Yanı nedir, Yanı ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Yana, konusunda: Ahmet'ten yanı sana birşey demem.

Yani.

Yani, bk. yani.

Yahni, et yemeği.

Yanı ile ilgili Cümleler

  • Yanıt bu değil.
  • Alice nehir kıyısında kız kardeşinin yanında oturmaktan sıkılmaya başlamıştı ve yapacak da bir şeyi olmadığından bir iki kez kız kardeşinin okuduğu kitaba çaktırmadan bakıverdi fakat kitapta resim ya da diyalog yoktu, Alice de "resimsiz ve diyalogsuz bir kitap ne işe yarar" diye kendi kendine düşündü.
  • “Biliyorum, yarın bu kâğıtları yazanların da yanlarına salavatla yaklaşılacak.”
  • “Ali Safa Bey bir şeye çok yanıp yakılıyordu, işini daha gizli görebilirdi.”
  • Yanında bir şemsiye getirmek isteyebilirsin.
  • “Herife bir tokat yahut bir yumruk yerleştiremediğine bile yandı durdu.”
  • Onun yanında getirdiği çocuk çok yakışıklıydı.
  • Yanında çok para var mı?
  • “Fabrikayı boşaltmaları için dışarıdan çağrı yapılırken kaçma arzusuyla yanıp tutuşanlar oldu.”
  • “Böylece yaptıklarını yanlarına bırakmamış olacağım, insanlar neden öldürüldüğümüzü anlayacaklar.”
  • Yanılıyor olabilirim ama sanırım bu öğleden sonra yağmur yağacak.
  • Yanıma bir tane şemsiye aldım, ama arkadaşım şemsiye getirmemiş.
  • Bu sorulara yanıt vermeye çalışalım.
  • “Galiba bu tarihi günün yüzü suyu hürmetine Beyoğlu'nda sürtüp durmaları yanlarına kâr kaldı.”
  • Onları yanımda götürüyorum.
  • “Her şeyden önce bir bakanlık koltuğuna kurulmak ihtirasıyla yanıp tutuştuğunu ve oraya varmak için her vasıtayı mübah saydığını sezip anlamamış mıydı?”
  • “Anlamamı istediler. Yanıt hakkı doğarmış, bu da gereksiz dediydim dediydin meselesine götürürmüş işi.”
  • “Ben seni yanıma alayım ama çok para veremem.”
  • Annesini yanına almış.
  • Yanıtın çok takdir ediliyor ve bizim daha etkili biçimde hazırlanmamıza olanak sağlayacak.
  • Yanıt kolaydı.
  • “Eski bakan bir yanılgıya düşmüştü.”
  • Telefon çaldı ama yanıt vermedim.
  • Hiç kimse bizi yanıtlamadı.
 

Yanı ile ilgili Atasözü veya Deyim

alt yanı çıkmaz sokak : sonu gelmeyen, sonuç alınamayan işler için söylenen bir söz.

aşık, alemi kör, dört yanını duvar sanır : “aşktan gözü kararmış kimse, hoş karşılanmayacak aşırı davranışlarda bulunur” anlamında kullanılan bir söz.

(bir şeyin) yanından bile geçmemiş : “o şeyle hiçbir ilgisi yok” anlamında kullanılan bir söz.

(biri ötekinin yanında) zemzemle yıkanmış olmak : biri, ötekine göre çok iyi nitelikte olmak.

(birinden veya bir şeyden) aşağı kalır yeri (veya yanı) yok : nitelikleri bakımından başkalarıyla karşılaştırıldığında eksiği olmayan, denk olan.

buğday ile koyun, geri yanı (veya kalanı) oyun : “çiftçi için koyun ve buğdaydan değerli bir şey yoktur” anlamında kullanılan bir söz.

canı kaymak isteyen mandayı yanında taşır : “güzel yaşamak isteyen kişi, bu yaşayışın yükünü çekmeyi göze almalı ve gerekli kaynakları elinin altında bulundurmalıdır” anlamında kullanılan bir söz.

 

çok bilen (veya söyleyen) çok yanılır : “çok bildiği için kendine güvenen kişi, bilmediği şeylere de karışır ve bunlarda yanılır” anlamında kullanılan bir söz.

dört yanı deniz kesilmek : çaresiz ve umutsuz kalmak.

elle tutulacak tarafı (veya yanı) kalmamak : sağlam bir yanı kalmamak güvenilecek veya kayrılacak bir yönü olmamak.

ellerim yanıma gelsin : “Allah canımı alsın ki doğru söylüyorum” anlamında kullanılan bir söz.

ettiği yanına (kar) kalmak : yaptığı kötülük karşılıksız kalmak, cezasını görememek.

ettiğini yanına bırakmamak : yapılan kötü davranışa karşılık vermek.

iki eli yanına gelmek : ölmek.

iki elim yanıma gelecek : doğru söylendiği kanıtlanmak istendiğinde “öleyim ki doğru söylüyorum” anlamında kullanılan bir söz.

isin yanına varan is, misin yanına varan mis kokar : “kişi kiminle arkadaşlık ederse ondan kendisine birtakım huylar geçer” anlamında kullanılan bir söz.

kaymağı seven mandayı yanında taşır : “sevdiği şeyden yoksun kalmak istemeyen kişi, onu sağlayacak araçları eli altında bulundurmalı ve bunun için gereken sıkıntılara katlanmalıdır” anlamında kullanılan bir söz.

kel yanında kabak anılmaz : “bir kişinin yanında, uzaktan da olsa onun kusurunu hatırlatabilecek sözler söylemekten çekinilmelidir” anlamında kullanılan bir söz.

