Dispensator türkçesi Dispensator nedir
Dispensator ingilizcede ne demek, Dispensator nerede nasıl kullanılır?
Dispensatory : İlaç kitabı. Kodeks. Klinik.
Dispensation : Dönem (bir dinin etkili olduğu). Tertip. Kader. Bölme. Bağışıklık. Vazgeçme. İdare. Yazgı. Dağıtma. Dağıtım.
Dispensation of justice : Adalet dağıtımı.
Dispensations : Dağıtma. Vazgeçme. Tertip. Bağışıklık. Dağıtım. İdare. Kader. Bölme. Af. Hariç tutma.
Dispensable : Gözden çıkarılabilir. Önemsiz. Ehemmiyetsiz. Mazur görülebilir. Olmasa da olabilir. Gereksiz. Zorunlu olmayan. Vazgeçilebilir. Elzem olmayan.
Indispensabilities : Vazgeçilmezlik. Zorunluluk. Mecburiyet.
Indispensably : Mecburi olarak. Vazgeçilmez bir şekilde. Kaçınılmaz bir şekilde. Hayati bir şekilde. Gerekli bir şekilde. Olmazsa olmaz bir şekilde.
Indispensableness : Olmazsa olmazlık. Hayatilik. Gereklilik. Zorunluluk. Vazgeçilmezlik.
Indispensable : Zorunlu. Öncelikli. Olmazsa olmaz. Gerekli. Zaruri. Mecburi. Elzem. Vazgeçilmez. Kaçınılmaz.
Indispensability : Bir durum ya da olayın oluşturucu öğelerinin onsuz olamaması. Zorunluluk. Vazgeçilmezlik. Kaçınılmazlık. Mecburiyet.
İngilizce Dispensator Türkçe anlamı, Dispensator eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Dispensator ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Disperser : Dağıtan. Dağıtan kimse veya şey.
Permission : Mezuniyet. İcazet. İzin. Yetki. Destur. Müsaade. Ruhsat. Uygun görme.
Portion : Bölüştürmek. Çeyiz vermek. Porsiyonlamak. Miktar. Parça. Kısmet. Kısım. Parsellemek. Hisse. Hisselere ayırmak.
Distributors : Dağıtımcı. Distribütör.
Dispersive : Ayıran. Dağıtmaya eğilimli. Ayırgan. Serpingen. Dispersiv. Ayırıcı. Geçirdiği ışınları birbirinden ayıran dalga taşıyıcı (ortam).
Deliverer : Kargocu. Teslim eden kimse. Kurye. Kurtarıcı. Kurtarıcı kişi. Sağlayan. Kargo görevlisi. Dağıtım yapan kişi. Teslim eden.
Permit : Kabul etmek. İzin kağıdı. İzin. Yasa tarafından kısıtlanmış veya düzenlenmiş bir şeyin yapılması için, kamu yetkesince verilen ve devredilemeyen izin. Olanak vermek. Yolcu geçmeliği. Geçiş iznini göstermek üzere verilen belge. Ruhsat. Ruhsat vermek. Dış ülkelerden mal getirme ya da dış ülkelere mal çıkarma için tecimle uğraşan genel ve tüzel kişilere devletçe verilen belge. herhangi bir işlem nedeniyle verilen izin belgesi.
Distributor : Dağıtımcı. Bayi. Ana bayii. Dağıtım işiyle uğraşan kimse. Ateşleyici. Kır koşularında, varış çizgisini geçen atletlere varış sırasına göre sayı veren yargıcı. Dağıtaç. Müvezzi. Atletizm, bilgisayar, iktisat, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Distribütör.
Distributer : Distribütör. Dağıtımcı.
Part : Fasıl. Bölmek. Ayrılmak. Ayırmak. Bir oyuncunun bir filmde ya da televizyon oyununda yaratması gereken kişilik. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Bir tiyatro yapıtında oyuncunun canlandırdığı ya da gösterdiği kişiliği ortaya çıkaran, sözleri ve hareketleri içeren bütün. Bir filmde birkaç ayrımdan oluşan, konunun ana parçalarından birini ortaya koyan bölük. Rol. Kopmak.
Dispensator synonyms : dissipative, fill in light, dispersers, license, dealer, variance, deliveryman, share, diffuser, distributive, dispersant, percentage, dispenser.
Dispensator ingilizce tanımı, definition of Dispensator
Dispensator kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A distributer. A dispenser.

Bu kısımda Dispensator kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Dispensator ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Dispensator anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Dispensator ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.