Olta nedir, Olta ne demek
Olta; kökeni rumca dilinden gelmektedir.
- Genellikle, bir olta takımının ava hazır bütünü.
- Balık avlamada kullanılan, ucuna çengelli iğne takılı, çoğunlukla naylon tellerden veya at kuyruğu kılından yapılmış iplik.
- Hile, düzen, oyun, yem

"Olta" ile ilgili cümle örnekleri
- "Ankara'nın sorumluları bu oltanın yabancısı değillerdi." - T. Buğra
- "Oltanın ucuna bir şeyler takılmış olmalıydı." - T. Buğra
Su ürünleri alanındaki kelime anlamı:
Mantara, kasnağa veya makaraya sarılı, olta takımının elde bulundurulan, kelebek mantarıyla fırdöndü arasında yer alan kısım.
İğne, beden ve yardımcı malzemelerin uygun dizayn ve teknikle bir araya getirilmesiyle hazırlanan araçlara verilen ad.
İngilizce'de Olta ne demek? Olta ingilizcesi nedir?:
handline
Olta hakkında bilgiler
Olta; genel anlamıyla iğne, beden ve yardımcı malzemelerin bir araya getirilmesiyle hazırlanan ve balık tutmaya yarayan düzenek. Daha özel anlamıyla ise mantara, kasnağa veya makaraya sarılı, olta takımının elde bulundurulan, kelebek mantarıyla fırdöndü arasında yer alan kısmıdır. Anlam ayrımını sağlamak amacıyla olta düzenekleri olta balıkçıları tarafından genellikle olta takımı, olta seti gibi tamlamalarla anılır.
Olta sözcüğü Türkçeye İtalyanca "gidip gelmek" anlamındaki volta sözcüğünden geçmiştir. Ancak "balık tutma düzeneği" anlamı Türkçeye hastır.
Olta ile ilgili Cümleler
- Oltaya yem taktım.
- Onun iyi bir oltası vardır.
- Yeni bir olta aldım.
- Olta atıp balık tutmayı seviyorum.
- İlginç bir balık oltada.
- Ali her zaman arabasında bir olta tutar.
- Oltayı senin için yemledim.
- Oltayı yemledim.
- O, oltasını göle fırlattı.
- Oltayla balık avlıyorum.
- Ali oltaya yem taktı.
- Sanırım oltaya yeni bir yem takmamın zamanıdır.
Olta anlamı, kısaca tanımı:
Genel : Bir genelleme sonucunda elde edilen. Yetkisi ve sorumluluğu çok olan. Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne). Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan. Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi.
Takım : Birbirini tamamlayan şeylerin tümü. Hayvanlarda yemek borusu, akciğer ve karaciğere genel olarak verilen ad. Meslek, davranış, durum vb. yönlerden birbirine uyan kimselerin oluşturduğu topluluk. Takım elbise. Bölüğü oluşturan birliklerden her biri. Sigara ağızlığı. Aşağılayıcı ve küçümseyici anlamda topluluk. Birlikte oynayan, kazanmak için birlikte çalışan sporcu topluluğu. Canlıların bölümlendirilmesinde familya ile sınıf arasında yer alan, yakın benzerlikler gösteren organizmaların oluşturduğu birlik. Bir filmin çevriminde görüntüleri alma, aydınlatma, ses alma gibi belli başlı çalışmaları yapmak için gerekli en küçük teknikçiler topluluğu. Bir oyunda sahaya çıkan belli kuruluşlara bağlı oyuncular topluluğundan her biri. Bir işte veya bir yerde kullanılan eşya ve aletlerin tamamı, ekipman. Görev bakımından birbirini tamamlayan kimselerin topluluğu, grup, ekip, trup.
Balık : Zodyak üzerinde Kova ile Koç arasında yer alan takımyıldızın adı. Omurgalılardan, suda yaşayan, solungaçla nefes alan ve yumurtadan üreyen hayvanların genel adı.
İğne : Bazı araçların ucu sivri parçaları. Kas veya damar yoluyla vücuda sıvı bir ilacı basınçla vermek amacıyla enjektör ucuna takılan, boru biçiminde, ucu keskin metal araç. Oltanın ucundaki küçük çengel. Bazı böceklerin kendilerini savunmak için kullandıkları organ. Dikiş dikmeye yarayan, ince, ucu sivri, bir ucunda iplik geçecek deliği bulunan çelik araç. Genellikle kadınların süs olarak elbiselerinin göğüs, yaka vb. yerlerine taktıkları süs eşyası. Toplu iğnenin süs olarak kullanılan, iri başlı, renkli bir türü. Dokunaklı söz. Bitkilerde yumurtacıkla tepecik arasındaki sapçık. İki şeyi birbirine tutturmaya yarar ince, uzun, ucu sivri, metal araç.
Düzen : Dolap, hile. Alet edevat takımı. Yerleştirme, tertip. Bez dokuma tezgâhı. Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanması, konsept. Bir devletin belli başlı ilkeleri bakımından yönetimde tuttuğu yol, yönetim biçimi, rejim. Müzik aletlerinde ses ayarı, akort. Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum, uyum, nizam, sistem. Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir plan, dolap, komplo. Bir kimseye, bir kuruluşa karşı toplu olarak alınan gizli karar, dolap, komplo. Toplumsal bir yapı içinde ögelerin bütüne, bütünün ögelere ve ögelerin birbirlerine göre ilişkileri.
