Epics türkçesi Epics nedir

Epics ingilizcede ne demek, Epics nerede nasıl kullanılır?

Epic film : Destan filmi. Sinemada destan türünün özeliklerini taşıyan film. toplumların ulusa dönüşümü, bu dönüşüm sırasındaki uğraşıları, bu uğraşılarda öne çıkan kahramanları konu alan; birbirine karşıt güçler arasındaki çatışmaları yansıtan; insan ile çevresi arasındaki ilişkileri veren destan türünün sinema özelliklerine uydurulmuş biçimi: üstün güçlü, yiğit, atılgan, açık yürekli, içinden çıktıkları toplumun özlemlerini simgeleyen kahramanlar; bu kahramanların çapına uygun karşıt güçler; tehlikelerle dolu, uçsuz bucaksız çevre; coşkulu, korkulu, gergin bir hava; soluk kesecek olaylar, kanlı çatışmalar, vb. bu çeşit filmlerin başlıca özellikleridir. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Bir kahramanın hayatını ve veya veya maceralarını betimleyen film. Kahramanlık filmi.

Epic laughter : Abartılı kahkaha.

Epic of gilgamesh : Gılgamış adında bir kahramanın serüvenlerini ayrıntılı olarak anlatan akatlı destanı (metnin tamamı m.ö. 7. yüzyılda yazılmıştır). Gılgamış destanı.

Epic poem : Destansı şiir.

Epic poetry : Epik şiir.

Epic : Yiğitlik koşuğu. Masalsı. Hamasi. Destan. Kahramanca. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Destansı. İyi film. Sanat yönünden belli bir düzeyin üstüne ulaşan, başarılı film. Epope.

 

Epical : Epik edebiyatını akla getiren veya epik edebiyatı ile yapılmış olan. Epik.

Epicadmium neutrons : Kinetik enerjileri, kadmiyum kesim enerjisinden daha büyük olan nötronlar. Üst kadmiyum nötronları. Epikadmiyum nötronları.

Epic theatre : Yanılsamacı tiyatronun seyirciyi sahnedeki karakter ve olayla özdeşleştiren duygusal yaşantısı karşısına, maddeci diyalektiğin tarih bakış açısını getiren ve seyirciyi gözlemde bulunan bir üçüncü kişi durumuna getirerek onun usçul yönelişte karar vermesini sağlayan tiyatro anlayışı. bk. göstermeci tiyatro. İllüzyoncu tiyatronun seyirciyi saran yaşantısı yerine, anlatıcı, belgeleyici, göstermeci bir üslup ile seyirciyi usçul yoldan bir gözlemci olmaya zorlayan ve seyirciye olayı yaşatmak yerine onu olayın dışında bırakıp yargı vermesini sağlamak ereğini güden tiyatro türü (kökleri orta çağda ve çin tiyatrosunda). önce deneysel yönden ervvin piscator sonra daha geniş anlamıyla bertold brecht'ce kuralları saptanan tür. (bk. aristocu olmayan tiyatro). Epik tiyatro.

Epicalyces : Yalancı çanak yaprak. Hatmi.

İngilizce Epics Türkçe anlamı, Epics eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Epics ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bigger than life : Gerçek boyutunda olmayacak kadar büyük olan. Aşırır derecede ünlü ve önemli. Gerçek hayatta rastlanamayacak. Epik ve efsanevi özellikleri olan. Gerçeküstü. Abartılmış. Hayattan daha büyük.

 

Sagas : Efsane. İskandinav masalı.

Heroics : Kahraman. Kahramanlık. Yiğitçe. Gösterişli eylemler veya davranış. Cesur. Kahramanlarla ilgili. Heroik. Kahramanca. Güçlü.

Heroical : Bir kahramanın özelliklerini taşıyan. Gözü pek. Cesur. Korkusuz. Kahraman. Kahramanca.

Epic poem : Destansı şiir.

Saga : Efsane. Tarihsel nitelikte olan kısa ve tek olaylı anlatım türü. bk. doğa sagası, aile sagası, halk sagası, karşıt saga, kişisel saga. krş. masal, öykünce, serüven, öykü, öykülem. Saga. İskandinav masalı.

Legend : Bilgisayar, coğrafya alanlarında kullanılır. Yazıt. Açıklamalar. Kitabe. Masal. Lejand. Harita imleri. (harita vb'de) açıklayıcı bilgiler. Kısa yazı.

Epical : Epik edebiyatını akla getiren veya epik edebiyatı ile yapılmış olan.

Poem : Koşuk. Şiir. Biçim. Manzume.

Epopee : Destan şeklinde yazılmış şiir. Epik şiir tarzı. Epik şiir. Tanrı, yarı tanrı, kutsal kahraman ve seçkin kişilerin savaş başarılarıyla, yaşamlarını anlatan uzun, geleneksel halk koşuğu. Kutkoşuk.

Epics synonyms : heroic meter, heroic poem, heroic verse, chanson de geste, verse form, fabulous, big, heroic, song, larger than life, epos, anecdote, rhapsody, epic, large.

Epics zıt anlamlı kelimeler, Epics kelime anlamı

Small : Mini. Hafif. Fakir. Mütevazi. Ufak tefek. Arka. Sıradan. Ufacık. Zayıf. Önemsiz.

Little : Cici. Azıcık. Değersiz. Az. Az miktarda. Kısa. Ufak. Önemsiz. Ufak şey. Küçük.