kır atın yanında duran ya huyundan ya suyundan : “kişi arkadaşlık ettiği kimseden etkilenir” anlamında kullanılan bir söz.

kurtla görüşürsen köpeği yanından ayırma : “saldırgan biriyle karşılaşacak olan kişi, kendisini koruyacak önlemler almalıdır” anlamında kullanılan bir söz.

kurunun yanında yaş da yanar : “beğenilmeyen tutumlarından dolayı cezalandırılan kişiler yanında suçsuzlar da suçlular gibi hırpalanırlar” anlamında kullanılan bir söz.

kutsuz kuşun yuvası doğan yanında olur : “talihsiz kişi, her an kendisine saldıracak güçlü kimselerle yan yana bulunur” anlamında kullanılan bir söz.

pilav yiyen kaşığını yanında (veya belinde) taşır : “bir şeyden yararlanmak isteyen kişi, bunun için gereken aracı eli altında bulundurmalıdır” anlamında kullanılan bir söz.

yanık kokmak : is kokmak ortalıkta bir şeyin yandığını anlatan koku bulunmak.

yanılgıya düşmek : bilmeden bir yanlışlık yapmak.

yanına almak : yanında çalıştırmak geçimini sağlamak için yanında bulundurmak beraberinde götürmek.

yanına bırakmamak (veya koymamak) : cezasız bırakmamak, öç almak.

yanına kar kalmak : cezasız kalmak.

yanına salavatla varılmaz : çok pahalı olan şeyler için kullanılan bir söz kibirli, gururlu kimseler için kullanılan bir söz çok öfkeli kimseler için söylenen bir söz.

yanına salavatla yaklaşılmak : birini yanına gitmekten korkmak, çekinmek.

yanına yaklaştırmamak : birinin veya bir şeyin kendi yakınına gelmesine izin vermemek.

yanında olmak : desteklemek, yardımcı olmak.

yanıp durmak : pişman olmak.

yanıp tutuşmak : güçlü bir aşk ile sevmek bir şeyi elde etmek için güçlü bir istek duymak elde edemediği bir şey için büyük üzüntü duymak.

yanıp yakılmak : sızlanmak, şikâyet etmek.

yanıt hakkı doğmak : cevap hakkı doğmak.

yanıt vermek : yanıtlamak, cevaplamak.

yaptığı yanına (kar) kalmamak : yaptığı kötülük karşılıksız kalmak, cezasını görememek.

yeme de yanında yat : çok lezzetli veya çok hoş olan şeyler için söylenen bir söz.

Yanı tanımı, anlamı

Anlamsız yanıt : Belli bir seçenek içinde yer alacak,açıklıktan yoksun olan ve anlam verilemediği için bilgi niteliği taşımayan yanıt

Arı yanılgı : [Bakınız: artık üstikileri ortalaması].

Bağıl yanılgı : Ölçülen bir nicelik üzerinde yapılan ölçü yanılgısının niceliğin kendisine oranı.

Bağışık yanıt : Organizmanın yabancı bir makromoleküle, toksine veya bir antijene karşı antikorlar meydana getirmesi, vücudun antijenlere karşı makrofaj, lenfosit, granüllü lökosit, trombosit, mast hücresi, endotelyum ve fibroblastlar tarafından korunması, immün yanıt.

Bağrı yanıh : Bağrı yanık.

Belirsiz yanıt : Açık seçik bir anlamdan yoksun olan ya da bilinen yanıt seçeneklerinden herhangi birine sokulamayan yanıt türü.

Belirtimıi yanıt : Soruyla birlikte sunulan seçeneklerden biri ya da birkaçının belirtilmesiyle verilen yanıt.

Beri yanıma : Yanı başıma.

Bilüsü yanılmak : Ne söylediğini bilmez hale gelmek, bunamak.

Birinci tür yanılgı : [Bakınız: a (alfa) yanılgısı].

Çağrışımsal yanılsama : Görsel alanın bir parçasının var olan başka bir nesnenin etkisi ile yanlış algılanması.

Çelişik yanıt : Bir başka yanıtın olurladığını yadsıyan yanıt.

Çıkakta yanıltma : Bir malın, üzerine konulan imle oradan çıkarılmış, orada elde edilmiş gibi gösterilmesi.

Çok yanıtlı test maddesi : Seçilmesi istenilen belli yollardan ikisinin ya da daha çoğunun doğru olabileceği özel çoktan-seçmeli bir madde türü; çok yanıtlı soru.

Değişken yanılgı : Ölçümler üzerinde kazanıya bağlı olarak durumdan duruma değişik ölçülerde etkide bulunan ve sonunda etkileri toplamı sıfır sayılacak biçimde yok sayılan yanılgı, bk. değişmez yanılgı.

Değişken yanılgıları : Gözlem yanılgıları içeren değişkenlerin değerlerindeki yanılgılar.

Denel yanılgı : Ölçmede elde edilen değerlerin kesin değerden sapma niceliği.

Deneme yanılma yordamı : Denenceli ya da uygulamalı sınamalarda karşılaşılan başarı ve başarısızlıklar sonucu öğrenme ve deneyim kazanma yolu.

Deneme yanılma yöntemi : Rasyona girecek yem maddelerine rasyonda ne kadar yer verileceğine; hayvanın kuru madde gereksinimini karşılayacak biçimde tesadüfi değerler verilmesi, daha sonra rasyonun besin madde ve enerji düzeyinin hesap edilmesi, sonuçlar gereksinim düzeyleriyle karşılaştırılarak gerekli düzeltmelerin deneme yanılma yoluyla hesaplanması, rasyon hesaplama.

