Durma nedir, Durma ne demek
"Durma" ile ilgili cümle
- "Bu rakkasın durmasına hiçbirimiz alışık değilizdir bu evde, o hep aynı ahenkle sallanmalı." - A. M. Dranas
Diğer sözlük anlamları:
Durmadan, mütemadiyen
Fransızca'da Durma ne demek?:
arrêt
Osmanlıca Durma ne demek? Durma Osmanlıca'da ne anlama gelir?:
sükûn
Durma kısaca anlamı, tanımı:
Durmadan : Ara vermeden, kesintisiz, sürekli.
Durmak : Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur: Çalışadurmak, bakadurmak, getiredurmak, yiyedurmak gibi. Ara vermek. Varlığını sürdürmek. Bir yerde olmak veya bulunmak. Bir yerde bir süre oyalanmak, eğlenmek, eğleşmek, tevakkuf etmek. Bir konuyla çok ilgilenmek, üstüne düşmek. Birisinin malı olarak bulunmak veya o malla ilişkisi olmak. Kalmak. Var olmak. Hareketsiz durumda olmak. Yaşamak. İşlemez olmak, çalışmamak. Belli bir durumda, bir görevde bulunmak. Beklemek, dikilmek. Dinmek, kesilmek.
Durmalı çıkış : Bisiklet yarışlarında bir yardımcının kol itişiyle yapılmış olan çıkış.
Açın koynunda ekmek durmaz : "kazancı yetmeyen kişi, eline geçeni hemen harcar, yarını için bir şey saklayamaz" anlamında kullanılan bir söz.
Ağır durmak : Ciddi, ağırbaşlı, oturaklı, soğukkanlı hareket etmek.
Akacak kan damarda durmaz : "kişi, alın yazısında olanla kesinlikle karşılaşır" anlamında kullanılan bir söz.
Akan sular durmak : İtiraz edememek, söyleyecek sözü kalmamak.
Aklı durmak : Düşünemez bir duruma gelmek, şaşırmak.
Alarga durmak : Uzak durmak, karışmak istememek, ilgisiz davranmak. deniz aracı kıyıdan veya başka bir deniz aracından uzakta beklemek.
Alargada durmak : Deniz aracını kıyıdan veya başka bir deniz aracından uzakta bekletmek. uzakta durmak.
Alesta durmak : Alesta beklemek.
Ateşle barut bir yerde durmaz : "kızla erkeğin baş başa yalnız kalmaları kötü sonuçlar doğurabilir" anlamında kullanılan bir söz.
Ayakları üstünde durmak : Başkasının yardımına ihtiyaç duymadan güçlü bir biçimde sorunları çözebilecek durumda olmak.
Bir dalda durmamak : Sık sık iş veya düşünce değiştirmek.
Bir kenarda durmak : Gerektiği zaman kullanmak üzere hazırda tutmak.
Boğaz durmaz : Yeme içme gereksiniminin başka ihtiyaçlar gibi geri bırakılamayacağını anlatan bir söz.
Boğazına durmak : Yediği şeyi yutamamak.
Boş çuval ayakta durmaz : "bilgisiz ve yeteneksiz bir kişi, kendisine verilen görevlerde tutunamaz" anlamında kullanılan bir söz. "karnı doymayan kimse çalışamaz" anlamında kullanılan bir söz.
Boş durmak : İşsiz kalmak, çalışmamak.
Boş durmamak : Her zaman bir işle uğraşmak. birinin yaptığına karşılık olarak bir harekette bulunmak.
Çenesi durmamak : Gereksiz yere sürekli konuşmak.
Dargın durmak : Küskün durumda olmak.
Deniz durmak : Denizdeki fırtına geçmek.
Didişip durmak : Sürekli olarak birbirini hırpalamak.
Dikilip durmak : Bir yerde kısa bir süre ayak üstünde durmak.
Dili durmak : Susmak, dedikodu etmemek.
Dili durmamak : Sürekli konuşmak. söylenmeyecek şeyleri de söylemek, sır tutamamak.
Dimdik ayakta durmak : Karşılaşılan her zorluğa rağmen yıkılmamak, sorunların üstesinden gelebilmek.
Dimdik durmak : Tam dik durumda olmak. tutumunu değiştirmemek, yılmamak.
Divan durmak : El pençe divan durmak.
Doğru durmak : Uslu durmak. dik durmak.
Dolanıp durmak : Sürekli olarak aynı yerde gezinmek.
Dolap beygiri gibi dönüp durmak : Dar bir çevrede hep aynı işi yapmak.
El pençe divan durmak : Saygı gösterilen kimse karşısında el kavuşturmuş bir biçimde.
