Daba nedir, Daba ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Toprak damların kenarına konulan eğri, köşeli ağaç.

Arapça kökenli debbâğ: Deri terbiye eden kimse, ham deriyi işleyen.

Daba anlamı, kısaca tanımı

Bas dabanı : Çekil, yürü, git

Dabaca : Hayvanın dizkapağı kemikleri. Kamış ya da dut ağacı dallarının kabuğundan örülmüş yayvan ekmek sepeti. İpten örülen ve tavana asılan ekmek sepeti.

Dabaç : Kamış ya da dut ağacı dallarının kabuğundan örülmüş yayvan ekmek sepeti.

Dabag otu : Tabaklıkta derileri pişirmek için kullanılan bir çeşit ot.

Dabağ : Koyun, keçi ve sığırların, ağız, tırnak aralarında olan bir hastalık; şap hastalığı.

Dabah : Koyun, keçi ve sığırların, ağız, tırnak aralarında olan bir hastalık; şap hastalığı. İşte, orada, şurada. Çift tırnaklı hayvanların ayaklarında görülen hastalık. Tabak.

Dabahana : Arapça kökenli Far. debbâğ-hâne: tabakhane.

Dabak : Koyun, keçi ve sığırların, ağız, tırnak aralarında olan bir hastalık; şap hastalığı. Boynuzsuz keçi ve benzerleri hayvan. Yaşlanmış ağaç. Dalları kesilmiş ağaç gövdesi. Yemek tabağı. Ham deriyi işleyen kişi. Tabaka, yaprak. İşte, orada, şurada. hlk. Şap.

Dabak olmak : Hayvan derilerini sepileyen kimse veya hayvanlar şap hastalığına tutulmak.

 

Dabak sumağı : Tabakların deri pişirmekte kullandıkları tanenli bir çeşit sumak.

Dabaka : Tabaka, kat.

Dabaklamak : Hayvan derilerini sepileyip meşin, kösele, sahtiyan haline getirmek.

Dabal : Kısa boylu.

Dabal dabal : Çıplak ayakla yürümeyi anlatır.

Dabal dabal yürümek : Hastalıktan kalkan bir kimse ya da yeni yürümeye başlayan çocuk sallanarak ve sendeleyerek yürümek.

Dabalak : Büyük çömlek, küpecik.

Dabalamak : [Bakınız: debildemek]. Telâş göstermek. Hastalıktan kalkan bir kimse ya da yeni yürümeye başlayan çocuk sallanarak ve sendeleyerek yürümek. Gürültü yapmak. Çabalamak, uğraşmak.

Daballamak : Azarlamak, hakir görmek. Çabalamak, uğraşmak.

Daban : Esas, asıl, taban. Döşeme. Üç dört santimetreden kalın tahta, kalas, döşemelik tahta. Değirmen taşının altına konulan kiriş. Bir yerin, yamaçtaki tarlanın alt kısmı, eteği. Zemin kat. Tütün denklerinin en alt kısmı. Sürgü, tırmık. Taşsız, düz ve verimli toprak, tarla. Killi topraklı arazi. Ayağın altı, taban. Ayak ve elin bileğe yakın etli kısmı. Adım. Fahişe. İyi cins kılıç demiri. Taban, aya. Eski türkçe taban: taban; aya.

Daban ağacı : Üç dört santimetreden kalın tahta, kalas, döşemelik tahta.

Daban çuvalı : Küçük çizgi ve çiçeklerle süslü dokuma çuval.

Daban dabana olmak : Aksi cevap vermek, ters konuşmak.

Daban dazıtmak : Koşmak, seğirtmek.

Daban diremek : Direnmek, inat etmek.

Daban döğmek : Direnmek, inat etmek.

Daban döşemek : Yürüyerek gitmek, fazla yürümek.

Daban etmek : Acele etmek, çabuk yürümek. Cüret etmek, cesaret etmek.

Daban halısı : Yere serilen büyük halı.

Daban inciri : Kuru incir.

Daban işi : Bir çeşit yuvarlak pide.

 

Daban kesen : Yalınayak.

Daban tahdası : Üç dört santimetreden kalın tahta, kalas, döşemelik tahta.

Daban tahtası : Üç dört santimetreden kalın tahta, kalas, döşemelik tahta. Değirmen taşının altına konulan kiriş. [Bakınız: daban].

Daban tarla : Bir yerin, yamaçtaki tarlanın alt kısmı, eteği. Taşsız, düz ve verimli toprak, tarla.

Daban yıkmak : Bir kimseyi sırt üstü yıkmak ve tabanlarına değnekle vurmak.

Dabanbağı : Sulanması olanağı varken susuz bırakılan bağ. (Kursarı Yalvaç Isparta).

Dabanca : Tabanca. Etrafı hasırla örtülü cam fıçı. Çinicilikte fırındaki, malları düz ünce ve üstüste yığmak için kullanılan destek. Tabanca (silah).

Dabancık : Ayakkabı.

Dabança : Tabanca.

Dabançe : Tabanca.

Dabandarı : Zamanla ortası çukurlaşmış toprak yol.

Dabandemiri : Hazırlanan ayakkabı ile terliği kalıblarına geçirmeğe yarayan bir ayakkabı aracı. (Tokat).

Dabandoru : Yayan, yürüyerek.

Dabandoruya : Yayan, yürüyerek.

Dabanı düz : Düztaban, uğursuz.

Dabanlamak : Bağ çubuklarının uçlarını sivrilterek toprağa gömmek. Acemice, şaşkın şaşkın iş yapmak. Bir eşya ya da hayvan satılırken ilk söylenen fiyatta direnmek. Yürümek. Geniş adımla yürümek. Bastığı yeri bilmeden uluorta yürümek. Ayakla çiğnemek. Kuvvetli olarak itmek, sıkıştırmak.

Dabanlı : Cesaretli. Dibi olan.

Dabanmısırdanı : Bakır eşya yapılırken tabanları pekiştirmek için kullanılan araç. (Maraş).

Dabannamak : Kovalamak: Babam beni dövmek için çok dabannadı ama tutamadı.

Dabannarı : Tabanları anlamında kullanılır: Burası sana yaramaz dabannarı yağla.

Dabansız : Korkak, çekingen, cesaretsiz. Beceriksiz, gayretsiz. İradesiz. Sebatsız, bir yerde durmayan.

Dabansura : El yıkamada kullanılan leğen.

Dabar : Havuzcuk. (Yunuslar Burhaniye Balıkesir).

Diğer dillerde Da direnci anlamı nedir?

İngilizce'de Da direnci ne demek ? : dc resistance