Döşe nedir, Döşe ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Döşeme, döşem.
Döşe ile ilgili Cümleler
- Ali levye ile döşeme tahtalarını parçaladı.
- Avrupa medeniyeti de ölüm döşeğindedir ama bu ölüme bir türlü katlanamaz yazarın gönlü.
- Cehennem vaatlerle döşelidir.
- Jale çarşafları değiştirmek için döşekleri kaldırdı.
- Aksi gibi çamaşırcının ihtiyar kocası o akşam birdenbire hastalanmış, kim bilir kaç derece ile yorgan döşek yatmıştı.
- Hirofumi tavanda fiberglas yalıtım döşedi.
- Döşemenin her tarafında kan vardı.
- Döşemenin altındaki kaçak borular.
- İyi bir döşemeci tavsiye edebilir misin?
- Onlar nihayet caddemize kaldırım döşedi.
- Ben yatak döşek hastayım!
- Sokak başta taşla döşeliydi.
- Karyolalar, koltuklar, kanepelerle dayayıp döşemek lazım.
- Döşemede yeşil tonlar hakimdi.
- Dede,ölüm döşeğindedir.
- Ali seyrek şekilde döşenmiş bir dairede çok basit bir hayat yaşıyor.
Döşe ile ilgili Atasözü veya Deyim
attan düşene yorgan döşek, eşekten düşene kazma kürek : soylu kimse yüzünden başımıza gelen felaketi çabuk atlatırız, soysuz kimse yüzünden başımıza gelen felaketi kolay kolay atlatamayız anlamında kullanılan bir söz.
çini döşemek : bir yeri çini ile kaplamak.
davetsiz gelen döşeksiz oturur : çağrılmadan bir yere giden kimse iyi bir ağırlanma beklememelidir anlamında kullanılan bir söz.
dayayıp döşemek : evi, odayı mobilya ve benzerleri ile döşemek.
döşeğe düşmek : Esir-i firâş olmak, yatalak olmak.
hastaya döşek sorulmaz : bir kişiye, onsuz yapamayacağı belli olan bir şeyin gerekli olup olmadığı sorulmaz anlamında kullanılan bir söz.
mayın dökmek (veya döşemek) : denize mayın bırakmak, denizi mayınlamak.
ölüm döşeğinde olmak : son anlarını yaşamak.
yorgan döşek yatmak : ağır hasta olmak.
Döşe kısaca anlamı, tanımı
Alttan dağıtmalı döşem : Suyu ya da buharı alt kattan yukarı doğru dağıtan döşem
Ayak döşeği : Nişan takılırken kızın ayağının altına serilen kumaş.
Buharlı döşem : Buhar kullanılarak yapılan ısıtma döşemi.
Çift borulu döşem : Gidiş ve dönüş olarak ayrı borularla yapılan ısıtma döşemi.
Çoban döşeği : Yetiştiği yeri yatak gibi örten, tüylü, gri yeşil renkli, geniş bir ot (çobanlar üzerinde yattığı için bu isim verilir).
Daban döşemek : Yürüyerek gitmek, fazla yürümek.
Daya döşe : Oturmaya, yaslanmaya yarayan minder ve yastık gibi şeyler: Çıplak ev neye yarar daya döşe olmayınca.
Dayamsız döşemsiz : Yaşamak için gerekli olan nesneler olmayan (yer).
Dölekli döşekli : Ağırbaşlı, olgun, temkinli.
Dölenip döşenmek : Olgunlaşarak uslanmak. Rahat ve huzura kavuşmak.
Döşek esiri : Yatalak, esir-i firâş.
Döşek komak : Yatak yapmak, yatak sermek.
Döşek salmak : Yatak sermek.
Döşekevi : Adana şehri, Çatalan nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
Döşekkaya : Bingöl şehri, Servi bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
Döşeklik : Yatak yüzü. Yatak konulan yer.
Döşeksiz : Döşeği olmayan.
Döşemcilik : Tesisatçılık.
Döşeme çivisi : Oturma mobilyalarında kolan, deri, kumaş ve benzeri gereçleri tutturmaya yarayan büyük yassı başlı ve dört köşe kesitli özel çivi.
