Denge nedir, Denge ne demek

"Denge" ile ilgili cümle

  • "Ruhsal denge."
  • "Dünyadaki bütün dengeler değişti. Artık ne Sovyetler var, ne komünizm tehlikesi." - A. Ümit

Yerel Türkçe anlamı:

Koyunların önlerinden artan, yiyemedikleri kaba ot.

Koyunlara ot yedirilen meydanlık, açıklık.

Fiziksel Kimya alanındaki anlamı:

Isildevimbilimde, kapalı dizgenin en son vardığı, ne denli beklense de değişmeyecek duru.

Bir fizik terimi olarak tanımı:

Bir nesneye etkiyen kuvvetlerin birleşkelerinin sıfır olduğu durum.

Isıldirik bilgisinde, kapalı bir dizgenin en son ulaştığı, zamanla değişmeyen durum.

Gösteri Sanat terimi olarak anlamı:

En olağandışı durumda bile gövdeyi dengede tutma sanatı. Çeşitli denge noktaları vardır: eller, baş, omuzlar, dirsekler, dişler gibi.

Yönetmenin sahne üzerinde tasarladığı düzenin temel öğelerinden biri. Göz dengesiz bir görünümü (bilinçsiz de olsa) sezinlediği için sahne üzerindeki oyuncuları dengelemek gerekir. Sahne üzerinde denge, iki ana bölümde ele alınır.

 

Fiziksel Denge : Bakışımlı ve bakışımsız olmak üzere iki çeşittir.

Güzelduyusal Denge : Sahne üzerinde kalabalığı anlam açısından uyumlu bir duruma getirir.

Gövdenin, en küçük dayanak olmadan yüzey ya da yüzeylerinde düşmeden durma yetisi.

Güzel Sanatlar alanındaki anlamı:

(Resim, Heykel, Mimarlık) Resim, heykel ve mimarlık yapıtlarında, kullanılan öğelerin birbirlerini tartacak biçimde düzenlenmiş hali.

Gitar terimi olarak anlamı:

1) Bir sesin tüm frekans aralıklarının, birisinin diğerine baskın gelmemesi için yakın değerlerlerde tutulması. 2) Steryo bir müzik sistemindeki her bir hoparlörden çıkan ses şiddetinin aynı değerde olması. 3) İcra veya kayıt sırasında çalgıların ses şiddetlerinin birinin diğerine baskın gelmeyecek biçimde yakın olması.

İktisat alanındaki kelime anlamı:

Birbirine ters yönlü güçlerin eşitlenmesi sonucu değişme eğiliminin kalmadığı durum.

Kimya'daki anlamı:

Bir sistemi değiştirebilen birden çok etkenin, tam birbirini karşılayacak konum ve büyüklükte olmaları sonucu net etkinin sıfır çıkması hali.

Tiyatro'daki terim anlamı:

Sahnedeki kişilerin duruşlarıyla ortaya çıkan fiziksel ve estetik denge.

Karşıt kişilerin yenişememesi.

Sosyoloji'deki anlamı:

İki ya da daha çok gücün eşitleşmesinin, başka deyişle aralarındaki etkileşmenin ürünü olan göreli bir durgunluk durumu.

Bilimsel terim anlamı:

Vücudun en küçük dayanak yüzey ya da yüzeylerinde düşmeden durması. Bu, vücudun ağırlık merkezinden geçen bir düzey çizgisinin her zaman dayanak yüzeyi içinde kalması, böylece ağırlığın dayanak noktasının iki yanına denk olarak yüklenmesiyle sağlanır.

 

Halk kültürünü oluşturan öğeler arasında varolduğu savunulan denge. (Bu öğelerden biri üzerine yapılmış olan bir baskı, kendini diğer öğeler üzerine ileteceğinden ilgili halk kültürü düzeni bozulacaktır. Eğer, öğe üzerindeki baskı kaldırılacak olursa, çok kez halk kültürü düzeni eski durumuna dönüşmektedir.) bk. denge kuramı.

Karşıt etkilerin birbirine eşdeğer olduğu durum.

Sayışımanlıklarca tüm sayışımların borçlu ve alacaklı tutarlarının toplamını ayrı ayrı olarak toplamyerinde ve bu toplamların borç ve alacak artıklarının toplamlarını da ayrı ayrı artıklar bölümünde gösteren ve çoğunlukla ayda bir düzenlenen çizelge.

Karşılıklı çalışan güç ya da etkenler arasındaki eşitlik durumu.

Devimli bir nesneyi etkileyen güçlerin, o nesnenin yörüngesini ve hızını değiştirememeleri durumu.

otomobil: Tekerleklerin yalpasız dönüşünü sağlamak için, göbeğe ağırlıklar eklenerek yapılmış olan ayar.