Denklem yanılgısı : Bazı etkenlerin gözönüne alınmaması nedeniyle denklemin gerçek bağıntıyı tümüyle gösteremediği durumlardaki yanılgı.

Devimsel yanılsama : Beden örgenlerinden herhangi birisinin devinmediği halde deviniyormuş gibi algılanması.

Dizgeli yanılgı : Kullanılan araçların yanlışlığından ya da bilinmeyen iç ve dış etkilerden doğmuş ve böylece ölçülere sürekli olarak girmiş yanılgı. Örnek: Ayarı bozuk bir saatle yapılan ölçülere girmiş olan yanılgı dizgelidir. Bir ölçümde, ölçme aracının ya da ölçme işleminin yapısından doğan ve aynı yönde etkide bulunan etkenlerin ürünü olduğu için giderilmeyen, belli ayrıtlar yararına ya da zararına beliren yanılgı, bk. rastlantılı yanılgı.

Dizgesel yanılgı : Rasgele olmayan yanılgı. Bu tür yanılgılar ortalaması sıfır olmayan bir dağılım gösterirler.

Dördüncü derece yanık : Dermisin ve deri altı ak zarının etkilendiği yanık biçimi. Üçüncü derece yanıkla benzer özelliklere sahiptir.

Dört yanından tutmak : Kayıtsız, şartsız emir altına almak.

Duyu yanılgısı : Duyu örgenlerinin yapısı ya da uyaranların nitelik ve sunuluş biçiminden doğan algı yanılması.

Eğri yanış : Ocak çekirgesi.

Elektrik yanığı : Yüksek voltajdaki elektriğe bağlı oluşan yanık.

Enit yanıt olmak : Şaşmak, şaşa kalmak.

Gara yanız : Kara yağız.

Gelin yanı : Düğünün ertesi günü yapılan eğlence.

Gelin yanısı : Gelinin yüzüne örtülen örtü, duvak.

Gerçek yanılması : Gerçeğin sahne üzerindeki görüntüsünden ortaya çıkan değişme, yanılma.

Gice yanığı : Deride meydana gelen, yanık gibi su toplayan kabarcıklar.

Göreceli yanılgı : X sayısının bir Y yaklaşık değeri için, (Y-X)/X ya da (Y-X)/X sayısı.

Görsel yanılsama : Örgensel ya da ruhsal nedenlerle görme duyumlarında beliren bir yanılsama.

Görüşmeci yanı : Görüşmeci davranışının neden olduğu yan.

Göz yanılması : Gözün, belirli koşullarda, nesneleri olduğundan değişik algılaması biçiminde ortaya çıkan yanılma.

Göz yumulabilir yanılgı : Bir örnekleme dağılımıyla elde edilen kestirme değerin evrendeğerden ne oranda sapma göstermesine izin verileceğini belirten oransal güvenirlik sınırı.

Gözlem yanılgısı : Araç ya da insan etkenlerinden kaynaklanan ya da bir niceliği elde etme yöntemindeki eksikliklerden ortaya çıkan yanılgı.

Gün yanı : Kuz yanına göre, bol güneşli yamaç.

Hece yanıltmacı : Hecelerinin yalnıltıcı kullanışıyla bir sözcüğün bulunması temeline dayanan söz oyunu, bilmece. / Kola takınca bir ay / Zorluk kalkar ortadan = KOLAY Bir örnek de divandan: / Bende yok sabr ü sükun sende vefadan zerre / İki yoktan ne çıkar fikredelim bir kere (İki yok, Farsça nâ, bi) (Na-bi) 69.

Hümoral bağışık yanıt : Antijenin kan serumunda bulunan çözünebilir antikorla bağlanması, vücudun antijene karşı antikor üreterek cevap vermesiyle karakterize olayların tümü.

Inır yanır etmek : Bir teklifi kabul etmemek için gereksiz nedenler ileri sürmek.

İkinci derece yanık : Epidermis üzerinde pıhtılaşma nekrozu, spongiyozis, vezikül oluşumu ve dermis ödemiyle belirgin yanık.

İkincil bağışık yanıt : İlk antijen uyarımıyla oluşan birincil yanıttan sonra, ikinci kez aynı antijenle karşılaşma durumunda, birincil cevaba göre daha çabuk ve daha yüksek düzeyde oluşan bağışık yanıt.

İlgisiz yanıt : Soru'nun içeriğiyle açık ya da örtük bir ilişkisi bulunmayan yanıt.

İmmün yanıt : Bağışık yanıt.

İşleme yanılgısı : Verilerin işlenmesi sırasında oluşan yanılgı. Örneğin, verilerin dökümü sırasında oluşan yanılgılar.

Kaçamak yanıt : Bir görüşmede ayırıcı özelliği saptanamayacak biçimde dile getirilen ya da geçiştirilen yanıt.

Kalıplı yanıt : Bir görüşmede yanıtlayıcıların önemli bir çoğunluğunca yinelenen ve görüşülenler arasında ayrım gözetmeye elvermeyen yanıt türü.

Kara yanık : Hlk. Yanıkara.

Karın boşluğuna kaburga yanından girilmesi : Son kaburgaya paralel bir kesi yapılarak karın boşluğuna girilmesi, parakostal laparotomi.

Kavuşmaz ölçünlü yanılgı : Örneklem büyüklüğü sonsuza yaklaştığında, bir örneklemdeğerin ölçünlü yanılgısı.

Kayık yanı : Kayığın altına konulan eğri ardıç ya da şimşir ağaç.

