Duluk nedir, Duluk ne demek

  • Yüz.
  • Şakak.
  • Yüzün şakakla çene arasındaki yanı
  • Şakak üzerinde saç ile sakalın birleşimi olan kısım, favori.

Yerel Türkçe anlamı:

Yanağa bırakılan saç.

2.bk.dulluk-

Duvar dibi

Avurt.

Nefes borusu.

Saçak.

1.bk. dulluk-

Yüz, çehre.

Yanağın alt kısmı.

Şakak.

Gerdan.

Yanak, yanak içi.

Kulak arkası.

Yanak.

Çene kemikleri.

Tuluk

Duvarın gölge olan tarafı.

Avurt (Çayağzı)

Favori.

Köşe, köşe başı

Çene üstü.

Şakaklardaki saç, zülüf. 1

Diğer sözlük anlamları:

[Bakınız: tuluk]

Duluk anlamı, kısaca tanımı:

Çene : Canlılarda baş bölümünde yer alan, kemik veya kıkırdak ile desteklenen, altlı üstlü dişleri taşıyan ve ağzın kapanıp açılmasını sağlayan kasları üzerinde barındıran iki parçaya verilen ad. Mengene, kerpeten vb. araçların eşyayı sıkıştıran karşılıklı iki parçasından her biri. Köşe. Baş bodoslamasının omurga ile birleştiği yer, çarık. Çok konuşma huyu, gevezelik.

Sakalı : Saka hastalığına tutulmuş.

Birleşim : Bir meclisin bir gün içindeki toplanmaları, inikat. Döllenmek için erkekle dişi hayvanın bir araya gelmesi. Birleşme işi.

Kısım : Bir cinsten veya meslekten olanların tümü. Kol. Parçalara ayrılmış bir şeyin her bölümü, bölük, kesim.

Favori : Herhangi bir iş veya yarışmada üstünlük sağlayacağına inanılan (kimse, taraf, takım vb.). Yüzün iki yanında, saçın devamı olarak bırakılan sakal demeti, duluk. Gözde.

 

Yüz : Yüzey. On kere on, doksan dokuzdan bir artık. Yan, taraf. Bu sayıyı gösteren 100 ve C rakamlarının adı. Bir yapının dışa bakan düşey yüzeylerinin her biri. Kere, kat vb. kelimeler ile birlikte kullanılarak yapılmış olan işin çokluğunu abartılı bir biçimde anlatan söz. Nedeniyle, sebebiyle. Yorgana ve yastığa geçirilen kılıf. Birinin görülegelen veya umulan hoşgörürlüğüne güvenilerek gösterilen cüret. Kesici araçlarda ağız. Doksan dokuzdan sonra gelen sayının adı. Bir şeyin görünen bölümünde kullanılan kumaş. Utanma. Bir kumaşın dikiş sırasında dışa getirilen gösterişli bölümü. Başta, alın, göz, burun, ağız, yanak ve çenenin bulunduğu ön bölüm, sima, çehre, surat.

Şakak : Çene altı.

Yanı : "Demek oluyor ki" anlamlarında bir söz. "Sözün kısası, doğrusu" anlamlarında bir söz.

Duluk altını : Kadınların başlarına taktıkları tepeliğin yanlarına konulan kenarı inci işlemeli altın.

Dulukkaba : Kabakulak hastalığı.

Duluklamak : Mıncıklayarak sevmek: Küçük kızın yanağını duluklayarak sevdim.

Dulukluk : Kadın başlıklarının iki tarafına şakakların üstüne gelmek üzere takılan süs.

Dulukmak : Hareket halinde olan bir cisim bir yere takılıp kalmak: Attığım değnek cevizin dalına duluktu. Kalakalmak, olduğu yerde kalmak