Costar türkçesi Costar nedir

  • Başrolü paylaşmak.
  • Başrolü paylaşan oyuncu.
  • Baş rol oyuncularından.

Costar ile ilgili cümleler

English: The movie costarred two great actresses.
Turkish: Film iki büyük aktristi baş rolde oynattı.

Costar ingilizcede ne demek, Costar nerede nasıl kullanılır?

Costard : Kafa. İngiliz elması. Baş.

Costards : İngiliz elması. Kafa. Baş.

Costarred : Başrolü paylaşmak. Baş rol oyuncularından. Başrolü paylaşan oyuncu.

Costarring : Bir filmde yardımcı oyuncu olarak oynama.

Costars : Başrolü paylaşan oyuncu. Başrolü paylaşmak. Baş rol oyuncularından.

Costa brava : Vahşi kıyı. Barcelona'da turistik bölge.

Costal : Yaprak damarı. Kostal. Kaburgasal. Kaburgalara ait.

Costae spuriae : Yalancı kaburgalar. Kosta supuria. Son gerçek kaburganın kıkırdağı aracılığıyla dolaylı olarak sternuma bağlanan kaburgalar, kosta supuria.

Costae fluctuantes : Yüzücü kaburgalar. Kosta fuluktuantes. Özellikle etçillerde karın duvarında serbest olarak sonlanan her iki taraflı son iki çift kaburgaya verilen ad, kosta fluktuantes.

Costa : Kosta. Kaburga, damar veya benzeri yapılar. böceklerin kanatlarının ön kenarına paralel uzanan büyük boyuna damar. 3,ctenophora'da yüzmeye yarayan kısmı. 4.trichomonatidae'de dalgalı zarın kaidesindeki yapı. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Göğüs boşluğunun yan tarafını oluşturan üstte sırt omurlarına, altta doğrudan veya dolaylı olarak göğüs kemiğine bağlanan hafif kıvrık çubuk biçimindeki kemikler, kosta. Kaburga. kimi kamçılı protozoonlarda (trichomonadlarda), tekrarlayan kamçı ve dalgalı zarın altında bulunan hücre yüzeyi boyunca bir kinetozomdan çıkan belirgin çizgili çubuk. Kaburga (anatomi, zooloji). Kaburga.

 

İngilizce Costar Türkçe anlamı, Costar eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Costar ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Replacement cost : Değiştirme gideri. Yenileme değeri. Yenileme maliyeti. Yerine koyma değeri. Yenileme masrafı. Yerine koyma masrafı.

Handling charge : Bankalar arası işlem gerçekleştiren kişi tarafından alınan komisyon. Para transferi yapma işlemi için alınan ücret. İşlem masrafları. Yükleme boşaltma masrafları. İndirme bindirme masrafları. Hammaliye masrafları.

Boost : Övmek. Yukarıya itmek. Alttan yukarıya ittirmek. Yardım için itmek. Canlandırmak. Teşvik. İtelemek. İtmek. Destek. Artırmak (fiyat).

Production cost : Üretim masrafı. İmalat maliyeti. Üretim giderleri. Yapım gideri. Üretim maliyeti.

Charge : Aydınlatmak. Kredi kartından almak. Bir özdeğin ya da bir ortamın eksicik önelcik dengesinin bozulması ile oluşan elektriklik hali. 2— bir elektrik çevriminin ya da bir işlergenin güç çıktısı. Hukuk, fizik, kimya, iktisat, nükleer enerji, tarih alanlarında kullanılır. Besleme. Yüklemek (enerji veya elektrik). Yüklemek. Hücum etmek. Bir yoğunlaç ya da akımsaklar üzerinde toplanmış erke. Görevlendirmek.

 

Ransom money : Fidye.

Portage : Hamallık. Taşıma ücreti. Nakliyat. Taşıma vergini. Taşıma yeri. Nakliye. Navlun. Nakletme. Taşıma. Nakliye yolu.

Outlay : Harcanan para. Harcamalar. Harcama. Giderleme. Borç karşılığı ödeme, mal ve hizmetler karşılığında para ya da başkaca bir değer verme. mal ve hizmetlerin para ile tanımlanan değeri. Masraf. Mal ya da hizmetler ve borçlar karşılığı yapılan ödemeler. Gider. Giderler.

Unit cost : Birim maliyet. Birim maliyeti. Birim fiyatı. Ortalama maliyet. Toplam maliyetin toplam üretim miktarına bölünmesiyle hesaplanan, bir birim mal üretmek için katlanılan maliyet.

Handling cost : Muamele ücreti.

Costar synonyms : borrowing cost, reproduction cost, cost overrun, opportunity cost, terms, damage, disbursal, disbursement, advance, payment, further, expenditure, co star, marketing cost, costars, costarred, promote, outgo, expense, physical value, cost of living, ransom, distribution cost, capital expenditure, encourage, price, spending.

Costar zıt anlamlı kelimeler, Costar kelime anlamı

Nonpayment : Tediye etmeme. Ödememe. Ödeme yapmama. Bir borcu ödememe. Ödemesiz. Ademi tediye. Adem-i tediye.

Income : İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Her tür hak ve işlerle taşınır ve durağan mallardan sağlanan yararlar. (aylık, ürem, kira, özel gelir vb. gibi). Bütçe. Gelir. Vücuda giren gıda. Kar. İrat. Rant. Bk. gelir gelir getiren taşınmaz. Varidat.

Obviate : Çözmek. Yetmemek. Önüne geçmek. Çare bulmak. Bertaraf etmek. Gereksiz kılmak. Halletmek. Üstesinden gelmek. Karşılamamak. Gidermek.