Döşeme eşyası : (İçmimari) Bir evde üzerinde oturulup yatılan eşyalar.
Döşeme kirişi : (Mimarlık) Üzerine döşeme tahtalarının çakıldığı, karşılıklı iki duvar arasında birbirlerine paralel olarak atılmış kirişlerden her biri.
Döşeme korunağı : Döşemenin saklandığı, korunduğu yer.
Döşeme ressamı : Döşenmeye hazırlık olmak üzere, görünçlüğün taslağını çizen, döşemenin yerleştirilmesini sağlayan, çağın gereklerine göre taslak çalışmaları yapan kimse.
Döşeme süzgeci : Döşeme sularını pissu döşemine ileten ağızlık.
Döşemealtı : Antalya ilinde, Döşemealtı nahiyesine bağlı bir yer.
Döşemeci yardımcısı : Döşemenin bakımını, ufak tefek düzeltmeleri, onarımları yapan; boyama, yüz değiştirme, kaplama gibi işleri gerçekleştiren kimse.
Döşemli : Döşemi olan.
Döşemsiz : Döşemi olmayan.
Döşemtasarı : Bir yapıda oturanların ya da yapıyı kullananların yararlanacakları su, elektrik, havagazı ve benzeri kolaylıkların, nasıl bir uygulayımsal düzen içinde yapıda yer alacağını gösteren çizimtasar.
Döşenebilme : Döşenebilmek işi.
Döşenebilmek : Döşenme imkânı veya olasılığı bulunmak.
Döşeneyh : Halı, kilim, çul.
Döşengi : Halı, kilim, çul. Oda takımı, mobilya.
Döşenilmek : Döşenmek, yayılmak, serilmek, ferş olunmak.
Döşenti : Oda takımı, mobilya.
Döşetebilme : Döşetebilmek işi.
Döşetebilmek : Döşetme imkânı veya olasılığı bulunmak.
Döşeyebilme : Döşeyebilmek işi.
Döşeyebilmek : Döşeme imkânı veya olasılığı bulunmak.
Döşeyicilik : Tesisatçılık.
Elektrik döşemi : Bir tiyatronun tüm aydınlatılması ve sahne ışıklaması için gerekli biçimde döşenmiş elektrik kabloları ve aygıtlarını kapsayan bütün.
Emme döşemi : Hava-benzin karışımını karaçtan motora ileten boru donanımı.
Gaga döşemek : Aç gözlü olmak, gözü doymamak.
Gaz döşemi : Yapıda, gazı kullanma yerlerine ileten döşem.
Hava basınçlı döşem : Suyun hava basıncıyle dağıtıldığı döşem.
Isıtma döşemcisi : Isıtma döşemini yapan usta.
İklimleme döşemi : Yapıda istenilen iklim koşullarını yaratan döşem.
Kat döşemi : Temiz suyu kolonlardan kullanma yerlerine taşıyan döşem.
Merkezden ısıtma döşemi : Binanın bir merkezden ısıtılmasını sağlıyan döşem.
Mertek döşeme : Ağaçlarla döşenmiş oda tabanı.
Moloz döşek : (Mimarlık) Temel duvarları içine kaba taşlarla yapılan dolgu döşek.
Örtü döşek : Yatak, yorgan. Yatak yorgan, ev eşyası.
Pardı döşemek : Sopayla dövmek.
Pissu döşemi : Pissuları yapıdan dışarı taşıyan boru ağı.
Satır döşemek : Satır atmak, kılıçtan geçirmek.
Sert döşeme : Yay ile ya da yay kullanmadan yapılan, az esnek döşeme türü.
Sıcak su döşemi : Kullanma sıcak suyunun hazırlandığı döşem.
Su döşemcisi : Su döşemi yapan ve bu meslekten olan kimse.
Su döşemi : Bir binanın pissu, temiz su ve gaz döşemlerinin tümü.
Taban döşeği : (Mimarlık) Sağlam olmayan toprakta yapıların temelleri altına dökülen beton yatak. a. bk. pabuç.
Tahta döşeme : Gerektiğinde sirkin gösteri alanının zeminine konulan, taşınabilir tahta taban.
