Disjointing türkçesi Disjointing nedir

Disjointing ingilizcede ne demek, Disjointing nerede nasıl kullanılır?

Disjoint cycles : Ayrık çevrimler.

Disjoint events : Ayrık olaylar.

Disjoint selection : Düzensiz seçim.

Disjoint sets : Ayrışık kümeler. Ayrık kümeler.

Become disjoint : Ayrılmak (bağlantı).

Make disjoint : Ayırmak (bağlantı).

Disjointedly : Ayrı bir şekilde. Parçalanmış bir şekilde. Bağlantısızca. Ayrılmış bir biçimde. Tutarsızca. Darmadağınık bir şekilde. Kopuk bir şekilde. Bağlantısız bir şekilde.

Disjointed : Parçalarına ayrılmış. Bağlantısız. Tutarsız (söz). Dağınık. Kopuk. İpe sapa gelmez. Darmadağın. Birleştiği yerden çıkmış. Tutarsız. Ayrılmış.

Disjoin : Ayırmak. Birleşmesine engel olmak. Bağları kopmak.

Disjoints : Eklem yerinden ayırmak. Ayrışık. Parçalamak. Parçalarına ayırmak. Birleştiği yerden ayırmak. Sökmek. Dağıtmak. Ayırmak. Ek yerlerinden ayırmak. Yerinden çıkarmak.

İngilizce Disjointing Türkçe anlamı, Disjointing eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Disjointing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Demounts : Bağlantıyı kaldırma. Sökmek yerinden çıkartmak. Parçalara ayırmak. Demonte etmek.

Disassemble : Demonte etmek. Paraçalara ayırmak. Parçaları birbirinden ayırmak. Parçalara ayırmak. Kaldırmak.

Crack up : Sinir krizi geçirmek. Şalteri atmak. Yıkılmak. Güçten düşme. Gülmekten katılmak. Güçten düşmek. Sinirsel çöküntü yaşamak. Övmek. Çökmek.

Dismember : Uzuvlarını kesmek. Uzuvları bedenden ayırmak. Bölmek. Organlarını ayırmak.

Appropriated : Muhassas. Kendine maletmek. Özelleştirmek. Tahsis edilmiş. Ayrılmış. Tahsis olunmuş. Üstüne oturmak. Tayin olunmuş. El koymak.

Heterogeneous : Düzensiz yapılı. Çoklu türel. Benzer olmayan unsurlardan oluşan. Yabani otlara karşı kullanılan öldürücü maddeler. Çokunsurlu. Doğabilimsel yapı ya da kimyasal birleşim açısından tektürel ve düzgün olmayan. Farklı yapıda. Tek evreli olmayan, özellikleri kesikli olarak değişen ortamlara ilişkin. Herbisit. Çok yapımlı.

Bust : İflas ettirmek. Mahvetmek. Tartışmak. Bozulmak. Kırmak. Bozmak. Vurmak. Tutuklamak. Becerememek.

Carbonado : Elmas kırıntısı. Washington eyaletinde yerleşim yeri. Karbonado. Genellikle güney amerika'da bulunan iri siyah elmas tipi. Washington eyaletinde şehir. Karaelmas. Siyah elmas.

Appropriates : Tensip etmek. Sahipsiz birşeyi almak. Mülk edinmek. Kendine maletmek. Tasarruf etmek. İç etmek. Münasip. Üstüne oturmak. Özelleştirmek.

Disjointing synonyms : disjoints, be on the rampage, break into splinters, displaces, disassembling, allowing, busts, be on the loose, dissociated, abstracts, allocate to, apportion, break into parts, demount, displace, break up, various, mutually exclusive, comminute, cut up, dislodge, break into fragments, detaching, dash, bestrews, allocate, displanted, allocated, chop, break down, different, dislocate, deal.