Döve nedir, Döve ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Boğaya gelmemiş iki üç yaşında dişi dana, düve.

Döve ile ilgili Cümleler

  • Ali ikimizi dövemez.
  • Karımı döverdim.
  • Jale çocuklarını döverdi.
  • Bir daha seni kedimi döverken görürsem seni rezil edeceğim. Bu sana son uyarım.
  • Tom'u dövebileceğine gerçekten inanıyor musun?
  • Seni döveceğim.
  • Onu döveceğim.
  • Ben seni öldüresiye döveceğim.
  • Tom'u döven çocukları tanıyor musun?
  • Öğretmen çocukları, yaramazlık ettiklerinde ya da çarpım tablolarını ezbere okuyamadıklarında döverdi.

Döve ile ilgili Atasözü veya Deyim

harman döven öküzün ağzı bağlanmaz : “çalışanın emeğinin karşılığı verilmelidir” anlamında kullanılan bir söz.

kedinin kabahatini önüne koyarlar, öyle döverler : “cezalandırılan kimse suçunun ne olduğunu bilmelidir ki o suçu bir daha işlemesin” anlamında kullanılan bir söz.

kızını (veya evladını) dövmeyen dizini döver : “çocuğunu gerektiği gibi eğitmeyen, ileride çok pişman olur” anlamında kullanılan bir söz.

Döve tanımı, anlamı

Dövebilme : Dövebilmek işi

Dövebilmek : Dövme imkânı veya olasılığı bulunmak.

Dövecek : Yayık. [Bakınız: döveç]. Çıkrık kolu. Tahta havan ve eli.

Döveci : Ağaç, sarmısak havanı. (Mudurnu Bolu) (döveç) : (Hatip Alaçam Samsun).

Dövek : Kırbaç.

 

Dövelek : Kavun ve karpuzun olmamışı, kelek.

Döven : Bez dokuma tezgâhı. Tokmak. [Bakınız: düven].

Döven otu : Yakı otu. Köklerinde acı ve kusturucu lezzetli naftakuinon türevi plumbago adlı bir madde ve mavi gri renkte yağ içeren, enfüzyon ve dekoksiyon biçiminde bakterilerin üremesini engelleyici, spazm çözücü olarak kullanılan diş otugiller familyasından bir bitki.

Dövenek : Çok geçilerek çiğnenmiş, yol edilmiş yer.

Dövensilik : Düveni boyunduruğa bağlayan ağaç.

Döver : Çatı ortasına uzatılan uzun ve kalın ağaç kiriş, mertek. Devlet: Seferberlikte biz yedi döverle harbettik. Evlerin birinci katındaki döşeme tahtalarının altındaki kalın ağaçlardan herbiri. (Akdağ Gelendost, Yukarıkaşıkara Yalvaç Isparta). Hatay kenti, Harbiye bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

Dövere : Deri kireçleme aracı. (Yalvaç Isparta).

Döveç : Ağaçtan yapılmış havan.

Boğaya gelme : Hlk. Kızgınlık.

Yaşın : Işık, parlaklık. Şimşek. Gizli.

Gelme : Gelmek işi. Gelmiş olan. Bir ışının, kaynağından çıkarak bir ayna yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine erişmesi. Yetişme.

Yaşı : Küçük çocuklarda, pislikten oluşan bir deri hastalığı.

Dana : İneğin, sütten kesildikten sonra bir yaşına kadar olan yavrusu.

Düve : Boğaya gelmemiş 1-2 yaşında dişi sığır.

Dişi : Yumurta oluşturan veya yavru doğuran (birey). Girintili ve çıkıntılı olarak bir çift oluşturan nesnelerden girintili olan. Yumuşak, kolay işlenen (maden). Kadın. Şuh, işveli, çekici. Verimli, doğurgan. Erkeği tarafından döllenecek biçimde oluşmuş (hayvan veya bitki).

Diğer dillerde Dötron anlamı nedir?

İngilizce'de Dötron ne demek ? : deuteron, deutron