Durums türkçesi Durums nedir

  • Unundan makarna yapılan bir cins buğday.

Durums ingilizcede ne demek, Durums nerede nasıl kullanılır?

Palatum durum : Sert damak. Palatum durum.

Durum : Durum buğdayı. Bir buğday türü. Unundan makarna yapılan bir cins buğday.

Durukuli : Geceleri avlanan bir güney amerika maymunu.

Dur : Süre.

Dura : Sert. Dura.

Durability : Mukavemet. Dayanıklılık. Devamlılık. Dayanırlık. Bir oluşum ya da sürecin değişmez özellikler kazanarak süregelmesi. Süreklilik. Sağlamlık. Sürecenlik. Devam.

Durable : Uzun ömürlü. Mukavim. Dayanıklı. Sağlam. Eskimez. Sürekli. Uzun süren. Evladiyelik. Tahammüllü. Devamlı.

Dura mater encephali : Beyni en dıştan saran zar. Dura mater ensefali.

Durables : Dayanıklı tüketim malları.

Durabilities : Dayanıklılık. Mukavemet. Devam. Dayanırlık. Süreklilik. Devamlılık. Sağlamlık.

İngilizce Durums Türkçe anlamı, Durums eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Durums ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Sound : Genel anlamı içinde, insan sesi olmayan herhangi bir ses. bir nesnenin titreşimlerinin havada dalgalar halinde işitme duyumuza etki yapmasıyla ortaya çıkan ses. Sert. Emin. Deliksiz (uyku). Titreşimli bir kaynaktan çıkan, belirli bir ortamda uzunlamasına dalgalar biçiminde yayılan basıncın etkisiyle kulağın algıladığı duyu. Sağlıklı. Kuvvetli. Gibi gelmek. Yerinde. Selen odası.

 

Snare drum : Trampet.

Tympan : Baskı mumlu bezi. Alın (kapı, pencere).

Tambour : Gergef. Ufak davul. Kasnak. Kasnağa gerip işlemek. Trampet. Davul. Gergef işlemek. Silindir şeklindeki parça. Tambur.

Tabour : Dümbelek çalmak. Dümbelek.

Head : Elektrik ya da akustik dalgaları saptayan ya da okuyan, özellikle ses aygıtlarında, mıknatıslı görüntü aygıtlarında ses ve görüntüyü saptama ve okuma işini gerçekleştiren değiştirgeç. Başında olmak. Basınç yüksekliği. İnsan vücudunun ağız, duygu organları ve beyni içine alan en ön bölgesi. herhangi bir hayvanın bu bölgeye karşılık olan yapısı. sefal, kafa. 3.bakteriyofajlarda ikozahedral şekilli, dna içeren kısmı. 4.miyozinin bir parçası. fosfolipitlerin yağ asitleri içermeyen kısmı. spermlerde haploit çekirdeğin bulunduğu kısmı. Beyni ve duyu organlarını taşıyan vücut parçası. Çekiç tokmağı. Alıcı, gösterici, basım aygıtı gibi çeşitli aygıtların temel düzeneğini taşıyan bölüm. Baş. Geçmek. Yollanmak.

Bass drum : Bas davul. Büyük davul.

Thrum : İplik döküntüsü. Parmaklarıyla trampet çalmak. Tıngırdatmak. Saçak. Patırdatmak. Püskül. Saçak yapmak. Saçak takmak. Acemice çalmak. İplik saçağı.

Tambourine : Def. Zilli tef. Tef. Uzun davul.

Tabor : İowa eyaletinde şehir. Dümbelek çalmak. Darbuka. Zilli def. Dümbelek. Güney dakota eyaletinde yerleşim yeri.

Durums synonyms : percussive instrument, membranophone, gran casa, snare, drumhead, side drum, tom tom, bongo, beat, timbrel, go, tenor drum, bongo drum, percussion instrument.