Drafted türkçesi Drafted nedir

Drafted ile ilgili cümleler

English: He had heard that war had started, but it didn't sink in for a long time until his father was drafted into the army.
Turkish: Savaşın başladığını duymuştu fakat savaş babası askere alınıncaya kadar anlaşılmadı.

English: He was drafted into the army.
Turkish: O orduya alındı.

English: Ali couldn't completely rule out the possibility that he was going to get drafted.
Turkish: Ali askere alınacağı ihtimalini tamamen göz ardı edemedi.

English: They refused to be drafted.
Turkish: Onlar askere alınmayı reddettiler.

Drafted ingilizcede ne demek, Drafted nerede nasıl kullanılır?

Redrafted : Kopya. Retret. Mükerrer poliçe. Yeniden çizmek. Bir poliçenin ödenmemesi durumunda hamilin keşideci ve cirantalar üzerine çektiği poliçe.

Draftee : Askere alınan. Askere çağrılan kimse. Askere çağrılan.

Draftees : Askere çağrılan kimse. Askere çağrılan. Askere alınan.

Drafter : Planlayan kimse. Çizimci. Tasarımcı. Teknik ressam. Tasarı hazırlayan kimse.

Drafters : Teknik ressam. Çizimci. Tasarımcı. Planlayan kimse. Tasarı hazırlayan kimse.

Draft budget : Bütçe tasarısı.

Draft board : Çizim masası. Teknik çizim masası.

 

Draft beer : Fıçı bira.

Draft card : Askerlik celp kağıdı.

Draft at sight : Görüldüğünde ödenecek poliçe.

İngilizce Drafted Türkçe anlamı, Drafted eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Drafted ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Cast around : Arayıp sormak. Aranıp durmak. Volta vurmak. Çare aramak. Araştırmak. Sıkıntıyla aramak.

Redraft : Kopya. Mükerrer poliçe. Retret. Karşıt ödek. Yeniden çizmek. Ödeme uyarısı yapılmış bir ödegin taşıyanınca çekici ya da aktarımcılarından birisi üzerine çekilen ikinci bir ödek ki taşıyanı, bununla kabul ya da ödenilmemiş olan ödeğin parasını önelinden başlayarak işleyecek ürem, uyarının aktarımcı ve çekicilere yapılan bildiri giderlerini ve özel sözleşme olmadıkça asıl ödek parasının yüzde belirli bir oranında komisyon alır. elindeki ödeği ödenmeyen kişinin ödeği çekene gönderdiği karşı ödek. Bir poliçenin ödenmemesi durumunda hamilin keşideci ve cirantalar üzerine çektiği poliçe.

Architect : Yapmak. Bir filmin bezemlerinin hazırlanmasıyla ilgili tüm işleri yöneten kimse. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Mimar. Sanat yönetmeni. Yaratıcı.

Bank check : Banka çeki. Şahsi bir çek defterinden değil de bankadan alınan çek.

Charge : Şarj etmek. Yüklemek (enerji veya elektrik). Suçlamak. Besleme. Sorumlu tutmak. Vazifelendirmek. Kanunla belirlenen bazı kamu hizmetlerinden yararlanma karşılığında alınan vergi. Aydınlatmak. İtham etmek. Bir yoğunlaç ya da akımsaklar üzerinde toplanmış erke.

Delegate : İhale etmek. Delege olarak yetkilendirmek. Temsilci olarak görevlendirmek. Delege etmek. Delege atamak. Havale etmek. Görev devretmek. Yetki vermek.

 

Commission : Sipariş. Memur etmek. Aracı ödeneği. Atama belgesi. Görev. Atama. Terfi. Kurul. Sipariş vermek. Alım ve satım işlemlerinde yanlar arasında aracılık yapan ve bunları düzenleyen kişilerin bu çalışma ve çabaları karşılığında her iki yandan da aldıkları paralar.

Designates : Tayin etmek. İşaret etmek. Tanımlamak. Atamak. İsimlendirmek. Göstermek. Uygulamak. Seçmek. Düzenlemek.

Foreign bill : Yabancı poliçe.

Check : Gemlemek. Alıkoymak. Kontrol etmek. Kontrolden geçirmek (birini veya bir şeyi). Çek keşide etmek. Denetlemek. Gözden geçirmek. Denetleme yapmak. Kontrol.

Drafted synonyms : banker's acceptance, foreign draft, banker's draft, conceive, calculate, dividend warrant, appoint, rough out, crimping, delineate, cheque, adumbrated, conscribe, delineating, cogitating, chart, contrive, conceptualise, commissioning, designate, outlining, negotiable instrument, charge with, postal order, overdraft, enlists, contrives, draft, assign to, acknowledged, contriving, charted, cogitated.

Drafted zıt anlamlı kelimeler, Drafted kelime anlamı

Unacknowledged : Kaynağı belirtilmemiş. Cevaplanmamış. Cevap verilmemiş. Onaylanmamış. Kabul edilmemiş.

Discharge : İşten kovmak. Tahliye etme. Atmak. İbra. İşten çıkarmak. Taburcu etmek. Boşalmak. Muaf tutmak. Görevden almak. Bir yoğunlaçta biriken elektrik yükünün bir dış devreye verilmesi. bir pilde biriken kimyasal erkenin elektrik erkesine dönüşmesi.