Delegating türkçesi Delegating nedir

  • Görevlendirmek.
  • Delege etmek.
  • Havale etmek.
  • Yetki aktarmak.
  • İhale etmek.
  • Delege olarak yetkilendirmek.
  • Temsilci olarak görevlendirmek.
  • Görev devretmek.
  • Yetki vermek.
  • Delege atamak.
  • Temsilci.
  • Devretmek.

Delegating ingilizcede ne demek, Delegating nerede nasıl kullanılır?

Delegation : Temsilciler kurulu. Yetkilendirme. Heyet. Temsilci. Delegeler grubu. Delegelik. Delegasyon. Yetki verme. Görevlendirme. Delege atama.

Delegation lifetime : Yetkilendirme süresi.

Delegation of authority : Yetkilendirme. Başkalarına güç veya yetki verilmesi. Yetki devri. Yetki dağılımı. Yetki verme. Yetkinin devri. Yetki donatımı. Yetki verilmesi.

Delegation of high ranking officials : Yüksek kademe görevliler delegasyonu. Tümünün bulundukları pozisyonlarda pek çok yetkileri olan temsilciler grubu.

Delegation of power : Yetki verilmesi. Yetki donatımı. Güç verilmesi. Başkalarına güç veya yetki verilmesi.

Delegated : İhale etmek. Delege atamak. Yetki verilmiş. Delege olarak yetkilendirmek.

Trade delegation : Ticaret heyeti.

Delegate authority : Yetkiyle donatmak. Yetki vermek. Başkalarına güç veya yetki vermek.

Delegated authority : Bir temsilciye verilmiş olan yetki.

Youth delegation : Gençlik delegasyonu. Gençlik heyeti. Gençler grubu.

İngilizce Delegating Türkçe anlamı, Delegating eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Delegating ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Transfer : Çıkartma. Bir takıma bağlı bir oyuncunun, belirli kurallara uygun olarak bir başka takıma geçmesi. Nakil. İletmek. Taşınmak. Bir hakkın, bir hukuki çıkarın ya da bir nesnenin bir kimseden bir başka kimseye geçmesini sağlayan işlem. Devir. Nakletmek. Erkeyi ya da devinimi bir yerden başka bir yere geçirme.

Relegates : İndirmek. Göndermek. Küme düşürmek. Aşağı bir duruma veya mevkiye indirmek. Küme düşmek. Sürgün etmek. Yerinden etmek. Sürmek. Sürgüne göndermek.

Adjudicate : Yargıcılık yapmak. Hüküm vermek. Hükmüne varmak. Hükmetmek. Halletmek. Hakemlik etmek. Karar vermek. Kararlaştırmak. Hükme bağlamak.

Adjudicated : Yargıcılık yapmak. Hakemlik etmek. Kararına varmak. Hükmüne varmak. Hüküm verilmiş. Karar verilmiş. Karara bağlanmış. Hükmüne varılmış. Hüküm vermek.

Awards : Hükmetmek. Karar vermek. Ödüller. Vermek (ödül).

Awarded : Hükmetmek. Ödüllendirilmiş. Vermek (ödül). Ödüllü. Ödüllendirilen. Karar vermek.

Charge with : Görevlendirme. Suç isnat etmek. İle suçlamak. (bir şeyle) suçlamak. Bir işin veya görevin yürütülmesinden sorumlu olmak. - için suçlamak. Suçlamak. Görevlendirme, bir işi birisine yükleme, onu bu işi yapmakla zorunlu kılma. İle itham etmek.

Attorning : Haklarını devretme. Elden çıkarmak. Aktarmak. Yeni sahiplerin haklarını kabul etmek. Yeni sahiplerin sahiplik haklarını tanımak. Transfer etmek.

Agent : Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yürüten gerçek veya tüzel kişi. Gizli ajan. Fail. Yapan kimse. Aracı olarak başkasına mal satmakla görevlendirilen kişi veya işletme. Distribütör. Bulaşıcı mikroorganizmaları veya organizma üzerinde etkili olabilecek kimyasal maddeleri tanımlamak için kullanılan terim. Satış temsilcisi. Ajan. Mümessil.

 

Drafted : Askere almak. Taslağını çizmek. Planlamak. Tasarlamak. Askere yazılmış.

Delegating synonyms : authorisation, refer, deploy, certify, concessionaire, canvassers, relegating, deploys, avouches, abalienate, lets, accrediting, deployed, appoints, adjudicates, transfer duty, circle, attorney, contract out, deploying, commission, delegation, empowerment, commissary, ceded, designates, appoint, capacitates, delegated, avouch, farm out, assign to, accredits.