Equality türkçesi Equality nedir

  • Seviye.
  • Denklik.
  • İnsanların iktisadi, toplumsal, hukuksal vb. bakımlardan eşit olmaları gerektiğini ileri süren öğretiler.
  • Akranlık.
  • Eşlik.
  • Aynılık.
  • Bedensel, ruhsal başkalıkları ne olursa olsun, insanlar arasında toplumsal ve siyasal haklar yönünden ayrım bulunmaması durumu.
  • Eşitçilik.
  • Eşitlik.
  • Müsavat.
  • İktisat, ekonomi, sosyoloji alanlarında kullanılır.
  • Üzerinde aynı işlemi uygulama.

Equality ile ilgili cümleler

English: He was in favor of equality for all.
Turkish: O, herkes için eşitliğin lehindeydi.

English: Equality is guaranteed by the Constitution.
Turkish: Eşitlik anayasa tarafından garantiye alınmıştır.

English: Determine the range of values of the constant k to which the quadratic inequality x² + kx - 3k > 0 holds for any real value of x.
Turkish: x bir reel sayı olmak üzere, x² + kx - 3k > 0 eşitsizliğinde k sabitinin alabileceği değer aralığını bulunuz.

English: Hierarchy is against equality.
Turkish: Hiyerarşi eşitliğe karşıdır.

English: Tom believes in equality between women and men.
Turkish: Tom, kadınlar ve erkekler arasında eşitliğe inanır.

Equality ingilizcede ne demek, Equality nerede nasıl kullanılır?

Equality before the law : Kanunlar önünde eşitlik. Yasalar önünde eşitlik. Hukuk önünde eşitlik. Yasa önünde eşitlik. Kanun önünde eşitlik. Hukukta eşitlik.

 

Equality constraint : Eşitlik kısıtı.

Equality in relationships : İlişki içerisindeki insanlar arasında eşit katılım ve eşit muamele prensibi. İlişkide eşitlik.

Equality of rights : Hakların eşitliği. Ayrıcalıkların eşitliği. Herkes için aynı haklar. Önceliklerin eşitliği.

Equality of scale units : Bir ölçeği oluşturan ardıl birimler arasında ölçüm ayrımlarını karşılaştırmaya elverecek biçimde eşit aralıkların bulunması. Ölçek birimlerinin eşitliği.

Democratic front for peace and equality : Aşır sol temsilcilerden oluşan israilli siyasi bir parti. Barış ve eşitlik için demokratik cephe.

Economic equality : İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Tutumsal eşitlik (ekonomik eşitlik). İktisadi gönenç ve gelirin bireyler arasında eşit dağılımının sağlanması. yoksulluğun ortadan kaldırılmasını, gelirin adil dağıtılmasını, sermaye ve servetin belli ellerde birikiminin önüne geçilmesini ve böylece geniş halk kitlelerine eşit iktisadi fırsatlar yaratılmasını hedefleyen iktisat politikası amacı. Ekonomik kalite. İktisadi eşitlik. Ekonomik eşitlik. Yaşamın verilerinden tutumsal gerekirlik uygun ve olağan bir pay alma işleminde kişilerin eşit bir olanak sağlaması ya da hiç kimsenin başkası zararına özel çıkarlar sağlayamaması ilkesi.

Information matrix equality : Bilgi dizeyi eşitliği.

Doctrine of equality : Eşitlik öğretisi. Bütün insanların eşit yaratıldığı temel düşüncesine dayanan, yetenekleri geliştirmek yolunda herkese eşit olanaklar sağlanması ve eğitimde bireysel ayrımların göz önünde tutulması gerektiğini savunan öğreti.

 

Asymptotic equality : Yanaşık eşitlik.

İngilizce Equality Türkçe anlamı, Equality eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Equality ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Equity : Tarafsızlık. Adalet. Dürüstlük. Aktörler birliği (ingiliz ingilizcesi). Eşitlikçilik. Hak. Net değer. Özkaynak. Öz kaynak. Hakkaniyet.

Consociation : İttifak. Arkadaşlık. Dost birliği. Yoldaşlık.

Position : Duruş. Makam. Vücudun, herhangi bir bölümü üzerinde, alıştırma için aldığı biçim. Bir nesnenin seçilen bir başvuru noktasına, eksenine ya da eksenlerine göre yeri. Sav. Durum. Konumlanmak. Statü. Memuriyet. Görüş.

Equation : Eşit (=) belirtimiyle birbirinden ayrılan iki yanlı simgesel anlatım, bk. denklem. Bilgisayar, ekonomi, kimya alanlarında kullanılır. Denkle. Bir kimyasal tepkinmeye giren, çıkan ve ara basamaklarda yer alan özdeklerin değişimlerini nicel olarak gösteren anlatım türü. Eşitleme. Muadele. Denge. Denklem.

Equalization : Balans ayarı yapma. Beraberlik. Denkleştirme. Eşdeğerleme. Ses frekansının değiştirilmesi. Denge. Uyuşma. Eşlem. Tevzin.

Companionship : Arkadaşlık. Yoldaşlık. Dostluk. Arkadaş sevgisi. Refakat.

Accreditation : Onay belgesi. Akreditasyon. Yetki onayı. Tanıma (okul, eğitim programı). Yetki. Eşitlik belgesi. Elçi gönderme ya da atama. Yetki verme.

Equality synonyms : egality, egalitarism, egalites, egalite, identities, balances, uniformity, equivalence, concomitance, standards, convoy, equilibrium, equalitarianism, equations, grade, equivalences, attendances, waiting, accompaniments, evenness, balance, uniformities, planes, attendance, sameness, equivalent, company, egalitarisme, isometry, companies, equal, waitings, homologies.

Equality zıt anlamlı kelimeler, Equality kelime anlamı

Unequal : Eşit olmayan. İstikrarsız. Düzensiz. Düzeysiz. Yetersiz. Oransız. Farklı. Eş olmayan. Eşit olamayan. Eşitsiz.

Equal : Emsali olmak. Eşit olmak. Akran. Karşılık gelmek. Egale etmek. Denk. Eşit. Eşdeğerde olmak. Emsal. Muadili olmak.

Nonequivalence : Eşitsizlik. Eşdeğersizlik.

Equality antonyms : inequality, unevenness, difference.

Equality ingilizce tanımı, definition of Equality

Equality kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The condition or quality of being equal. Likeness in bulk, value, rank, properties, etc. As, the equality of two bodies in length or thickness. Agreement in quantity or degree as compared. An equality of rights.