Kestirim yanılgısı : (bağlanım çözümlemesi) Bir gerçek değer ile kestirimi arasındaki çıkarım. Özel olarak, bağlanım denkleminin bağımlı değişkenini bağımsız değişkenlerden kestirmek için kullanılan çözümlemede, bağımlı değişkenin gözlenen değeri ile kestirimi arasındaki çıkarımdır.

Kınış yanış etmek : Yaltaklanmak, boyun eğmek.

Kimyasal yanık : Tuz ruhu ve benzerleri kimyasal maddelerle oluşan yanık.

Kişisel yanılgı : Gözlemci ya da hesapçının, dalgınlıkla yaptığı yanılgı; örn. 3 yazacak yerde 8 yazması.

Köy yanı : Köydeki tarla.

Kuşkucu yanıtlayıcı : Bilimsel araştırmalara ya da belli soru ve konulara kuşkuyla yaklaşan kişi.

Kuz yanı : Az güneş alan, gölgesi bolca kuzey yamaç.

Müller lyer yanılsaması : Herhangi bir düz çizginin ok başıyle sonuçlanmasının çizgiyi olduğundan kısa, ters ok başıyle sonuçlanmasının ise olduğundan uzun algılanmasına yol açması.

Olası yanılgı : Bir gözlem dizisinde yapılan yanılgıların (ölçülen değerlerin ortalama değerden farkı) salt değeri büyüklük sırasına göre dizildiğinde, dizinin ortasında yer alan hata p = ..formül.. Örnek: Bir yıldızın aynı koşullarda ölçülen dikeyhızının ortalaması 27.1 km/sn ve ölçülen değerlerin bu değerden farkları -0.2; -0.1 ; + 1.2; + 0.8; +0.3; -0.7; +0.5; -1.1; +0.9; -0.7 +0.6 dır. Bunların salt değerleri boy sırasına dizilirse 0.1; 0.2; 0.3; 0.5; 0.6; 0.7; 0.8; 0.9; 1.1; 1. Dizinin orta yerinde gördüğümüz sayı 0.7 dir. O halde bu ölçü serisinin olası hatası ±0.7 km/sn, dikeyhızın değeri ise 27.1 ± 0.7 km/sn dir.

Olumsuz yanıt damgası : Bir duraktan, bağlantı kurulan başka bir durağa, olumsuz yanıt olarak gönderilen bir gönderim güdüm damgası.

Ortalama üstikisel yanılgı : [Bakınız: ortalama üstikisel sapma].

Ortalama yanılgı : Bir gözlem dizisinde yapılan yanılgıların (gözlenen değerlerin ortalama değerden farkları) salt değerlerinin aritmetik ortalaması.

Ölçüm yanılgısı : Bir ölçme sürecinde saptırıcı payı olan etkilerin toplu ürünü.

Ölçünlü yanılgı : Bir örneklemdeğere ilişkin örnekleme dağılımının ölçünlü sapması. Örneklemeyle elde edilmiş gözlemler ortalamasının, olanaklı öteki örneklerde elde edilecek ortalamaların ortalamasından ne ölçüde sapma olasılığı bulunduğunu gösteren değer.

Ölçünlü yanılgı ölçümü : Gözlenmiş bir değerin sayılgılı bir değerden sapma ölçüsünü veren ve ölçünlü sapmanın kare kökü olarak tanımlanan ölçüm.

Ölçünlü yanıt : Bir görüşmede genel kalıplara ya da görüşmecinin beklentilerine göre verilen yanıt.

Örnekleme dışı yanılgı : Örnekleme çerçevesindeki eksiklikler, örneklem birimlerinin imlenmesinde ve bu birimlerin seçiminde yapılan yanlışlar ve benzerleri nedenlerle ortaya çıkan yanılgı.

Örnekleme yanılgısı : Bir evren değer ile onun kestirimi arasındaki çıkarım. Bir örnek evrende gözlenmiş kestirim değerlerinin anaevren değerlerinden gösterdiği sapma.

Öte yanı : Diğerleri.

Özgür yanıtlı soru : Açıkuçlu bırakılarak bireylerin yanıtlarını diledigince dile getirmesine olanak veren soru. bk. açıkuçlu soru.

Para yanılgısı : Fiyatlar genel düzeyindeki artışa bağlı olarak paranın satın alma gücünde ortaya çıkan düşüşün iktisadi karar birimleri tarafından algılanamaması durumu.

Primer bağışık yanıt : Verilen bir antijenle ilk kez karşılaşan konakta oluşan nispeten zayıf bağışık yanıt.

Rasgele örnekleme yanılgısı : Örneklemin rasgele bir yöntemle seçilmesi durumunda ortaya çıkan örnekleme yanılgısı.

Rasgele yanılgı : Dizgeli herhangi bir etki dışında, kurala ve düzene bağlı olmadan yapılan ölçü yanılgısı. Gözlenmiş bir değerin gerçek değerden sapması. Bu tür yanılgılar, belli bir dağılımı olan olasılıksal değişkenler olarak düşünülebilir.

Rastlantılı yanılgılar : Bir ölçümde, durumsal etkenlere bağlı olarak beliren ve çeşitli yönlerde sapmalara yol açtığı için sonunda birbirini götüreceği varsayılan yanılgılar, bk. dizgeli yanılgılar.

Rüzgar yanı : Dağlık bir yörede, bir kıyıda, egemen rüzgârlara açık yüz. bk. rüzgâraltı yanı.

Rüzgaraltı yanı : Dağlık bir yörede, bir kıyıda egemen rüzgârların siperinde kalan yüz. bk. rüzgâr yanı.

