Endi nedir, Endi ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Evvelki: Endi gün.

Endi ile ilgili Cümleler

  • Endişelenme. Her şey kontrol altında.
  • Ali hakkında hiç endişelenmek zorunda değilsin.
  • Endişelenme. Bu yakında bitecek.
  • Çocuğun korkusu ebeveynlerini endişelendirdi.
  • Endişelenme anne. O yemek hakkında titiz değil. O her şey yer.
  • Senin için çok endişelendik.
  • Endişelenme. Bir yere gitmiyorum.
  • Endişelenme. Bu kolay.
  • “Hatta kilise yetkilileri onun sağlığından endişeye düştüler.”
  • Doktor endişeli gibi görünüyordu.
  • Onun için endişeliydik.
  • Endişelenme. Sana yardım edeceğim.
  • Hastaların hepsi endişelendi.
  • Ali birden endişeli göründü.

Endi ile ilgili Atasözü veya Deyim

endişe etmek : tasalanmak, kaygılanmak.

endişeye düşmek : tasaya kapılmak, kaygılanmak.

Endi tanımı, anlamı

Endigün : Dün, geçen gün

Endiği : Yanında, yanındaki, yakınındaki.

Endiğun : Dün, geçen gün.

Endik : Utangaç, sıkılgan.

Endikasyon : Bir hastalıkta izlenecek tedavi yöntemi ve müdahalenin belirlenmesi, indikasyon. Bir ilacın hangi hastalıklara ve hangi biçimde uygun olacağını veya bir operasyonun hangi koşullarda gerekli olduğunu ifade eder.

Endiki : Bu, şu.

Endiklemek : Yoksuzluğun son derecesine varmak.

Endikmek : Şaşırtmak. Duraksamak, kararsız olmak. Sabırsızlanmak. Utanmak, sıkılmak. Aklı başına gelmek, uyanmak. Herhangi bir şey karşısında reflekssiz hareket yapmak. Şaşalamak, acemilik göstermek, şaşırmak, mütehayyir olmak; tevahhuş etmek.

 

Endime : Köy evlerinde herhangi bir eşya koymak için yapılan kapalı yer.

Endimen : Köy evlerinde herhangi bir eşya koymak için yapılan kapalı yer.

Endine : Şuna: Endine bak nasıl koşuyor.

Endir : Alçakgönüllülük: Bu evlere endir etmez.

Endira : Şuraya.

Endirde : Yanında, yanındaki, yakınındaki.

Endire : Kocayemişi. Şuraya. Biraz daha kalitesi düşük olan. Yanınız, sizin bölge: Endirelerde neler var?.

Endirede : Yanında, yanındaki, yakınındaki.

Endirek : Kocayemişi.

Endirek ağacı : Kabuğu ve meyvesi kırmızı olan, yaprağı ayva yaprağına benzeyip, yaz, kış dökülmeyen bir çeşit ağaç.

Endirekt kan nakli : Alıcıdan kanın alınmasından sonra vericiye verilmesi.

Endirekt palpasyon : Sondalama.

Endirekt tedavi : Ödemde diüretik vermek, yerel yangıda yakıcı pomatlar sürmek veya dağlamakla kan oraya çekilerek hastalığın iyileşmesi sağlandığı gibi doğrudan hastalık üzerine değil de organizmanın savunma gücünü kamçılayarak hastalığın tedavisine neden olan yol.

Endirellememek : Tenezzül etmemek.

Endirez : Yabani kiraz.

Endiri : Daha küçük, daha aşağı.

Endirice : Daha küçük, daha aşağı. Daha enli. [Bakınız: endiri].

Endiriz : Akasya ağacı.

Endirmek : İndirmek. indirmek.

Endirtlemek : İneği sağmadan önce, sütü gelsin diye danasına bir iki yudum emdirtmek.

Endirtme : Bir çeşit koyun sağma.

Endişelendirme : Endişelendirmek işi.

Endişelendirmek : Endişelenme işini yaptırmak.

Endişelenebilme : Endişelenebilmek işi.

Endişelenebilmek : Endişelenme imkânı veya olasılığı bulunmak.

 

Endit : Eklem bacaklıların bazı ekstremitelerinden gelişmiş uç parçaları.

Endiygün : Önceki gün.

Su endirmek : Yük ve binek hayvanlarının bilekleri şişmek.

Endirekt : Dolaylı.

Endirekt atış : Çift vuruş.

Endişe : Tasa, kaygı. Kuşku. Düşünce. Korku.

Endişelenme : Endişelenmek işi.

Endişelenmek : Tasalanmak, kaygılanmak.

Endişeli : Endişesi olan.

Endişesiz : Endişesi olmayan.

Endişesizlik : Endişesiz olma durumu.

Diğer dillerde Endergonik reaksiyon anlamı nedir?

İngilizce'de Endergonik reaksiyon ne demek ? : endergonic reaction