Yumruk nedir, Yumruk ne demek

"Yumruk" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Düşman yumruğu altında kalmamalı."
  • "Dişlerini kilitleyerek iki yumruğunu havada salladı." - P. Safa
  • "Bir karış mesafeden inecek yumrukla, bir metre mesafeden çakılacak yumruğun tesirleri arasında büyük fark vardır." - A. Gündüz

Bilimsel terim anlamı:

Elin sıkılmış ve yumulmuş hali.

İngilizce'de Yumruk ne demek? Yumruk ingilizcesi nedir?:

fist

Yumruk tanımı, anlamı:

Yumruk atmak : Yumrukla vurmak.

Yumruk gibi : Yumruk büyüklüğünde.

Yumruk göstermek : Korkutmak, gözdağı vermek.

Yumruk kadar : Küçücük. çok iri, büyük.

Yumruk yumruğa gelmek : Yumruklaşmak.

Yumruğuna güvenmek : İsteklerini yaptırmak için yalnızca bedensel gücüne güvenmek.

Yumruk hakkı : Zorbalıkla elde edilen şey.

Yumruk oyunu : Boks.

Yumruk topu : Boksörlerin düzgün ve çabuk yumruk vurabilmeleri için çalıştıkları, uzunluğu boksörün boyuna göre ayarlanabilen, bir askıya asılı lastik top.

Demir yumruk : Güçlü kuvvetli (kimse).

Yumru : Şişkin, kabarık, yuvarlak biçimli. Eğri büğrü, çarpık, yamru yumru. Yuvarlak, şişkin şey. Sap, kök veya dallarda bulunan, yedek besin taşıyan şişkin madde. Genellikle derinin içine gömülü, yuvarlak ve sert oluşum, nod.

 

Yumruk oyuncusu : Boksör.

Yumruklama : Yumruklamak işi.

Yumruklamak : Yumrukla vurmak.

Yumruklanma : Yumruklanmak işi.

Yumruklanmak : Yumrukla vurulmak.

Yumruklaşma : Yumruklaşmak işi.

Yumruklaşmak : Karşılıklı yumruk atmak, yumruk vurarak dövüşmek.

Boğazına bir yumruk tıkanmak : Konuşamaz olmak, sesi çıkmamak.

Kavgada yumruk sayılmaz : "kavga sırasında hem dayak yenilir hem de atılır" anlamında kullanılan bir söz.

Parmak : İnsanda ve bazı hayvanlarda ellerin ve ayakların son bölümünü oluşturan, boğumlu, oynak, uzunca organların her biri. Arşının yirmi dörtte biri. Eni bu organ kadar olan. Koyu sıvılara daldırıp çıkarıldığında bu organa bulaşan miktar kadar olan. İnç. Bir işe karışmış olma ilgisi. Bir tekerleğin merkezinden çemberine kadar uzanan çubukların her biri.

Kapanma : Kapanmak işi.

Biçim : Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Biçme işi. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Herhangi bir şeyin benzeri. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Tarz.

Vuruş : Bir kuvvetin etkileme süresi ile şiddetinin çarpımından çıkarılan nicelik. Vurma işi. Bir ölçüyü oluşturan eşit sürelerden her biri, darp. Tempo.

Baskı : Bir maddeyi sıkıp ezen alet, pres. Giysinin içine kıvrılıp dikilen kenarı. Hak ve özgürlükleri kısıtlayarak zor altında bulundurma durumu, tahakküm. Bir eserin basılış biçimi veya durumu. Top oyunlarında karşı takım oyuncusunun hareketini ve sonuç almasını engellemek amacıyla uygulanan yakın savunma durumu, pres. Bası sayısı. Bir eserin tekrarlanarak yapılmış olan baskı işlemlerinden her biri, edisyon. Belirli ruhsal etkinlik ve süreçleri, kişinin isteği dışında bilinçaltına itmesi veya bu itilenlerin bilince çıkmasını önleme durumu.

 

Bu : En yakında bulunan bir varlığı veya biraz önce anılan bir şeyi işaret yolu ile belirtmek için kullanılan bir söz. Yerde, zamanda veya söz zincirinde en yakın olanı gösteren bir söz.

Yumruk atmak : yumrukla vurmak.

Yumruk cengi : Yumruk yumruğa yapılan kavga.

Yumruk demiri : Bakırcı ve kalaycıların, kap kaçak dövmek için kullandıkları bir gereç.

Yumruk düğmek : Yumruk sıkmak, parmaklar avuçta toplamak.

Yumruk eldiveni : Yumrukoyuncularının karşılaşma ya da çalışmalarda ellerine giydikleri, 0,227 kg. ağırlığında, başparmak ayrı, dört parmak bitişik, bilek kısmı uzun fitil bağla bağlanan, içinde kıtık bulunan deri eldiven.

Yumruk gadar : Ufacık.

Yumruk tutuşu : Ellerin, vurmak için, yumruk yapılmış durumu.

Yumrukara : Bir çeşit kara üzüm.

Yumrukaya : Bitlis kenti, Reşadiye bucağına bağlı bir yer. Bolu ilinde, merkez ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Yumruklaşma alanı : Yumrukoyununun yapıldığı, etrafı üç sıra iple çevrili, yerden yüksekliği 0.90-1,20 m., genişliği 4.90 ya da 6,10 m. olan dördül (kare) biçiminde yer.

Yumruk ile ilgili Cümleler

  • Neden Tom'a yumruk attın?
  • Ali onun yüzüne yumruk attı.
  • Ali tekrar tekrar Mary'ye yumruk attı.
  • Ali bir yumruk yaptı.
  • Ali yumruklarını sıktı.
  • Yumruk figürü ne anlama gelir?
  • Yumruklarının ikisini de sıktın ve savaşa hazırsın değil mi?
  • Ali ve John'un Meryem'le ilgili tartışması yumruklaşmayla neticelendi.
  • Ali ellerini yumruk yaptı.
  • Yumruklarını havaya kaldır.

Diğer dillerde Yumruk anlamı nedir?

İngilizce'de Yumruk ne demek? : n. biff, blow, box, buffet, fist, jab, plug, punch, thump

Fransızca'da Yumruk : horion [le], poing [le], coup de tampon, frappe [la]

Almanca'da Yumruk : n. Faust

Rusça'da Yumruk : n. кулак (M), тумак (M), колотушка (F)