Beden nedir, Beden ne demek

Beden; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

"Beden" ile ilgili cümle

  • "Yemen halkı yaz günlerinde bedenlerini serinletmek için kabuğu kaynatıp içerler." - S. Birsel

Yerel Türkçe anlamı:

Bakır sahan.

Beden, kale duvarı

Bakır sahan.

Ahırda, sidiğin dışarı akmasını sağlayan, üstü kapalı hendek.

Oltanın uç kısmı.

Kışın elbise altına giyilen bir çeşit giyecek, içlik.

Sur, hisar

Beden gövde

Tabak.

Felsefi anlamı:

(Eski Yunan felsefesinde) İnsan ruhunu bu dünyadaki yaşamı sırasında içinde tutsaklayan canlı varlık.

(Aristoteles'te) Ruhun etki aracı ve aygıtı. // Aristoteles'te ruh bedenin biçimleyici ilkesidir, -> entelekheia'sıdır. 3-(Descartes'ta) Ruhun yanı sıra insanın başka bir bağımsız kurucu öğesi. 4- Ruhsal yaşamın doğal temeli. 5- Yaşamın görünen, somut biçimi.

Su ürünleri alanındaki kelime anlamı:

Olta iğnesinin kullanılmasını sağlayan malzemelere verilen ad, beden malzemeleri doğal olan kendir, ipek, pamuk ve benzeri sentetik olanları ise poliamid, poliester multi ve monofilament malzeme, oltanın ucuna genellikle bir fırdöndü vasıtasıyla bağlanan ve kalınlığı oltanın kalınlığına eşit veya daha az olan olta ipi parçası.

 

İngilizce'de Beden ne demek? Beden ingilizcesi nedir?:

body, lines

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Amasya şehrinde, Gümüşhacıköy ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer. Antalya ili, Köprülü nahiyesine bağlı bir bölge.

Beden hakkında bilgiler

İnsan vücudu, fiziksel ve kimyasal yapılardan oluşan bir sistemler bütünüdür. Vücut, insan sağlığının maddesel parçasıdır; insan varlığının korunması ve soyun sürekliliği için birbiriyle uyumlu bir biçimde çalışan öğelerden oluşmuştur.

İnsan vücudunun ana birimi hücredir. Hücreler ve hücreler arası maddeler birleşerek dokuları oluşturur. Dokular, biçimsel ve işlevsel birimler olan organları oluştururlar. Fizyolojik olarak aynı işlevi gören yapısal organ birlikleri de vücudun sistemlerini meydana getirir. İnsan vücudundaki temel sistemler; hareket, sinir, solunum, dolaşım ve sindirim sistemleri olarak sıralanabilir. Bu sistemler duygu, hareket ve beslenme gereksinimlerini yerine getirirler. İnsan vücudunun olağan büyüme ve gelişmesi sistemlerin ve sistemleri oluşturan her organın görevini yerine getirmesine bağlıdır.

Beden ile ilgili Cümleler

  • Bedenime dokun.
  • Beden eğitimi gerekli bir ders mi?
  • Bu pantolonlar oldukça dar. Diğer bedenleri deneyebilir miyim?
  • Hiçbir beden kusursuz değildir.
  • Çünkü bu bedende yüreğim kayıp.
  • Çık bu bedenden Tom!
  • Beden ölçünüzü biliyor musunuz?
  • Beden ölçünüz nedir?
  • Ali bir beden eğitimi öğretmeni.
  • Bedenimizin yüzde kaçı sudur?
  • Polis memuru yerde yatan bedenin bir nabzı olup olmadığını görmek için kontrol etti.
  • Bedenler yavaş yavaş büyür, çabucak ölür.
  • Bedenimden utanıyorum.
  • Tom'un annesi, geçenlerde ölümden döndüğü sırada yaşadığı olağanüstü bir beden dışı deneyim hikayesi anlattı.
 

Beden anlamı, tanımı:

Vücut : Var olma, varlık. İnsan veya hayvan gövdesi, beden.

Beden cezası : İnsan vücudu üzerine uygulanan ceza.

Beden dili : Duygu ve düşüncelerin yüz ifadesi, beden duruşu vb. yollarla anlatıldığı iletişim biçimi, vücut dili.

Beden eğitimi : Vücudu güçlendirmek ve sağlığı korumak amacıyla araçlı veya araçsız hareketler yapma, beden terbiyesi.

Beden işçisi : Beden gücü ile çalışan kimse.

Beden terbiyesi : Beden eğitimi.

Battal beden : Normalden büyük olan.

Sıfır beden : Normalden çok fazla zayıf olan.

Dümen bedeni : Dümen boğazını oluşturmak için boydan boya konulan parça.

Kale bedeni : Kalenin burçları arasında yer alan üstü mazgal ve siperlerle örülmüş kalın duvar.

Bedence : Beden bakımından.

Bedenci : Beden eğitimi öğretmeni.

Bedenen : Beden gücüyle. Bedeniyle, vücuduyla.

Bedensel : Bedenle ilgili, bedenî.