Salt yanılgı : Bir x niceliği üzerinde yapılan aX yanılgısının kendisi; (AX/ x ise bağıl yanılgıdır.). Ömeklemdeğer ile evrendeğer arasındaki çıkanının salt değeri. Gerçek değer ile seçilen yaklaşık değer kalanının salt değeri.

Sarsıntı yanılgı örnekbiçimi : Değişkenlerdeki ve denklemlerdeki yanılgıları birlikte içeren örnekbiçim. ay. bk. değişken yanılgısı, denklem yanılgısı.

Seçkisiz yanılgı : Sayımbilimsel yöntemlerle kestirilebilen yanılgı.

Serpilmenin ölçünlü yanılgısı : Bir serpilmede gözlem değerlerinin tam bağıntı çizgisi üzerindeki karşılıklarından olan sapmaların kareli ortalamaları olarak tanımlanan ve serpilmenin en uygun çizgiye oranla gösterdiği sapmanın toplu anlatımı olan ölçüm, bk. birlikte gidişim çizgisi.

Sınama ve yanılma : Yeni sorunlar ve durumlar karşısında düşünme, plan yapma ve yöntemli biçimde hareket etme yerine denemelere girişerek çözüm ve uyma yolları arama davranımı.

Sınama ve yanılma yoluyla öğrenme : Yeni öğrenme durumları karşısında öğrencinin, başarılı sonuç alıncaya, ya da hoşnut oluncaya değin kimi tepkileri hemen hemen rasgele yinelemesi ve sınaması temeline dayalı öğrenme.

Sınama yanılma öğrenmesi : Deneğin nasıl çözümlenebileceği konusunda bilgi ve becerisi bulunmadığı bir sorun ya da durum karşısında, türlü davranışları deneyerek çözüme yaramayanları bir yana bırakıp yararlı ve etkili olanları seçmeyi öğrenmesi.

Solar yanık : Güneş yanığı.

Soru yanıt yöntemi : Öğrencilerin, belli soruların karşılığı olan kalıplaşmış yanıtları öğrenmelerini ve bu sorular sorulduğunda yanıtlarını ezbere söylemelerini isteyen eski bir öğretim yöntemi.

Tanımlama yanı : Bir örnekbiçimin yanlış tanımlanmasından ortaya çıkan yan. Örneğin, denklemlerdeki yanılgılar yerine değişkenlerdeki yanılgılarla kurulan bir örnekbiçimli kullanılması nedeniyle ortaya çıkan yan.

Taşlama yanığı : Taşlama sırasında, aşırı ısınma sonucu oluşan yüzeyin oksitlenmiş yeri.

Temel yanılması : Esâsda hatâ, lüzumlu vasıfta hatâ.

Termal yanık : Ateş, sıcak su ve sıcak gazlarla oluşan yanıklar.

Tuz yanığı : Et ve balıkların çok küçük daneli tuz kullanılarak bol tuzlanması hâlinde hızlı bir şekilde kuruyarak sertleşmeleri.

Uzbilimsel yanılım : [Bakınız: yanılım].

Üçüncü derece yanık : Sıcaklığın yakıcı etkisi epidermisin tüm tabakalarında, bağ dokuda, kan damarlarında ve deri eklentilerde pıhtılaşma nekrozunun oluştuğu yanık. Nekrotik dokunun dökülmesi sonucu oluşan kayıp granülasyon dokusuyla doldurulur; kalıcı nedbeleşme eklentilerin kaybıyla sonuçlanır.

Üretilmiş yanılgı : Gerçek sayılarla cebirsel bir işlem yapılırken yapılan yanılgı türü.

Üstikisel yanıt : Yanıt yüzeylerindeki ikinci dereceden bağıntıda, yanıt değişkeni ya da bağımlı değişken.

Var yok yanıtı : (Deneysel tasarım) Bir deneğin, uyarıcıya karşı gösterdiği tepkiyi var ya da yok biçiminde belirten değişken. Bu değişken yalnızca 0 ve 1 değerlerini alır.

Yaklaştırım yanılgısı : Sayısal hesaplamalarda yapılan yaklaştırım sonucu ortaya çıkan yanılgı.

Yanı başında : Hemen yanında.

Yanı yevresi : Çevresi.

Yanı yönü bellisiz : Kalleş, güvenilmez.

Yanı yöresi : Çevresi.

Yanıara : Veba.

Yanıcak : Çorum şehrinde, Boğazkale ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

Yanıcı : Yan, yana yaslanmış. Yanabilir özellikte olan. Yanıma uğrayabilen.

Yanıcı gazlar : Hidrojen, hidrokarbonlar, karbonmonoksit ve bunların karışımları gibi endüstriyel yakıt gazları.

Yanıç : Yengeç. İçine ıspanak, peynir ya da yumurta konularak sacda pişirilen bir börek çeşidi. Kız evinden güveye gönderilen giysi. Topal, yan yan yürüyen. Biçimsiz. Yangın. Yufka içine peynir, soğan, kıyma ve benzerleri konularak yapılan bir çeşit sac böreği. Yağlı saç yufkası. (Küplüce Gümüşhacıköy Amasya). Çanakkale şehrinde, Kacak nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Yanıç minit : Kalay çubuk yapmakta kullanılan düz yüzeyli demir.

Yanıç yanıç : Yan yan, yana doğru.

Yanıçalma : Bir yaşla üç ay arasındaki katır.

Yanıçböcü : Yengeç.

Yanıgara : Sığırda, atta görülen bir hastalık.

