Dialectic türkçesi Dialectic nedir

  • Eytişim.
  • Doğanın, toplumun ve düşüncenin durmayan bir devinim ve değişim içinde bulunmaları, bunlardaki evrimin her şeyde var olan iç çelişmelerin çatışması sonucu ortaya çıkması olgusu.
  • Eğitim, sosyoloji alanlarında kullanılır.
  • Mantıklı yorumlama.
  • Bir devinimsel sürecin, karşıtlıkların uzlaşarak yeni ve daha ileri biçimler yaratması yolunda oluşup geliştiğini söyleyen evrim yasası.
  • Karşılıklı savların ileri sürüldüğü bilimsel konuşmaları yönetme ve yürütme sanatı. fichte, hegel ve marx gibi filozofların, kavramların karşıtlarıyle birlikte düşünülerek gerçeğin bulunabileceği yolundaki görüşlerine verilen ad. genel anlamda sokrates'in soru sorma ve soruları karşılama temeline dayalı öğretim yöntemine benzer bir tartışma yolu.
  • Diyalektik.
  • Mantık.
  • Eytişimsel.

Dialectic ile ilgili cümleler

English: In the same way as Hegel, Panovsky's notion of the dialectic makes history follow a predetermined course.
Turkish: Hegel'le aynı şekilde, Panovsky'nin diyalektik kavramı tarihe önceden belirlenmiş bir rotayı izlettirir.

Dialectic ingilizcede ne demek, Dialectic nerede nasıl kullanılır?

Dialectic method : Bir konu ya da yaşantı ile ilgili olarak ortaya çıkan anlaşmazlıkları ve yanlış anlamaları sona erdiren, tartışmalara öğrencilerin katılmasını ve böylece öğrenciler arasında canlı bir etkileşimin doğmasını sağlayan öğrenme ve öğretme yöntemi. karşıt kavramları bir arada düşünmek ve tartışmak yoluyla gerçeği bulmayı amaç edinen bir felsefe ya da düşünme yöntemi. Eytişimsel yöntem.

 

Dialectical : Diyalektik. Mantıkla ilgili. Dünyayı ve olayları tez, antitez, sentez süreci içinde dinamik olarak algılamaya ve yorumlamaya çalışan düşünce yöntemi. Eytişim. Eytişimsel.

Dialectical materialism : Eytişimsel özdekçilik. Diyalektik materyalizm. Marx ve engels tarafından benimsenmiş olan ve gerçekliğin temelinin sürekli değiştiğini ve akıldaki önceliğin de bu mesele olduğunu belirten sosyal ve ekonomik teori.

Dialectical method : Hatalı olandan gerçeği ayıran sanat veya bilim dalı. Diyalektik yöntem.

Dialectically : Diyalektik olarak.

Dialect geography : Konuşma tarzları ve lehçelerinin bölgesel dağılımını inceleyen bilim dalı. Lehçe coğrafyası.

Dialectology : Lehçebilim. Ağganbilim. Bölgesel diller bilimi.

Dialecticism : Konuşmada diyalektik etki veya yol.

Beijing dialect : Pekin lehçesi.

Dialectics : Mantıklı düşünme sistemi. Diyalektik. Eytişim.

İngilizce Dialectic Türkçe anlamı, Dialectic eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Dialectic ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Contradiction : Hukuk, sosyoloji alanlarında kullanılır. Karşıtlık. Çelişme. Eytişimci düşünüşte her devinimin kaynağını, canlılığın kökenini ve gelişme ilkesini anlatan ulam; evren, doğa, toplum ve insanın gelişim yasası. Yadsıma. Çelişki. Yalanlama. Tersini söyleme. İnkar. İtiraz.

 

Rhyme or reason : Akıl fikir. Anlam.

Logic : Bilgisayar, eğitim, sosyoloji alanlarında kullanılır. Eseme. Lojik. Doğru düşünme yasa ve biçimlerini inceleyen bilim. Gerçeği aramaya yönelen zihin işlemlerinden hangilerinin doğru, hangilerinin yanlış yola çıktığını açıklayan ilkeleri yöntemli olarak inceleyen bilim. çıkarım ve kanıt gösterme bilimi. gereklik, erek ya da yargı ile iş, araç ya da kanıt arasında var olan tutarlık. olguların ve düşüncelerin düzenli biçimde sıralanması. 5- öğrencilere doğru düşünme ilkelerini ve yollarını öğreten derse verilen ad. Dilsel deyişlerin ya da önermelerin tutarlılığı, çıkarımların geçerliğine ilişkin ilke ve kuralları inceleyen bilgi dalı. Mantık ilmi.

Reasoning : Tümevarım. Akıl yürütme. Muhakeme. Nedenler. Kanıtlar. Mantıklı düşünme. Gösteriş. Bilinen bilgilerden mantıksal türetme kalıpları uyarınca bilgiler çıkarma ya da ussal bağlarla bilgiler arasındaki boşlukları doldurma işlemi.

Dialectical : Mantıkla ilgili. Dünyayı ve olayları tez, antitez, sentez süreci içinde dinamik olarak algılamaya ve yorumlamaya çalışan düşünce yöntemi.

Dialectal : Dünyayı ve olayları tez, antitez, sentez süreci içinde dinamik olarak algılamaya ve yorumlamaya çalışan düşünce yöntemi. Lehçe ile ilgili. Ağgana değişli. Lehçeye ait.

Rationales : Gerekçe. Rasyonel. Sebebler izahı. Sebepler izahı. Mantıklı açıklama. Temel. Faka bastırmak.

Rationalities : Makullük. Mantıklılık. Akılcılık. Rasyonalizm. Rasyonalite. Ussallık. Rasyonellik. Rasyonelite. Makulluk.

Rationale : Mantıklı açıklama. Sebepler izahı. Gerekçe. Sebebler izahı. Rasyonel. Temel. Açıklama. Faka bastırmak.

Philosophy : Yaşam felsefesi. Evrenin oluşumu, ilk ve son nedenleri, aşkın düzenlilikleri araştıran bilgi dalı. Soyut düşünüş. Filozofi. Dünya görüşü. Gerçeğin (realitenin) tümünü, özdek ve yaşam ile ilgili türlü belirtileri neden, ilke ve erekler bakımından inceleme amacı taşıyan düşünce etkinliği. bilgi, kavram, inanç ve kuramların çözümlenmesi ve eleştirilmesinde açıklık arayan düşünme yöntemi. bir kimsenin kişisel davranış ve düşüncelerine kılavuzluk yapmaya yarayan toplu ve tutarlı görüş. genel olarak mantık, ahlak, estetik, fizikötesi ve bilgi kuramı gibi dallardan oluşan geniş bilim alanı. 5- liselerimizde okutulan ve felsefe düşünüşünün niteliği, felsefe sorunları, bilginin gelişmesi, ahlak sorunları, sanat ile felsefe arasındaki ilişkiler gibi konuları kapsayan ders. Felsefe. İlm-i hikmet. Sakinlik.

Dialectic synonyms : rationality, dialectics, logics.

Dialectic ingilizce tanımı, definition of Dialectic

Dialectic kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Pertaining to dialectics. Argumental. Same as Dialectics. Logical.