Canlı : Canı olan, diri, yaşayan. Canlı yayın. Yaşayıp yer değiştirebilen yaratık, hayvan. Dikkat çekici, göz alıcı, parlak (renk), ateş parçası. Hareketli, hayat dolu, dinamik bir biçimde. Güçlü, etkili. Hareketli, hayat dolu, dinamik.

Varlık : Var olan her şey. Önemli, yararlı, değerli şey. Ömür, hayat. Kalıcı olan, gelip geçici olmayan şey. Canlı varlıkların sayısal yoğunluğu veya dağılımı, popülasyon. Var olma durumu, mevcudiyet. Para, mal, mülk, zenginlik, variyet.

Maddi : Maddesel. Mal, para, varlıkla ilgili olan. Maddeden oluşan. Madde ile ilgili, maddesel, özdeksel, manevi karşıtı.

Bölüm : Bir bütünü oluşturan parçaların her biri, kısım. Bir kuruluşun yönetim birimlerinden her biri, departman, seksiyon. Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri, departman. Canlıların bölümlenmesinde filumların bir araya gelmesiyle oluşan birlik. Çağ, devir. Bölme işlemi sonunda elde edilen sayı.

Bacak : İskambil kâğıtlarında genç erkek resimli kâğıt, oğlan, vale. Vücudun kasıktan tabana kadar olan bölümü. Hayvanlarda yürümeye veya atlamaya yarayan organ. Bazı şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri, ayak.

Kalan : Kalma işini yapan. Bir çıkarmanın sonucu. Artan, mütebaki. Bölme işleminde bölünenden artan sayı.

Gövde : Kesilmiş hayvanın, sakatatı alındıktan sonraki durumu. Ağaç ve bitkilerin dallarının dışında kalan ana bölümü. Bir şeyin asıl bölümü. Ad ve fiil köklerinden yapım ekleriyle türetilmiş kelime. Hayvanlarda baş, ayak ve kuyruktan geri kalan bölüm. İnsan bedeninde baş, kol ve bacaklar dışında kalan bölüm.

Fiziksel : Genel olarak doğaya, maddeye, nesnelere ilişkin olan, fiziki. Fizikle ilgili olan.

Ölçü : Aşırı olmama, ılımlı, uygun olma durumu. Değer, itibar. Bu değerlendirmede kullanılan birim, ölçme birimi. Bir niceliği, o nicelik için kabul edilmiş birimlerden birine göre oranlayarak değerlendirme, mizan. Belirlenmiş boyut. Bir şiirdeki dizelerin hece ve durak bakımından denk oluşu, vezin. Bir ezginin eşit bölümlere ayrılışı. Ölçüt. Ölçme sonucu bulunan rakam.

Kale : Denizli iline bağlı ilçelerden biri. Satranç tahtasının dört köşesine dikilen, tahtanın bir tarafından diğer tarafına kadar düz olarak boş hanelerde gidebilen kale biçiminde taş. Genellikle bir düşüncenin savunulduğu, sürdürüldüğü yer. Düşmanın gelmesi beklenilen yollar üzerinde, askerî önem taşıyan şehirlerde, geçit ve dar boğazlarda güvenliği sağlamak için yapılmış olan kalın duvarlı, burçlu, mazgallı yapı, kermen. Takımla oynanan bazı top oyunlarında topun sokulmasına çalışılan yer. Malatya iline bağlı ilçelerden biri.

Beden duruşu : Bedenin ve örgenlerinin yerçekimine göre aldığı duruş biçimi.

Beden imgesi : Kişinin dinlenme ya da iş durumundaki bedenine değgin sürekli imgesi.

Beden özürlü çocuk : Düzeltilmesi gereken bir sakatlığı bulunan ya da sürekli büyüme ve gelişme yetersizliği içinde olan çocuk.

Beden özürü : Bedenin bir bölümünün iyi gelişmemesi ya da belirgin biçimde olağandışı gelişmesi sonucu oluşan özür.

Beden sakası : Tuzlu balgam, (at hastalığı).

Beden tipi : Belirgin birtakım beden özelliklerini kendinde toplayan tip.

Beden tipi bilimi : Önemli ruhsal ve fizyolojik niteliklerin beden yapısıyle bir ilişkisi olduğu görüşüne dayanan, buna göre beden yapısını belirli tiplere ayıran kuramlara verilen ad.

Beden yapısı : İnsanın, genellikle boy, ağırlık, kol, bacak uzunlukları ve deri özelliklerini göz önünde bulundurarak, beden yapısı yönünden gösterdiği nitelikler.

Beden zayıflığı : Aşırı zayıflama.

Bedence özürlü : Örgenleri, düzgülü gelişimi engelleyecek kadar özürlü olan (kişi).

Diğer dillerde Beden anlamı nedir?

İngilizce'de Beden ne demek? : [bede (de) ] n. prayer; plea, appeal, petition

n. body, flesh, trunk; body structure, frame; size, measurement; tabernacle

Fransızca'da Beden : corps [le], tronc [le], chair [la]

Almanca'da Beden : n. Körper, Korpus, Leib, Leibchen, Oberteil, Rumpf, Soma

Rusça'da Beden : n. тело (N), плоть (F), ствол (M), амбразура (F)

adj. телесный