Yanığa düşme : Bir oyuncuyla karşı kale arasında (top kendi takımındayken) karşı takımdan en az iki oyuncunun bulunmaması durumu.

Yanığara : Sığırda, atta görülen bir hastalık.

Yanııım : Geçersiz olmakla birlikte geçerli görünen çıkarım. artbileşenin evetlemesi yanılımı,. önbileşenin değillemesi yanılımı.

Yanık amonyak : Amonyağın tüm olarak yanması ile, bileşimi % 99.0-99.75 azot,% 1.0-0.25 hidrojen olan gaz karışımı.

Yanık amonyaklı atmosfer : Yanmış amonyaktan oluşan fırın atmosferi.

Yanık çelik : Yanma olayına uğramış ve işe yaramaz duruma gelmiş çelik.

Yanık düren : Son çocuk, tekne kazıntısı.

Yanık rüzgar : Çabuk dinen yel.

Yanık şoku : Yanık yüzeylerden önemli miktarda plazma kaybı sonucu oluşan bir şok.

Yanık yanmak : Yakınmak.

Yanıkağıl : Tekirdağ şehri, Çerkezköy ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

Yanıkal : Kahverengi, doruya yakın al.

Yanıkararasıca : Bir ilenç.

Yanıkçakır : Bitlis ilinde, Geyikpınar bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

Yanıkçam : Bayburt ili, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Yanıkçay : Van şehri, Gevaş ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge.

Yanıkçöğür : Şanlıurfa şehrinde, Payamlı bucağına bağlı bir bölge.

Yanıkçukur : Ağrı kenti, Diyadin belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

Yanıkdağ : Rize şehrinde, Çayeli ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

Yanıkdere : Ot bitmeyen dere. Ağrı şehri, Eleşkirt ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Yanıker : Âşık, vurgun kimse.

Yanıkırık : Yan yürüyen, sakat. Geveze.

Yanıkızıl : Bir yanı kızarık yaz armudu çeşidi.

Yanıkkaval : Erzurum ilinde, Kömürlü nahiyesine bağlı bir yer.

Yanıkkaya : Batman şehrinde, Bekirhan nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

Yanıkkışla : İçel kenti, Gülek nahiyesine bağlı bir yer. Osmaniye kenti, Hasanbeyli ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

Yanıkköy : İzmir ilinde, Menemen belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

Yanıklar : Çanakkale şehri, Yiğitler nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Muğla ili, Fethiye belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

Yanıklı : Artvin ilinde, Ortaköy nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Yanıklu : Âşık.

Yanıkmak : Yakınmak.

Yanıkören : Afyon ilinde, Sandıklı belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

Yanıkpınar : Hatay ilinde, Karbeyaz nahiyesine bağlı bir yer.

Yanıksamak : Acımak.

Yanıksayvant : Sakarya ili, Ortaköy nahiyesine bağlı bir yer.

Yanıkses : Siirt kenti, Doğanca nahiyesine bağlı bir yer.

Yanıktaş : Erzurum şehri, Narman ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer. Rize şehri, Derepazarı belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Trabzon ili, Of ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge.

Yanıktırmak : Ürkütmek, korkutup kaçırmak.

Yanıl : Kırmızı, pembe, pembeleşmiş. Kulakları sarı ya da kahverengi keçi. [Bakınız: yanal, yanal].

Yanılabilme : Yanılabilmek işi.

Yanılabilmek : Yanılma imkânı veya olasılığı bulunmak.

Yanılaşmak : Tartışmak.

Yanılgı değişkesi : [Bakınız: artık değişke].

Yanılgı kuşağı : Kestirilmiş değerin belli bir olasılıkla içerisinde bulunduğu varsayılabilen ve ölçünlü yanılgılar, güven aralıkları ya da benzer yöntemler ile bulunan bölge.

Yanılgı küçültme gücü : (Zaman dizileri) Zaman dizilerinde düzleme başarısını görmek üzere yanılgıları küçültmek ve gözlemleri gerçek değerlerine yaklaştırmak için verilen bir ölçü.

Yanılgı payı : Bir örnekleme dağılımında gözlemlerin evrendeğerlere göre sapmalarının oransal sınırı, bk. örnekleme yanılgısı.

Yanılgı sınırları : Bir örnekleme dağılımında gözlemlerin yüzde olarak taşıdığı yanılgı payının alt- üst sınırları.

Yanılgı üstikileri ortalaması : [Bakınız: artık üstikileri ortalaması].

Yanılgı yüzdesi : Göreceli yanılgının 100 katı.

Yanılım : Doğru ya da geçerli çıkarım koşullarını sağlamayan düşünce, Anlamdaş. uzbilimsel yanılım.

Yanıllı : Sırt.

Yanılma payı : Herhangi fizik ya da kimya dizgesinin hazırlanmasında, gerçekleştirilmesinde ya da çalıştırılmasında izin verilen en çok yanılma sınırı.

Yanılmaca : İyi kurulu oyun yapısında, oyun kişilerinin ayrı şeyleri söylerken aynı şeyi konuştuklarını sandıkları sahne. Birini başkası veya bir şeyi başka bir şey sanmaktan doğan yanlışlık, ki bir takım eserlerin konularına girer. Oyun gereği, bir oyun kişisinin söylenen bir sözü ya da konuşmayı yanlış anlamasından doğan karışıklık.

Yanılmaz : Mardin şehrinde, Dargeçit ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Siirt kenti, Eruh ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

Yanılsamacı tiyatro : İki temel tiyatro anlayışından biri. Bu tür tiyatroda, seyircinin, sahnedeki olaylara, onları yaşıyormuşçasına katılması sağlanır. bk. benzetmeci tiyatro.

