Cuff türkçesi Cuff nedir

Cuff ile ilgili cümleler

English: Ali is handcuffed.
Turkish: Ali kelepçeli.

English: Ali was wearing an orange jumpsuit and his hands were cuffed in front of him.
Turkish: Ali turuncu bir tulum giyiyordu ve elleri önünde kelepçeliydi.

English: Ali put on his cufflinks.
Turkish: Ali kol düğmelerini taktı.

English: Ali was having trouble trying to find his best pair of cuff links.
Turkish: Ali en iyi kol düğmelerini bulmaya çalışırken sorun yaşıyordu.

English: I'm not good at speaking off the cuff.
Turkish: Doğaçlama konuşmada iyi değilim.

Cuff ingilizcede ne demek, Cuff nerede nasıl kullanılır?

Cuff link : Gömlek kollarında manşetleri kapatmak için kullanılan küçük dekoratif aksesuar. Kol düğmesi.

Off the cuff remark : Düşünmeden söylenen öfkeli sözler. Aniden patlak verme. Önceden düşünmeden konuşma.

Be off the cuff : Hazırlıksız bir şekilde bir şey söylemek. Doğaçlama olmak. Hazırlıksız olmak.

Off the cuff : Doğaçtan. Hazırlıksız. Hazırlıksız olarak. Düşünmeden. Düşünmeksizin. Kafadan.

On the cuff : Veresiye.

Cufflinks : Düğmeler. Kol manşetlerine takılan süsleyici düğmeler. Kol düğmesi. Kol düğmeleri.

 

Cuffing : Tokat atmak. Tokat. Kafing. Manşet. Tokatlamak. Şamar atmak. Bir sınırın etrafında, onu çepeçevre saran manşet benzeri bir yapının oluşması. Kolluk. Paça. Sille.

Cuffless : Manşetsiz.

Cufflink : Kol düğmesi.

Cuffed : Tokatlamak. Şamar atmak.

İngilizce Cuff Türkçe anlamı, Cuff eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Cuff ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Manacling : Kelepçelemek. Kelepçeye vurmak. Kelepçe takmak.

Buffet : Boğuşmak. Örselemek. Vurmak. Mücadele etmek. Sarsmak. Yumruk atmak. Yumruklamak. Büfe. Dövmek.

Trotter : Domuz paçası. Paça çorbası. Tırıs giden at. Koşu atı.

Armband : Pazıbent. Kolçak.

Catch : Görmek. Yetişmek. Tutma. Aldatmaca. Çalışmak (mekanizma). Tutulan. Çalışmak. Top tutma. Vurmak. Çarpmak.

Bonking : Aşk yaşamak. (kaba britanya argosu) cinsel ilişkiye girmek. Sevişmek. Cinsel ilişki yaşamak. Birisini yatağa atmak. Vurmak. Çarpmak. Götürmek. (karşı cinsi) götürmek.

Handlock : El kilidi. Kelepçelemek. Kelepçeye vurmak.

Streamers : Bandrol. Işık huzmesi. Serpantin. Flama. İnce uzun bayrak. Kağıt şerit. Serpantin (renkli kağıttan yapılmış). Flandra. Fors.

Spatted : Ağız kavgası etmek. Önemsiz bir şey için yapılan tartışma. Yumurta bırakmak (istridye). Tartışma. Ağız dalaşı. Dalaşmak. Atışmak. Münakaşa. Sıcak tartışma.

Cuff synonyms : trouser cuff, calves foot, fist, arm floats, shackle, cuffed, leg, lap, spat, frillings, arm rest, turnup, caught, smacks, jab, knuckle sandwich, darbies, armlets, headings, spathe, sock, boxes, biffs, captions, banner, frilling, yens, streamer, handcuffs, bracelets, wristbands, slap, wiper.

 

Cuff zıt anlamlı kelimeler, Cuff kelime anlamı

Prepared : Hazırlanmış. Alesta. İstekli. Hazırlıklı. Tedarikli. Hazırlandı. Hazır. Önceden hazırlanmış. Gönüllü. Amade.

Cuff ingilizce tanımı, definition of Cuff

Cuff kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To slap. To fight. The part of a sleeve turned back from the hand. Esp., to smite with the palm or flat of the hand. Esp.,, a blow with the open hand. A blow. A box. To box. To scuffle. A slap. To strike. The fold at the end of a sleeve.