanın ucundaki küçük çengel. Dokunaklı söz. Bazı böceklerin kendilerini savunmak için kullandıkları organ. Bitkilerde yumurtacıkla tepecik arasındaki sapçık. Kas veya damar yoluyla vücuda sıvı bir ilacı basınçla vermek amacıyla enjektör ucuna takılan, boru biçiminde, ucu keskin metal araç. Toplu iğnenin süs olarak kullanılan, iri başlı, renkli bir türü.

Kişi : Oyun, roman, hikâye vb.nde yer alan kimse. Çekimli fiillerde ve zamirlerde konuşan, dinleyen, sözü edilen varlık, şahıs. Eş, koca. Kadın veya erkeğe verilen genel ad, şahıs, zat, nefer. Erkek.

Uğru : Hırsız.

Hırsız almaz : Evlenmemiş kız.

Hırsız atlaması : Kasa ve benzeri atlama araçları üzerinden tek ayakla sıçrayıp, bacakların ileri fırlatılmasından sonra ellere dayanarak yapılan atlama.

Hırsız küreği : Sandalı yürütürken fısıltı yapmaması için suyun dibine doğru çekilen kürek, küreklerin bu suretle çekilişi.

Hırsız zoka : Zoka oltasına balığın çok olduğu zamanlarda ilave olarak takılan daha küçük iğne.

Hırsızca : Hırsıza yakışır bir biçimde, hırsızcasına.

Hırsızcasına : Hırsızca.

Hırsızlama : Gizlice alınan, başkasına ait. İlgili cümle: "Hırsızlama eşya. zf. Gizlice, kimseye sezdirmeden: “Güvertede birlikte gördük / Hırsızlama durduk dinledik”" A. İlhan.

Hırsızlama yapmak : çalmak. İlgili cümle: "“Bir ön sözde yazdığını sondaki ön sözde yalanlıyor, kendinden bile hırsızlama yapıyor.”" T. Uyar.

Hırsızlamak : Çalmak.

Hırsızlık etmek : başkalarının parasını veya malını çalmak. İlgili cümle: "“Sağ salim sokağa çıktıktan sonra Bağdat'ta artık hırsızlık yapamayacağını anlamıştı.”" İ. O. Anar.

Diğer dillerde Hırsız anlamı nedir?

İngilizce'de Hırsız ne demek? : n. burglar, thief, lifter, robber, cracksman, hijacker, housebreaker, larcener, larcenist, lurcher, picaroon, pilferer, purloiner, scrounger, shifter, yegg, yeggman

Fransızca'da Hırsız : voleur/euse [le][la], cambrioleur/euse [le][la], larron [le]

Almanca'da Hırsız : n. Dieb, Einbrecher, Ganove, Langfinger, Spitzbube, Stehler

Rusça'da Hırsız : n. взломщик (M), вор (M), воровка (F), похититель (M)

adj. воровской