Deck türkçesi Deck nedir

  • Bezemek.
  • Süslemek.
  • (iskambil) deste.
  • Kat.
  • Bilgisayar alanında kullanılır.
  • Yere sermek.
  • Üst kısım.
  • Donatmak.
  • İskambil destesi.
  • Deste.
  • Güverte.
  • Üstü açık döşeme.

Deck ile ilgili cümleler

English: I went on deck from my cabin.
Turkish: Kamaramdan güverteye gittim.

English: Ali danced alone on the deck.
Turkish: Ali güvertede yalnız dans etti.

English: Place the deck of cards on the oaken table.
Turkish: İskambil destesini meşe masaya koy.

English: Ali reached into his bag and pulled out a deck of playing cards.
Turkish: Ali çantasına uzandı ve bir iskambil destesi çıkarttı.

English: Be careful. The deck is slippery.
Turkish: Dikkat edin. Güverte kaygan.

Deck ingilizcede ne demek, Deck nerede nasıl kullanılır?

Deck beam : Güverte kirişi.

Deck boat : Güverte filikası.

Deck bridge : Köprü döşemesi. Güverte köprüsü. Zemin kısmı şerit taşıyan köprü.

Deck cabin : Güverte kamarası. Gemi güvertesinde bulunan kapalı kabin.

Deck cargo : Güverte yükü. Güverte kargosu.

Deck head : Başaltı. Baş -üstü veya altı.

Deck house : Kasara. Geminin üst güverte kısmına inşa edilmiş eve benzeyen alçak yapı. Güverte kamarası.

Deck log : Seyir defteri.

Deck load : Güverte yükü.

Deck hands : Güverte tayfası. Güvertede çalışan sıradan denizci.

 

İngilizce Deck Türkçe anlamı, Deck eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Deck ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abstract syntax tree : Soyut söz dizimi ağacı. Soyut sözdizim ağacı.

Coat : Kaban. Post. Kaplamak. Yumurta kabuğu. Birçok sestod da, embriyonik blastomerlerden köken alan dış zarın katkıda bulunduğu yumurta kabuğu. yumurtayı dış etkilere karşı koruyan ve büyük çoğunluğu kalsiyum karbonattan oluşan ve yumurtaya şeklini veren kısmı. Film tabanı üzerine sürülen çeşitli duyar özdek ya da koruyucu özdekten oluşan astar. Palto. Tabaka. Kaplama. Sarmak.

Packeted : Bohça. Ceza alma. Paket. Paketlemek. Sorun. Çıkın. Bir yığın para.

Beat down : Fiyatı indirmeye ikna etmek. Vurmak (güneş vb.). İndirmek. Azaltmak. Sermek. Pazarlıkta fiyat kırmak. Fiyat kırmak. Bastırmak. Pazarlık edip fiyatı düşürmek.

Landing deck : Uçuş güvertesi. İniş güvertesi. İskele.

Access control : Giriş kontrolü. Erişim kontrolü. Sistemler veya dosyalara sınırlanmış erişim. Erişim denetim. Erişim denetimi.

Accent bar : Vurgu çubuğu.

Decorating : Boyamak. Süsleyip püslemek. Dekore etme. Dekore etmek. Dekor olmak. Dekore eden.

Decorate : Dekorasyon yapmak. Dekor olmak. Dekore etmek. Madalya takmak. Süsleyip püslemek. Donamak. Allamak pullamak. Nişan vermek.

Deck synonyms : gun deck, array, fourth deck, dime bag, hurricane roof, orlop deck, lido deck, a pack of cards, hurricane deck, ac adapter, glamorize, flight deck, accommodate with, platform, upper part, coating, upper deck, kayoed, package, kayoing, packet, dime, glamorized, bundles, abort, main deck, kayo, flat, accoutering, roof, bedecking, downed, sheafs.

 

Deck ingilizce tanımı, definition of Deck

Deck kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To cover. To overspread. Larger ships have two or three decks. The floorlike covering of the horizontal sections, or compartments, of a ship. Small vessels have only one deck. A main aëroplane surface, esp. of a biplane or multiplane.