Directs türkçesi Directs nedir

Directs ile ilgili cümleler

English: I like all films that Juzo Itami directs.
Turkish: Juzo Itami'nin yönettiği tüm filmleri severim.

English: Iron directs heat well enough.
Turkish: Demir ısıyı yeterince iyi iletir.

English: A conductor directs an orchestra.
Turkish: Bir orkestra şefi bir orkestrayı yönetir.

Directs ingilizcede ne demek, Directs nerede nasıl kullanılır?

Misdirects : Yanlış yönlendirmek. Yanlış yol göstermek. Yanlış yere göndermek. Hedefi şaşırtmak. Yanıltmak. Yanlış yön göstermek. Hedef şaşırtmak. Jüriyi yanlış bilgilendirmek. Yanlış adrese göndermek.

Redirects : Yönlendir. Başka tarafa yönlendirmek. Yönünü değiştirmek. Yeni adrese göndermek. Yeniden yönlendir.

Direct a business : Bir şirketi yönetmek. Ticari bir faaliyeti yönetmek. Bir işi yönetmek.

Direct access : Veri saklama ortamında erişilmek istenen tutanağın, bir önce erişilen tutanağın bulunduğu yerden bağımsız olarak, belirli sınırlar içinde değişmez bir sürede, doğrudan okunması ya da yazılmasını sağlayan donanım olanağı ve veri düzenleme yöntemi. Doğrudan yaklaşma. Doğrudan giriş. Doğrudan erişim. Bilgisayar, bilişim alanlarında kullanılır.

 

Direct access devices : Doğrudan erişim aygıtları.

Direct access storage device : Doğrudan erişimli saklama aygıtı.

Direct address : Doğrudan adres. Direkt adres. Dolaysız adres.

Direct access storage : Doğrudan belleğe atma. Doğrudan erişimli saklama.

Direct acting pump : Direkt bağlantılı tulumba.

Direct access processing : Doğrudan erişimli işleme.

İngilizce Directs Türkçe anlamı, Directs eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Directs ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Channelized : Kanala dökmek. Kanal açmak. Odaklanmak (ayrıca 'channelise').

Dictate : Dikte etmek. Söyleyip yazdırmak. Zorla kabul ettirmek. Etkilemek. Belirlemek. İmla yazdırmak. Söylemek. Yazdırmak. Söyleyerek yazdırmak.

Administer : Uygulamak. Hizmet etmek. Ettirmek. Vermek. İcra etmek. Müdürlük etmek. Tatbik etmek. Vermek (ilaç, ceza vb). Vermek (ilaç veya ceza vb).

Accrediting : İtibar etmek. Güvenmek. Yetki vermek. Atamak.

Unswerving : Şaşmaz. Sadık. Yolundan sapmaz. Sapmaz. Değişmeyen. Değişmez. Yolundan şaşmaz.

Instruct : Bilgi vermek. Emir vermek. Okutmak. Öğretmek. Haber vermek. Talimat vermek. Görevlendirmek.

Channelise : Kanal açmak. Odaklanmak (ayrıca 'channelize'). Kanala dökmek.

Officered : Subay. Görevli. Makam sahibi. Subayları atamak. Polis memuru. Sağlık memuru. Yetkili. Memur.

Orientated : Doğuya doğru yapmak.

Directs synonyms : be in command, decreed, administrated, bade, accounters, attribute to, administrator, substantive, destining, bid, arrogate, give the directions, brightened, brightening, point blank, govern, ascribe to, arrogates, canalizing, diverts, zero in, door to door, orients, ascribe, straightness, diverted, fronting, bossing, civilizes, decree, cleared, orienting, first hand.

 

Directs zıt anlamlı kelimeler, Directs kelime anlamı

Crooked : Çarpık çurpuk. Çarpık. Hilekar. Dolandırıcı. Kargacık burgacık. Yalancı. Deforme olmuş. Eğri büğrü. Yamuk yumuk. Sahtekar.

Indirect : Kinayeli. Endirekt. Aldatıcı. Vasıtalı. İmalı. Dolaylı. Dolambaçlı. Doğru olmayan. Dolaşık.

Indirectness : Dolaşıklık. Dolaylılık.

Directs antonyms : mediate.