Dissonances türkçesi Dissonances nedir

Dissonances ingilizcede ne demek, Dissonances nerede nasıl kullanılır?

Cognitive dissonance : Kavramsal ahenksizlik. Bir kişinin davranışı ve düşünceleri ya da inançları arasındaki çelişki olduğu zaman meydana gelen psikolojik çatışma durumu. Bir kişinin yaptıkları ve düşündükleri ile inandıkları arasındaki uyumsuzluk. Zihinsel uyumsuzluk. Bilişsel uyumsuzluk.

Dissonance : Tenafür. Akortsuzluk. Ses bozuşması. Ahenksizlik. Uyumsuzluk.

Dissonant : Ahenksiz. Uyumsuz. Akortsuz.

Dissonantly : Melodisiz bir şekilde. Ahenksiz bir şekilde. Aykırı bir şekilde. Uyumsuz bir şekilde. Saçma bir şekilde. Melodisiz biçimde. Yersiz bir şekilde.

İngilizce Dissonances Türkçe anlamı, Dissonances eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Dissonances ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Inconsistences : Uyuşmama. Bağdaşmama. Tutarsızlık. Bağdaşmazlık. Uyuşmazlık.

Disaccord : İhtilaf. Fikir ayrılığı. Anlaşmazlık. Uzlaşmamak. Uyuşmamak. Uyuşmazlık. Farklı görüşte olmak. Aynı fikirde olmak.

Wolf : Kurt gibi yemek. Kadın avcısı. Kurtçuk. Yalayıp yutmak. Börü. Çapkın. Abur cubur yemek. Kurt (takımyıldızı). Aç kurt gibi yemek.

 

Disunity : Ayrılık. Uyuşmazlık. Bölünmüşlük. İhtilaf. Kopukluk. Anlaşmazlık.

Disjointedness : Bağsızlık. Bölük pörçüklük. Düzensizlik. Parçalanmışlık. Ayrılık. Kopukluk. Bağlantısızlık. Ayrı olma durumu. Ayrılmışlık.

Sound : Etki bırakmak. Selen odası. Selen. Titreşimli bir kaynaktan çıkan, belirli bir ortamda uzunlamasına dalgalar biçiminde yayılan basıncın etkisiyle kulağın algıladığı duyu. Bilgisayar, fizik, gramer, sinema, televizyon, tiyatro alanlarında kullanılır. Yasal. İşitme duyusunu, uyaran dalga; bu tür dalgaların beynin işitme özeğini etkilemesi. Genel anlamı içinde, insan sesi olmayan herhangi bir ses. bir nesnenin titreşimlerinin havada dalgalar halinde işitme duyumuza etki yapmasıyla ortaya çıkan ses. Bir tiyatroda, işitsel etmenlerin üretildiği ve yayımlandığı selen aygıtlarıyla donatılmış yer. Sert.

Noise : Zımbırtı. Ses sinyalinin kalitesinde belirleyici olan tıslama, cızırtı ve uğultu gibi istenmeyen seslerin tümü. Gürültü. Gürültü etmek. Titreşimli düzenli olmayan sesler. boğumlanmaları sırasında tonlu ve tonsuz hışırtı niteliği taşıyan z, s ünsüzleri ile tonlu ve tonsuz patlama niteliği taşıyan b, p ünsüzleri titreşim açısından birer gürültü sesidir. Yükselteç çıktısında gözlenen ve imlem girdisinde çeşitli nedenlerden kaynaklanan, asalak birleşenlerin yükseltilmesinden ileri gelen uyumsuz sesler. Ses çıkarmak. Şamata. Sinema ya da televizyonda sesin saptanması, çalınması ya da yayınlanmasında ortaya çıkan istenmeyen sesler. Bilgisayar, fizik, gitar, gramer, sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

 

Disparity : Birbirine uymama, eşit olmama. Ayrılık. İhtilaf. Fark. Müsavatsızlık. Başkalık. Eşitsizlik. Disparite. Nispetsizlik.

Hiatuses : Aralık. Eksiklik. Kesintili ünsüz. Yarık. Boşluk. Açıklık. Ara. Fasıla. Boş yer.

Auditory sensation : İşitsel hassasiyet.

Dissonances synonyms : sound property, disparities, racket, discrepancy, cacophonies, inharmoniousness, disconformity, disharmony, disunities, disharmonies, hiatus, inconsistence, atonality, discordance, dissonance, discord, discords, discording, cacophony, wolves.

Dissonances zıt anlamlı kelimeler, Dissonances kelime anlamı

Harmony : Armoni. Geçim. Gramer, tiyatro alanlarında kullanılır. Düzenlik. Uygunluk. Tiyatro sanatının her dalında aranan uygunluk ve denge. Yalın veya eklerle genişletilmiş türkçe kelimelerde kelimeyi oluşturan ünlü veya ünsüz türünden seslerin biribirlerini çeşitli bakımlardan kurallı biçimde etkileyerek benzeşmeleri. uyumun ünlü uyumu, ünsüz uyumu ve ünlü ünsüz uyumu olmak üzere üç türü vardır. bunlara bk. İmtizaç. Bir oyunun, oyun ve sahne düzenindeki denge. ahenk. Harmoni.

Agreement : Düşünce ve amaç bakımından birleşip uyuşma. krş. sözleşme. Bir ölçer ya da ölçekle tutumları ölçülen kişilerin, herhangi bir sınar ya da anlatımda dile getirilen tutumu benimseyerek onaylamaları durumu, bk. uyuşma. İtilafname. Uzlaşma. Kontrat. Tutum, görüş, kanıları ölçülen çeşitli kişilerin ya da aynı kişinin yanıtları arasındaki benzeşme ya da uygunluk. Antlaşma. Akit. Türkçede cümle içinde özneyle yüklemin şahıs ve sayı bakımından birbirine uyması: şükriye, gerçekleşeceğini kimsenin söyleyemeyeceği bir ümide mahkum edilmiş bulunuyordu (t. buğra, yalnızlar, s. 119). siz doğru dürüst konuşmasını bilmez misiniz hiç? (t. buğra, göst.e. s. 216). kolcular bildikleri halde yolunu beklemek şöyle dursun, rasgeldikleri yerde hatırını alırlar, gönlünü hoş ederlerdi (r. h. karay, memleket hikayeleri: küs ömer, s. 73) vb. Uyma.