Taşıl döşek : Kavkı, krinoid, mercan ve benzerleri gibi organizmalardan oluşmuş katmanlı yapı.
Tek borulu döşem : Gidiş ve dönüş borusu olarak tek borunun kullanıldığı döşem.
Temiz su döşemi : Yapıda temiz suyu kullanma yerlerine ileten boru ağı.
Ter döşeği : Annenin doğumdan hemen sonra, kendi yatağına gelene kadar yattığı yatak.
Üstten dağıtmalı döşem : Su ya da buharı, yapıya üstten dağıtan döşem.
Yakıt döşemi : Yakıtı yakıtlıktan karaca ya da yakıt basacına İleten boru düzeni.
Yüksek basınçlı buharlı döşem : Buhar basıncının 0.5 kg/cm2 den yüksek olduğu ısıtma döşemi.
Yüksek döşeme : Yüksek yay kullanılarak yapılan ve genellikle ağır koltuklarda uygulanan döşeme türü.
Zoval döşemek : Gereksiz konuşmak.
Dayalı döşeli : Döşemesi ve eşyası eksiksiz.
Döşek : Yatak. Dövülmek üzere harman yerine serilen ekin sapları. Gemi gövdesinde, su basıncı, çarpma, karaya oturma vb. durumlarda darbeleri karşılayabilecek, yük ve makinelerin ağırlığına dayanabilecek dirençteki yapı gereci.
Döşekli : Döşeği olan. Yalpası az olan yayvan gemi.
Döşeli : Döşenmiş olan, mefruş.
Döşem : Tesisat.
Döşemci : Tesisatçı.
Döşeme : Döşemek işi. Bir yapının döşenmesine yarayan her türlü eşya, mefruşat. Halk edebiyatında ve türkülerden önce söylenen, bazen tekerleme biçiminde olan uyaklı giriş bölümü. Taşıtların koltuk, taban, tavan vb. yerleri. Yapılarda taban üzerine döşenen tahta vb. kaplama. Koltuk, kanepe, divan vb.nin kumaş, yay, pamuk vb. bölümleri.
Döşemeci : Döşeme yapan kimse. Perde, koltuk, kanepe vb. satan veya onaran kimse.
Döşemeci çivisi : Özellikle mobilya döşemeciliğinde kullanılan büyük başlı, gövdesi kare kesitli, sivri uçlu ve siyah renkli çivi.
Döşemecilik : Döşemecinin yaptığı iş.
Döşemek : Bir tabanı, tahta, karo, mermer vb. yapı gereçleriyle kaplamak. Boru, kablo vb. yerleştirmek, çekmek. Bir ev veya dairenin oturulabilir duruma gelmesi için gerekli eşyayı oraya yerleştirmek. Kumaş, halı vb.ni bir yeri iyice örtecek biçimde sermek.
Döşemeli : Döşemesi olan.
Döşemelik : Yapılarda tabana döşemek için kullanılan (gereç). Kanepe, koltuk vb.nin kaplanmasına elverişli (kumaş).
Döşemesiz : Döşemesi olmayan.
Döşeniş : Döşenme işi.
Döşenme : Döşenmek işi.
Döşenmek : Döşeme işi yapılmak. Birine kızarak kötü ve küçük düşürücü sözler söylemek. Uzun uzadıya ve yererek yazmak.
Döşetilme : Döşetilmek işi.
Döşetilmek : Döşetme işi yaptırılmak.
Döşetme : Döşetmek işi.
Döşetmek : Döşeme işini yaptırmak.
Döşeyici : Tesisatçı.
Döşeyiş : Döşeme işi.
Lağım döşemi : Kanalizasyon.
Mozaik döşeme : Mozaik karışımı yapılmış olan yer döşemesi.
Ölüm döşeği : Son nefesin verileceği yatak veya yer. Ölümcül durum.
Rahat döşeği : Ölüyü kaldırıncaya değin içinde yatırdıkları döşek.
Taş döşeme : Geniş yüzeyli taşlarla yapılmış döşeme.
Diğer dillerde Döş kemiği anlamı nedir?
İngilizce'de Döş kemiği ne demek ? : sternum

Bu kısımda Döşe nedir? Döşe ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Döşe tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Döşe hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.