İngilizce'de Denge ne demek? Denge ingilizcesi nedir?:

balance, equilibrium, poise

Almanca'da Denge ne demek?:

gleichgewkht

Osmanlıca Denge ne demek? Denge Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

muvazene, muvazenet

Denge kısaca anlamı, tanımı:

Dengeyi sağlamak : İki kişi, durum veya olay arasında orta yolu bulmak, uyum sağlamak.

Dengesi bozulmak : Aralarında ilişki bulunan şeyler arasındaki uyum bozulmak. tutum ve davranışlarında tutarlılık olmamak. tanınan ve bilinen ölçülerin dışına çıkmak. dik durumdan düşecek duruma gelmek.

Dengesini kaybetmek : Dik durumdayken kontrolünü kaybederek düşmek.

Denge fiyatı : Piyasalarda arz ve talep miktarlarının eşitlendiği fiyat.

Denge kalası : Aletli jimnastik dalında kullanılan, 1,20 metre yüksekliğinde, 5 metre uzunluğunda, 10 santimetre yürüme yüzeyi olan, piramit biçiminde, iki ayak üzerinde duran, düzgün kalastan yapılmış denge aracı.

Denge taşı : Omurgalıların özellikle de memelilerin iç kulak keseciğinde bulunan kalsiyum tuzu.

İç denge : Ruhsal durum, psikolojik yapı.

Kararlı denge : Bir güç etkisiyle hareket ettikten sonra gene aynı duruma gelen cisimlerin konumu.

Kararsız denge : Denge durumundaki cismin küçük bir yer değiştirmesiyle bozulan denge.

Toplumsal denge : Bir toplumun başlıca kesimlerinin geniş ölçüde bir uyum içinde bulunmasını sağlayan toplum ve kültür bakımından bütünleşme.

Arz talep dengesi : Üretimin talebe uygun miktarda planlanması.

Borçluluk dengesi : Bir ülkenin belli bir tarihe kadar birikmiş dış borç ve alacaklarını gösteren durum veya belge.

Bütçe dengesi : Devletin bütün gelir toplamının gider toplamına eşit olma durumu. Gelirin gidere eşit olma durumu.

Elektrolit dengesi : Hücre içi ve dışı sıvılarında madensel iyonların uygun yoğunlukta bulunması.

Işınım dengesi : Bir yüzeyin aldığı ve yaydığı ışınımın denkliği.

Sahne dengesi : Halk oyunlarında sahnenin konumuna ve ölçülerine göre oyunları estetik görünümde sergileme tekniği ile seyircinin görüş açısının bilinçli olarak ortaya çıkması.

Dengeci : Denge ögesini ön planda tutan.

Dengecilik : Dengeci olma durumu.

Dengeleme : Dengelemek işi.

Dengelemek : Bir cismi güç katarak veya eksilterek denge durumuna getirmek. Dengeli duruma getirmek.

Dengelenmek : Dengesi sağlanmak.

Dengeleyici : Bir evredeki işlemin daha dengeli bir duruma gelmesini sağlayan alet. Otomobillerde eğikliği veya yaylanma genliğini azaltmak için şasi ve tekerleklere yerleştirilen düzen, stabilizatör. Denge sağlayan, dengeleme özelliği olan kimse veya şey.

Dengeli : Dengesi olan, muvazeneli, stabil. Tutum ve davranışlarında uyum olan (kimse), istikrarlı, kararlı, stabil. Kurallara uygun, sıkıntı yaratmayan.

Dengeli beslenme : Sağlık için gerekli olan besinleri belirli ölçülerde ve düzenli olarak alma.

Dengeli kılmak : Dengeli duruma getirmek.

Dengelik : Denge sağlayan alet.

Dengeşik : Dümen sisteminde yelpazenin itme merkezinin yakınına konulan ek dümen.

Dengesiz : Tutum ve davranışlarında uyum olmayan (kimse), istikrarsız, kararsız. Dengesi olmayan, muvazenesiz.

Dengesiz beslenme : Büyüme, gelişme ve sağlık durumlarının bozulması veya gereğinden çok besin alarak aşırı şişmanlama dolayısıyla ortaya çıkan sağlık bozukluğu.

Dengesizleştirme : Dengesizleştirmek işi.

Dengesizleştirmek : Dengesiz duruma getirmek.

Dengesizlik : Bir şeyde denge bulunmaması durumu. Bir kimsenin tutum ve davranışlarında beklenmedik değişmeler olması, istikrarsızlık.