Olta atmak : Balık yakalamak için olta takımını suya atmak. tuzak kurmak.
Oltaya düşmek : Hileyle karşılaşmak, oyun veya düzen içine girmek.
Oltaya gelmek : Aldatılmak.
Oltaya takılmak : Tuzağa düşmek.
Oltaya vurmak : Balık yakalanmak.
Oltayı yutmak : Aldanmak.
Olta balığı : Olta ile avlanan balık.
Olta iğnesi : Olta takımının ucuna takılan ve biçimlerine göre değişik adlarla anılan küçük çengel.
Olta takımı : Olta ile balık avlamada kullanılan iğne, zoka vb. gereçlerin bütünü.
El oltası : İzmarit balığı için kullanılan olta.
Oltacı : Balık avı gereci satan kimse. Olta ile balık avlamada usta kimse.
Oltacılık : Olta yapma veya satma işi. Olta ile balık avlama işi.
Avlama : Avlamak işi. Voleybolda karşı oyuncuların boş bıraktığı ve yetişemeyeceği yere topu yavaşça indirip sayı kazanma.
Çengelli : Çengeli olan veya ucu çengel biçiminde olan.
Takılı : Takılmış, tutturulmuş, asılmış.
Çoğunluk : Sayı üstünlüğü, ekseriyet, azınlık karşıtı.
Naylon : Düzme, düzmece, sahte. Dayanıklı ve esnek döküm maddesi. Bu maddeden yapılan.
İplik : Fasulye, bakla vb. sebzelerin veya bazı meyvelerin lifi. Pamuk, keten, yün, ipek, naylon vb. dokuma maddelerinin uzun, ince liflerinden her biri. Bu liflerin birlikte bükülmüş ve çekilmiş durumu.
Hile : Çıkar sağlamak için bir şeye değersiz bir şey katma. Birini aldatmak, yanıltmak için yapılmış olan düzen, dolap, oyun, ayak oyunu, alavere dalavere, desise, entrika.
Beden : Kale duvarı. Canlı varlıkların maddi bölümü, vücut. Vücudun, baş, kol ve bacak dışında kalan bölümü, gövde. Giysilerde ölçü.
Oyun : Seslendirilmek veya sahnede oynanmak için hazırlanmış eser, temsil, piyes. Müzik eşliğinde yapılmış olan hareketlerin bütünü. Yetenek ve zekâ geliştirici, belli kuralları olan, iyi vakit geçirmeye yarayan eğlence. Şaşkınlık uyandırıcı hüner. Tiyatro veya sinemada sanatçının rolünü yorumlama biçimi. Hile, düzen, desise, entrika. Bedence ve kafaca yetenekleri geliştirmek amacıyla yapılan, çevikliğe dayanan her türlü yarışma. Kumar. Teniste, tavlada taraflardan birinin belirli sayı kazanmasıyla elde edilen sonuç. Güreşte rakibini yenmek için yapılmış olan türlü biçimlerde şaşırtıcı hareket.
Yem : Hayvan yiyeceği. Ağızotu. Birini aldatabilmek için hazırlanmış düzen, kullanılan kimse veya şey. Rüşvet. Kumarda ütülecek kimseye oyunun başında bilinçli olarak kazandırılan para. Kuş ve balık tutmak için tuzağa bırakılan, oltaya takılan yiyecek veya yiyecek görüntüsündeki nesne.
Olta bedeni : Fırdöndüyle iskandil arasında yer alan ve üzerine kösteklerle iğneler veya iskandil yerine zoka bağlanan kısım.
Olta çubukları : Olta iğnelerinin belli mesafelere atılıp çekilmesini sağlayan, balık vurduğunda esnemek suretiyle misinanın kesilmesi ve iğnenin açılmasını önleyen, misinanın toplanması sırasında karışmasını engelleyen düz, elle sarmalı veya motorla sarma işlemi yapan olta, olta kamışları.
Olta eylemek : İleri geri gidip gelmek.
Olta ipi : İp, misina veya metal liflerden yapılmış, bir ucu mantara, kasnağa veya makaraya sarılı diğer ucu bedene bağlı olta takımı hazırlamada kullanılan materyal.
Olta kamışları : Olta çubukları.
Olta kancası : Olta iğnesi.
Olta mantarı : Oltayı belirli bir derinlikte tutmaya yarayan olta ipinin üzerinde derinliğe göre yeri ayarlanabilen delikli mantar.
Olta vurmak : Amaçsız yürümek, işi olmadan gidip gelmek.
Oltak : Küçük çam.
Oltan : Kesilip dikilmeye hazırlanmış yemeni. Eskiyen yemeni, ayakkabı altına vurulan pençe. Mest ve yemeni yüzünü köseleye tutturmak için yapılan iri dikiş. Çarığın içine konulan bez ya da deri parçası : Oltansız çarık ayağını acıtır. Çarık ipi. Ankara ilinde, Ayaş ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer.
Diğer dillerde Olta anlamı nedir?
İngilizce'de Olta ne demek? : n. fishing line, fishing rod, angle, fishhook
Fransızca'da Olta : ligne [la]
Almanca'da Olta : n. Angel
Rusça'da Olta : n. удочка (F)

Bu kısımda Olta nedir? Olta ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Olta tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Olta hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.