Appropriated türkçesi Appropriated nedir

Appropriated ile ilgili cümleler

English: The money was appropriated for building the gymnasium.
Turkish: Para spor salonunun yapımı için ayrılmıştır.

Appropriated ingilizcede ne demek, Appropriated nerede nasıl kullanılır?

Misappropriated : Zimmete geçirmek. Zimmetine geçirmek. Zimmetine para geçirmek. Emanete hıyanet etmek. Haksız olarak almak. Emanete ihanet etmek. Çalmak. Kötüye kullanmak. İrtikap etmek.

Reappropriated : Yeniden sahiplenmek. Tekrar tahsis etmek. Tekrar ayırmak. Tekrar el koymak.

Unappropriated : Kullanılmamış. Tahsis edilmemiş. Ayrılmamış. Sahipsiz. Kullanılmayan.

Appropriate answer : Uygun cevap. Uygun yanıt. Duruma uygun olan cevap.

Appropriate body : Yetkili kılgan.

Appropriate funds : Ödenek ayırmak. Fon tahsis etmek. Kaynak ayırmak.

Appropriate technology : Kişi veya topluma memnuniyetle tahsis edilen teknoloji. Ülkenin faktör donatımına veya ekonominin içinde bulunduğu çevrime bağlı olarak daha yüksek veya daha düşük oranda emek/sermaye kullanımına olanak veren teknoloji. Uygun teknoloji.

Appropriate cause : Aynı suç için temdit edilmiş davaya izin vermeme (hukuk terimi). Uygun sebep.

 

Appropriate to the circumstances : Duruma uygun. Koşullara uygun. Şartlara uyan.

Appropriately : Gereğine uygun. Uygun olarak. Uygun bir şekilde.

İngilizce Appropriated Türkçe anlamı, Appropriated eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Appropriated ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Badly torn : Yırtılmış. Aşınmış. Yıpranmış. Parçalanmış.

Allow : Fikrinde olmak. İzin vermek. Göz önüne almak. Vermek. İmkan vermek. Sağlamak. Kabul etmek. İtiraf etmek. İndirim yapmak. Hesaba katmak.

Allot : İfraz etmek. Kura ile belirlemek. Tahsis etmek. Bölüştürmek. Tanımak (süre). Hisselere ayırmak. Vermek (süre). Hisseye ayırmak. Pay etmek.

Allows : Hesaba katmak. Bırakmak. Kabul etmek. Fikrinde olmak. Vermek. İmkan vermek. Düşünmek. Göz önüne almak. İndirim yapmak.

Capture : Tutmak. Çekim alanına almak. Ele geçirmek. Bir nükleer ya da atomik sistemin ek bir parçacık elde ettiği süreç. Yakalamak. Zaptetmek. Ganimet almak. Esir etmek. Birbirine komşu iki akarsudan birinin, ötekinin yatağını kendisine çevirmesi olayı. Zoralım.

Bag : Torba. Avlamak. Çalmak. Poşet. Kapmak (sandalye). Torbalamak. Germek. Şişirmek. Aşırmak. Yakalamak.

Arrests : Önlemek. Tutuklamak. Durdurmak. Çekmek (dikkat). Bloke etmek.

Abstracts : Çalmak. Özet çıkarmak. Soyutlamak. Bildiri özetleri. Damıtmak (biyoloji terimi). Özetlemek. Aşırmak.

Earmark : Esas nitelik. Bir yana koymak. Bir kenara ayırmak. Tahsis etmek. Kulağını işaretlemek. Damga. Ayır. Belirli bir maksat için ayırmak. Bir amaç için bir kenara koymak.

Appropriated synonyms : grade appropriate, privatize, apart, attaching, dedicated, specializes, right, denaturalise, assigned, attach, commandeers, attaches, appropriateness, allocate to, condemn, denationalize, privatise, befitting, abstracted, arrogate to oneself, allowing, captures, pinch, set aside, pocket, allotted, appropriates, allocates, the nick, pocketed, specialise, commandeer, commandeered.

 

Appropriated zıt anlamlı kelimeler, Appropriated kelime anlamı

Malapropos : Yersiz biçimde. Münasebetsiz. Uygunsuz. Uygunsuzluk. Edepsiz. Yersiz. Uygunsuzca. Yakışıksız. Yersizlik.

Improper : Yanlış. Uygun olmayan. Yersiz. Münasebetsiz. Biçimsiz. Hatalı. Yolsuz. Uygunsuz. Ahlaksız. Açık saçık.

Inappropriateness : Yaraşmama. Doğru olmama durumu. Yakışmama. Münasebetsizlik. Uyumsuzluk. Yakışıksızlık. Aykırı olma. Uymazlık. Uygunsuzluk. Yanlış olma durumu.

Appropriated antonyms : inappropriate, inappropriately, unsuitably.