Yanıltabilme : Yanıltabilmek işi.

Yanıltabilmek : Yanıltma imkânı veya olasılığı bulunmak.

Yanıltıcı ambalaj : İçindeki ürünün gerçek miktarı, içeriği ya da kalitesi konusunda tüketiciyi yanıltan ambalaj.

Yanıltıcı fiyatlandırma : Mal ve hizmetlerin, tüketiciyi yanlış yönlendirecek biçimde fiyatlandırılması.

Yanıltıcı reklam : Tüketiciyi mal veya hizmet hakkında eksik, yanlış ya da abatartılı bilgiler vererek yanlış yönlendiren reklam.

Yanıltmacalı masal : Yalan ve abartmalar üzerine kurulmuş masal türü. bk. yanıltmacalı masalcık.

Yanıltmacalı masalcık : Tarihsel olmayan olayları tarihsel bir görüntü içinde açıklayan, yapı ve kapsam yönünden birbirine karşıt oluşumlar gösteren düzmece masalcık türü. bk. masalcık. karşılığı yanıltmacalı masal.

Yanıltmacılık : Yanıltma işi yapma. Bilimsel bir gerekçe olmaksızın veri veya sonuçlar üzerinde değişiklik yapma veya nedeni olmaksızın veri atlama.

Yanım : Yakınım, çevrem, akrabam. Yakıtın, havanın oksijeni ile birleşerek ısı, ışık ve alaz çıkarması olayı.

Yanın : Gaz tenekesinin yarısı oylumunda bir tahıl ölçeği.

Yanın almak : Yanına yaklaşmak, yanında bulunmak.

Yanın dönmek : Yan tarafa dönmek.

Yanın yanın : Yan yan.

Yanın yatmak : Yan üstü yatmak.

Yanın yürümek : Yan yan yürümek.

Yanınca : Yanında, beraberinde.

Yanında kalmamak : Yanına kalmamak.

Yanındalık hali : Bazı dillerde, bir şeyin '"yanında" fikrini veren isim hali.

Yanıp börmek : Yanıp yörmek-, yanıp durmak.

Yanır : Sırt. Yük ve binek hayvanının sırtında, eğer ve semerin açtığı yara. Sırtı yaralı. [Bakınız: yağır]. [Bakınız: yağırlı]. [Bakınız: yağarnı]. Böğür. Hayvanların sırtında açılan yara. Sağaltma amacıyla dağlamak yüzünden açılan yara. Yara. Yaka kiri. Çamsakızı. Yanar (nesne için). Çamsakızı, reçine.

Yanırak : Az yan, azıcık yanda olan.

Yanırdamak : Yanlış ve boş sözlerle gevezelik etmek.

Yanırlı : Sırt. Kir bağlamış.

Yanırmak : Aramak, özlemek.

Yanısıra : Yanında, birlikte.

Yanışak : Geveze. Bit yavrusu.

Yanışlamak : Yansılamak, alay etmek. Nakışlamak. Yanıltmak. Yanlışını çıkarmak. Karşı savda bulunmak. Yanılmak.

Yanışlı : Nakışlı, işlemeli. İçel ili, Ovacık nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

Yanıt değişkeni : [Bakınız: bağımlı değişken].

Yanıt elbisesi : Bayramda kız evine gönderilen armağan giysi.

Yanıt kartı : Bir soru çizinliğinde soruları izleyen yanıt seçeneklerinin uzun ve karmaşık olduğu durumlarda başvurulan ve çizinlikten ayrılarak yanıtlayıcıya verilmek üzere söz konusu seçenekleri sıralayan kart.

Yanıt süresi : Bir bilişim dizgesinde, kullanıcının sorusunu dizgeye yöneltmesiyle yanıtı elde etmesi arasında geçen süre. Özellikle etkileşimli dizgeler için kullanılır.

Yanıt tutarlılığı : Bir ölçek ya da bir ölçere verilen yanıtlar arasındaki mantıksal uyuşma.

Yanıt yanılgısı : Deneğin sormaca sırasında kesin olmayan yanıtlar vermesinden ya da soruları yanıtsız bırakmasından ortaya çıkan yanılgı.

Yanıt yüzeyi : (Deneysel tasarım) Bir Y yanıtı, k sayıda nicel etkenin bilinmeyen bir işlevine bağlı olduğunda, değişen X'ler için Y'nin değerlerinin oluşturduğu k-1 boyutlu yüzey.

Yanıtlayabilme : Yanıtlayabilmek durumu.

Yanıtlayabilmek : Yanıtlama imkânı veya olasılığı bulunmak.

Yanıtlayıcı : Bir soruşturu ya da görüşmede bilgi alınmak üzere kendisine soru yöneltilen ve soruya amaca uygun olarak yanıt veren kişi.

Yanıtlayıcı seçme açkısı : Konut birimi ya da benzeri birimler düzeyinde yapılan örneklemede görüşülecek tek tek birimlere inmeyi sağlamak üzere önceden rastlantılı olarak saptanmış seçme kılavuzu.

Yanıtmak : Cezayı karşılamak.

Yanıtsayıcı yorgunluğu : Bir soruşturu ya da görüşmede genellikle 15-25 dakikadan sonra ilgi ve yoğulumun dağılmasına yol açan bedensel ve özgücül durum.

Yanıtsız ömeklem : Önceden belirlenmiş bir bireyden herhangi bir nedenle (ölüm, yitim, yanıtsız bırakma vb.) bilginin alınamadığı örneklem.