Nesne : Geçişli fiili bütünleyen yalın veya belirtme durumunda bulunan tümleç. Öznenin dışında kalan her konu, obje. Belli bir ağırlığı ve hacmi, rengi olan her türlü cansız varlık, şey, obje.

İnsan : Huy ve ahlak yönünden üstün nitelikli (kimse). Toplum hâlinde bir kültür çevresinde yaşayan, düşünme ve konuşma yeteneği olan, evreni bütün olarak kavrayabilen, bulguları sonucunda değiştirebilen ve biçimlendirebilen canlı. Âdemoğlu, âdem evladı.

Devrilme : Devrilmek işi.

Durma : Durmak işi.

Muvazene : Denge. Dengeleme.

Balans : Denge.

Zihinsel : Zihinle ilgili, zihnî.

Ve : İki kelime veya iki cümle arasına girerek aralarında bir bağ olduğunu anlatan söz. Türk alfabesinin yirmi yedinci harfinin adı, okunuşu.

Duygusal : Duygunun ağır bastığı, duygunun aşırı etkilediği (eser veya insan). Duygularla ilgili, duygulara dayanan, hissî.

Uyum : Bir bütünün parçaları arasında bulunan uygunluk, ahenk. Bir cismin görüntüsünü tam ağ tabaka üzerine düşürebilmek için göz merceğinin dışbükeylik derecesini çoğaltıp azaltması olayı, mutabakat. Toplumsal çevreye veya bir duruma uyma, uyum sağlama, intibak, entegrasyon. Ortak özellikleri açısından sesler arasındaki uygunluk, harmoni.

İstikrar : Ödemeler dengesinde, istihdamda düzen, stabilizasyon. Aynı kararda, biçimde sürme, kararlılık, stabilizasyon. Denge, stabilizasyon. Yerleşme, oturma, stabilizasyon.

Ekonomik : Kolay kullanılabilen. En az çabayla en çok verim alınan, kazançlı. Ekonomi ile ilgili olan, iktisadi. Az masraflı, hesaplı, iktisadi.

Uyumlu : Uyumu olan, ahenkli, mevzun, imtizaçlı.

Denge ağırlığı : Bir örgenin duruş ya da çalışma, dengesini sağlamaya yarayan ağırlıklar.

Denge alıştırmaları : Kas duyarlığını ve denge duyusunu eğitmek için vücudun dayandığı yüzeyi küçülterek yapılan türlü devinimler.

Denge araçları : Üzerinde denge alıştırmaları yapılan denge kalası, yatay ağaç, cimnastik sırası v. b. araçlar.

Denge borusu : Kaynar sulu döşemde kazanları birleştirerek bunların içindeki koşulların aynı olmasını sağlayan boru.

Denge çizgesi : Genellikle, bir atmosfer basınç altında, sıcaklığa göre dengeli bileşim ve faz değişimlerini özetliyen çizge. yapısal çizge diye de bilinir.

Denge çubuğu : Birden fazla olta iğnesi içeren takımlarda oltanın dolaşmasını önlemek amacıyla kullanılan çelik tel.

Denge dış ticaret hadleri : İki ülkeli ve iki mallı bir uluslararası piyasada, ülkelerin birbirlerinden almak ve birbirlerine satmak istedikleri mal miktarlarını eşitleyen, piyasayı temizleyen değişim oranı.

Denge ile ilgili Cümleler

  • Dengemi koruyordum.
  • Ali dengesini kaybetti.
  • Dengesini kaybedip bisikletten düştü.
  • Aşk, geçici bir hormon dengesizliğinden daha fazla bir şey değildir.
  • Ali dengesini koruyamadı.
  • Dengeni kaybettin.
  • Dengemi kaybettim.
  • Dengemi kaybedip sandalyeden düştüm.
  • Oldukça dengeli bir yemek oldu.
  • Tom'un akli dengesi bozuktur.
  • Dengeni koruyordun.
  • Dengesini kaybetti ve bisikletinden düştü.
  • Çoğumuz dengeli yiyecek yemeyiz.
  • Oldukça dengeli bir diyet yediğimi düşünüyorum.

Diğer dillerde Denge anlamı nedir?

İngilizce'de Denge ne demek? : [Denge] n. balance, equilibrium, equilibration, equation, stability, countenance, counterpoise, easiness, equipoise, poise

n. bale, large package, equal, match, matching, coequal, counterpoise

Fransızca'da Denge : équilibre [le], balance [la], balancement [le]

Almanca'da Denge : n. Balance, Gleiche, Gleichgewicht

Rusça'da Denge : n. равновесие (N), устойчивость (F), уравновешенность (F), баланс (M)