Charge türkçesi Charge nedir

  • Suçlama.
  • Suçlamak.
  • [#yük Yüklemek].
  • Besleme.
  • Vazifelendirmek.
  • Yüklemek (enerji veya elektrik).
  • Yükümlülük.
  • Kanunla belirlenen bazı kamu hizmetlerinden yararlanma karşılığında alınan vergi.
  • Bir özdeğin ya da bir ortamın eksicik önelcik dengesinin bozulması ile oluşan elektriklik hali. 2— bir elektrik çevriminin ya da bir işlergenin güç çıktısı.
  • Üzerine atmak.
  • Ücret.
  • Hukuk, fizik, kimya, iktisat, nükleer enerji, tarih alanlarında kullanılır.
  • Çevresinde kıvıl alan yaratan, artı ya da eksi alabilen temel tanecik özelliği, niceliği.
  • Görevlendirmek.
  • Aydınlatmak.
  • Tembihlemek.
  • Uyarmak.
  • Hücum etmek.
  • Yük.
  • Saldırmak.
  • Sorumlu tutmak.
  • Doldurmak.
  • Bir yoğunlaç ya da akımsaklar üzerinde toplanmış erke.
  • Bilgi vermek.
  • Şarj.
  • Taarruz.
  • Harç.
  • Şarj etmek.
  • Kredi kartından almak.
  • Resmi dairelerde görülen hizmet karşılığı olarak iş sahibinden alınan para.
  • İtham etmek.
  • Ödetmek.
  • Reaktör kalbine konulan yeni yakıt unsurlarının tamamı.
  • Bir sürece gönderilen ham özdek.

Charge ile ilgili cümleler

English: Ali had to charge the battery.
Turkish: Ali pili şarj etmek zorundaydı.

English: Ali is in charge now.
Turkish: Ali artık sorumlu.

English: Ali is in charge of making all the arrangements for our trip to Boston.
Turkish: Ali Boston'a gezimiz için tüm düzenlemeleri yapmakla sorumlu.

 

English: Ali is on the committee in charge of the event.
Turkish: Ali olaydan sorumlu komitede.

English: A captain is in charge of his ship and its crew.
Turkish: Bir kaptan, gemisinden ve ekibinden yükümlüdür.

Charge ingilizcede ne demek, Charge nerede nasıl kullanılır?

Charge a battery : Enerji depolama hücresini yeniden enerji ile yüklemek. Bir bataryaya enerji vermek. Bir bataryayı şarj etmek.

Charge account : Kredi kartı hesabı. Veresiye hesabı. Açık hesap.

Charge amplifier : Yük yükselteci.

Charge balance : Yüklenti eşitleme. Yük denkliği. Yük dengesi.

Charge capacity : Şarj kapasitesi.

Charge carriers : Yük taşıyıcı.

Charge coefficient : Yük katsayısı.

Charge card : Kredi kartı. Harcama kartı. Alışverişini kredi ile yapması amacıyla bir banka veya diğer işletmeler tarafından müşteriye verilen manyetik şeritli plastik kartt. Charge plate. Bir çeşit kredi kartı. Tam ödemeli kredi kartı.

Charge density : Birim yüzölçümüne ya da birini oylumca düşen yük tutarı. Motor içi dolgu yoğunluğu. Yük yoğunluğu.

Charge exchange : Yük alışverişi.

İngilizce Charge Türkçe anlamı, Charge eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Charge ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Daubed : Beceriksizce boyamak. Lekelemek. Sıvamak. Kaplamak. Çamur. Sürmek. Bulaştırmak. Kirletmek. Leke.

Encumbers : Tıka basa doldurmak. Sorumluluk altında bırakmak. Ayağına dolaşmak. Sorumluluk yüklemek. Engel olmak. Ayak bağı olmak. Engellemek. Borç.

Ascribe : Yormak. Üstüne atmak. Ayırmak. Hamletmek. İsnat etmek. Vermek. Yakıştırmak. Atfetmek. -e yormak.

 

Onrush : Saldırı. Saldırma. Tırmanan akım. Saldırış. Üşüşme. Hamle. Atak. Hücum.

Bill of indictment : İtham. Suç isnadı. İthamname. İddianame. Dava.

Tell : Anlatmak. Belli etmek. Bilmek. Emretmek. Söylemek. Ayırt etmek. Göze çarpmak. Etkili olmak. Ayıtmak.

Carload : Araba yükü. Araba dolusu. Araba dolusu yük. Vagon yükü. Asgari yük. Bir yığın eşya. Vagon dolusu yük. Vagon dolusu.

Congests : Yığmak. Toplamak. Tıkamak. Tıkanmak. Kalabalıklaşmak. Dolmak.

Completing : Tamamlamak. Yerine getirmek. Bitirmek. İkmal etme. İtmam. Uygulamak. Tamamlama. Tamamlanıyor.

Housemaids : Hizmetçi. Orta hizmetçisi. Oda hizmetçisi.

Charge synonyms : alerting, impeach, accusing, apprising, feeing, complaints, fasten on, alleges, handmaids, deploys, clogging, brightens, freight, impeaches, acquainting, cast blame on, assailed, assault, impost, feed, cathexis, criminated, admonishing, acquaints, engagement, emolument, emoluments, doughs, apprised, civilise, daub, arrogate, onset.

Charge zıt anlamlı kelimeler, Charge kelime anlamı

Absolve : Suçunu bağışlamak. Aklamak. Temize çıkarmak. Tenzih etmek. Affetmek. Arılamak. Beraat ettirmek. Bağışlamak. Allah adına günahı affetmek. Kurtarmak.

Overcharge : Şişirmek. Fahiş fiyatla satmak. Fiyatı fazla yükseltmek. Fazla para almak. Fazla yüklemek. Fazla hesap yazmak. Abartmak (ayrıntı vb.). Fazla fiyat islemek. Abartmak. Kazıklamak.

Charge ingilizce tanımı, definition of Charge

Charge kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, to charge with fixed bayonets. To fill. To make an onset or rush. A load or burder laid upon a person or thing. To load. To lay on or impose, as a load, tax, or burden.