Yanıyengeç : Yengeç.

Yanıyingeç : Yengeç.

Yanıyivli : İstavrit.

Yanız : Ters, huysuz, inatçı. Yüz, çehre. Toprak rengi.

Yanızlamak : Yansılamak, alay etmek.

Yansız yanılgı : Sıfır ortalamalı bir yanılgı evreninden rasgele alınmış bir öğe gibi düşünülen yanılgı.

Yel yanı : Bir kumulun egemen yellere bakan yanı.

Yol yanı durguluğu : Taşıtların süreli ya da süresiz olarak durabilmeleri için yolların bir ya da iki yanında ayrılmış özel durma yeri.

Yuvarlama yanılgısı : Bir gerçek sayının onlu açılımında belirli bir basamaktan sonraki şayakların atılmasıyla oluşan yanılgı türü.

Zöllner yanılsaması : Birbirine koşut olan iki çizgiden birisi keskin çizgilerle bir yana, ötekisi de karşı yana doğru sonuçlandığında, koşut çizgilerin birbirinden uzaklaşmakta olduğu yanılsamasını yaratan bir deney.

Alt yanı : Alt tarafı.

Amele yanığı : Güneşin etkisiyle vücudun giysi dışında kalan bölümlerinde oluşan yanık.

Bağrı yanık : Çok dert, acı, sıkıntı çekmiş, bağrı kara.

Bağrı yanıklık : Bağrı yanık olma durumu.

Gece yanığı : Uçuk gibi birdenbire oluşan kabarcıklı deri döküntüsü.

Güneş yanığı : Güneşte uzun süre ve korumasız olarak kalma sonucunda deride oluşan rahatsızlık.

Tarih yanılgısı : Tarihlendirmede yanılgı içinde bulunma, anakronizm.

Yanı başı : Yakını, hemen yanı, omuz başı.

Yanı sıra : Birlikte. Yanında, beraberinde.

Yanık : Yanmakta olan. Herhangi bir ısıdan meydana gelen doku bozukluğu. Yanmış yer, yanmış olan yerde kalan iz. Sıkıntı veya hastalıktan iyi gelişmemiş, kavruk. Duygulu, dokunaklı, acılı, etkili. Verimsiz, kıraç duruma gelmiş olan. Yanmış olan. Rengi koyulaşmış. Bıkkın, üzüntülü, dertli.

Yanık ses : Dokunaklı ses.

Yanık sesli : Dokunaklı sese sahip (kimse).

Yanıkara : Şarbon.

Yanıklık : Yanık olma durumu.

Yanıksı : Biraz yanık olan.

Yanılgı : Yanılma durumu. Yanlışı doğru veya doğruyu yanlış sanma, hata. Yanlış davranış. Bir sanatla, bir bilimle ilgili kuralların gereği gibi uygulanmayışından doğan sonuç.

Yanılış : Yanılma işi.

Yanılma : Yanılmak işi.

Yanılmak : Tanımayarak, niteliğini iyi anlamayarak aldanmak. Sonucunu düşünmeden veya bilmeden uygunsuz bir davranışta bulunmak.

Yanılsama : Yanlış algılama ve duyu yanılması. Var olan nesne veya canlıyı yanlış, ayrımlı veya değişik olarak algılama, galatıhis, illüzyon.

Yanıltı : Sonucu bakımından çok önemli olmayan yanlışlık, sehiv.

Yanıltıcı : Yanıltma özelliği olan, sofistike.

Yanıltıcılık : Yanıltıcı olma durumu.

Yanıltma : Yanıltmak işi.

Yanıltmaca : Yanıltmak için, yanıltacak yolda söz söyleme, mugalata. Başkasını yanıltmak için doğru olmadığı bilinerek yapılmış olan uslamlama ve çıkarsama, mugalata. Çabuk çabuk söylenmesi sırasında karışıklığa, dil dolaşmasına ve anlam değişmesine uğrayan söz grubu, yanıltmaç. Yanıltmaya dayanan davranış, yanıltıcı iş.

Yanıltmacı : Yanlış yargılamada bulunan kimse.

Yanıltmaç : Karşıdakini yanıltıp başka şey söylemesine yol açacak biçimde düzenlenmiş söz. Yanıltmaca.

Yanıltmak : Yanılmasına yol açmak.

Yanında : Bir şeye, bir kimseye göre, nispetle.

Yanış : Yanma işi.

Yanışölçer : Yanma verimini ve onu etkileyen etkenleri ölçmekte kullanılan cihaz.

Yanıt : Cevap. Canlı organizmaların tedavi veya diğer nedenlerle maruz kaldığı maddelere, durumlara karşı gösterdiği tepkime, reaksiyon.

Yanıt hakkı : Cevap hakkı.

Yanıtlama : Cevaplama.

Yanıtlamak : Cevaplamak.

Yanıtlandırılma : Cevaplandırılma.

Yanıtlandırılmak : Cevaplandırılmak.

Yanıtlandırma : Cevaplandırma.

Yanıtlandırmak : Cevaplandırmak.

Yanıtlanma : Cevaplanma.

Yanıtlanmak : Cevaplanmak.

Yanıtlı : Cevaplı.

Yanıtsız : Cevapsız.

Yanıtsızlık : Cevapsızlık.

Yüreği yanık : Duygulu, hassas olan (kimse).

Yüreği yanıklık : Yüreği yanık olma durumu.

Diğer dillerde Yangısal ödem anlamı nedir?

İngilizce'de Yangısal ödem ne demek ? : inflammatory oedema