Diffuser türkçesi Diffuser nedir

  • Ters nozul.
  • Işık yumuşatma ekranı.
  • Yayıcı.
  • Işığın yayınımını sağlamak amacıyla ışık kaynağının önüne konan, ışığı yumuşatmakta kullanılan çeşitli yapıda yüzeyler.
  • Glop.
  • Bir hava akımının geniş bir alana dağıtılması için kullanılan cihaz.
  • Bir gaz ya da sıvıyı herhangi bir ortama tekdüze olarak dağıtan aygıt.
  • Yayındırıcı.
  • Difüzör.
  • Işık saçıcı.
  • Başlıca yayınma olayından yararlanarak, bir kaynağın ışık akısının uzaysal dağılışını değiştirmeye yarayan nesne.
  • Dağıtıcı.
  • Eşit olarak ışık yayan cihaz.
  • Kimya, sinema, televizyon alanlarında kullanılır.
  • Diffüzör.

Diffuser ingilizcede ne demek, Diffuser nerede nasıl kullanılır?

Diffuser lens : Flu mercek. Yumuşak odaklı mercek. Yumuşak odağı sağlayabilen özel mercek. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Dağıtıcı mercek.

Non selective diffuser : Yayma özellikleri gelen ışığın dalga boyuna bağlı olmayan yayıcı. Seçmez yayıcı.

Perfect diffuser : Yutma çarpanı sıfır olan düşüncel tam donuk yayıcı (ortotrop yayıcı). Tam yayıcı.

Selective diffuser : Yayma özellikleri gelen ışığın dalga boyuna bağlı olan yayıcı. Seçer yayıcı.

Uniform diffuser : Gelen ışığın doğrultusu ne olursa olsun, ışıklılığın doğrultuya bağlı olmadığı yüzey. Tam donuk yayıcı.

 

Diffuse neuroendocrine system : Yaygın nöroendokrin sistem. Sitoplazmalarında polipeptit hormonlarını veya biyolojik aminler olan epinefrin, norepinefrin salgılayan endokrin hücreler.

Diffuse abscess : Yaygın apse.

Diffuse hydrops : Anasarka. Yaygın hidrops.

Diffuse lymphoid tissue : Yaygın lenfoid doku. Vücudun her tarafına dağılmış olan, makrofajlar, plazma hücreleri ve değişik büyüklükteki lenfositlerden oluşan lenfoid doku. vücutta boşluklu organların bağ dokusunda ve lenforetiküler dokuda bulunurlar.

Diffuse neuroendocrine system cells : Sindirim, solunum sistemiyle kimi organlarda endokrin olmayan hücrelerin arasında dağınık durumda bulunan nöroendokrin hücreler, dnes. büyük bir kısmı amin prekürsörlerini biriktirebilme ve amino asit dekarboksilaz etkinliğini gösterme özelliğinde olduklarından bu hücrelere apud veya amin prekürsor uptake ve dekarboksilasyon adı da verilir. Yaygın nöroendokrin sistem hücreleri. Dnes.

İngilizce Diffuser Türkçe anlamı, Diffuser eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Diffuser ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Baffle board : Sıvı veya enerji akşını düzenleyen tabela. Pandizot. Akış panosu.

Deliverer : Kurtarıcı. Teslim eden. Dağıtım yapan kişi. Kurtarıcı kişi. Kargo görevlisi. Sağlayan. Temin eden. Kargocu. Teslim eden kimse.

Lamp : Sinema ve televizyon çalışmalarının çeşitli aşamalarında, özellikle aydınlatmada, yapma ışık kaynağı olarak kullanılan ve değişik yapıda, boyda, güçte çeşitleri olan aygıt. (genellikle, havası boşaltılmış ya da içinde özel bir gaz bulunan camdan bir kap içinde bir telin elektrik akımıyla akkor duruma geçirilmesiyle çalışır). Çırağ. Işıtaç. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Vurmak. Far. Elektriksel ya da kimyasal erkeyi ısıya dönüştürerek ışık veren aygıt. Lamba. Işık. Işık üretmek için yapılmış yapay kaynak.

 

Emanators : Sızdırıcı.

Dispersant : Dağıtan karışım. Dağıtıcı (madde). Farklı yönlere dağıtan şey (kimya). Yayan. Saçıcı. Dağıtıcı madde. Seyreltici. Dağıtan.

Disperser : Dağıtan. Dağıtan kimse veya şey.

Diffuser synonyms : lighting fixture, dispensator, diffusor, dissipative, diffusors, venturis, dispersive, dealer, spreader, optical device, emitter, medium, diffusers, spreaders, baffle, deliveryman, emanator, venturi, dispersers, emissive, distributor, jelly, distributer, fill in light, distributors, distributive, dispenser.

Diffuser ingilizce tanımı, definition of Diffuser

Diffuser kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : One who, or that which, diffuses.