Eli dursa ayağı durmaz : Kıpırdak, hareketli (kimse).
Eli kolu bağlı durmak : Bir şey yapmadan beklemek.
Geri durmak : Bir iş yapmaktan kaçınmak.
Kafası durmak : Zihin yorgunluğundan düşünemez olmak.
Karşı durmak : Direnmek, dayanmak.
Kızıp durmak : Sürekli olarak kızmak ve söylenmek.
Köpeği bağlasan durmaz : "yaşamaya elverişsiz (yer)" anlamında kullanılan bir söz.
Kukumav kuşu gibi düşünüp durmak : Çok üzüntülü bir durumda düşünmek.
Meyveye durmak : Meyve verecek duruma gelmek.
Nabzı durmak : Ölmek.
Namaza durmak : Namaza başlamak.
Nefesi durmak : Şaşkınlık içinde kalmak. ölmek.
Rahat durmak : Yaramazlık etmemek veya kımıldamamak.
Rölantide durmak : Motorlu taşıtlarda, motor boşta çalışmak.
Sağlam durmak : Rüşvet, yıldırma gibi durumlara karşı güçlü durabilmek. gücünü, yeteneğini ve cesaretini toplamak.
Sak durmak : Dikkatli, uyanık durumda bulunmak.
Salta durmak : Köpek arka ayakları üzerine kalkmak.
Selam durmak : Bir büyüğe, bir üste veya saygı duyulan bir şeye ayakta selam vermek.
Sıkı durmak : Güçlü, dayanıklı olmak, dikkatli bulunmak.
Soğuk durmak : İlgisiz, sevimsiz davranmak.
Sözünde durmak : Verdiği sözü yerine getirmek, verdiği sözden dönmemek, verdiği sözü tutmak.
Sürtünüp durmak : Çıkarı, kazancı için yaltaklanıp durmak.
Sürtüp durmak : Yersiz, sebepsiz olarak durmadan dolaşmak.
Susta durmak : Köpek arka ayakları üzerinde durmak. hazır durumda beklemek. korktuğu bir kimsenin karşısında saygılı ve çekingen davranmak.
Tek durmak : Uslu durmak, yaramazlık etmemek, sessiz kalmak.
Tek durmamak : Bir taraf öbür tarafa karşı bazı hareket ve çalışmalar içinde bulunmak. yaramazlık, çapkınlık vb. yapmak.
Tetik durmak : Hazır ve uyanık bulunmak.
Uslu durmak : Yaramazlık etmemek.
Üstünde durmak : Bir işe önem vermek, bir işle yakından ve sürekli ilgilenmek.
Uzak durmak : Yaklaşmamak, karışmamak.
Üzerinde durmak : Bir işe önem vermek, bir işle yakından, sürekli ilgilenmek.
Vaadinde durmak : Vaadini tutmak.
Yabancı gibi durmak : Bir işe karışmamak, ilgi göstermemek, çekinmek.
Yama gibi durmak : Bulunduğu yere uymamak, eklendiğini belli etmek.
Yanıp durmak : Pişman olmak.
Zınk diye durmak : Birdenbire durmak.
Durma bacağı : Ayakta duruşlarda, vücudun ağırlığını taşıyan bacak.
Durma evresi : Filmin çeşitli sinema aygıtlarındaki aralı devinimi sırasında pencere önünde durduğu ve örtücünün açık bulunduğu evre.
Durma hali : (fizik)
Durma ışıtacı : Durduraç ayaklığına basıldığında yanarak arkadan gelen araçları uyaran ışıtaç.
Durma ve yürüme güçsüzlüğü : Dönüşümceli nedenlerle kol ve bacakları, ayakta durma ve yürümede kullanma gücünü yitirme durumu. (Kötürümlük söz konusu değildir; kol ve bacaklar başka işlerde kullanılır.)
Durmaç : Sırta yük yüklemek için kullanılan yünden ya da kıldan yapılmış ip. İpekli kumaş, şal
Durmaçlamak : Çocuğu sarıp sırtında taşımak, bir şeyi yüklenmek.
Durmaçlanmak : Çocuk durmaç bağı denilen iple sırta bağlanmak.
Durmah : Durmak
Durmak oturmak : Düşüp kalkmak, ülfet etmek
Durma ile ilgili Cümleler
- Durma zamanı.
- Polis memuru Tom'a durması için bağırdı.
- Onlar eve geri giderken Mustafa durmalarını ve yiyecek bir şey almalarını önerdi.
- Durmadan çalış!
- Yağmur durmazsa dışarı çıkmayacağız.
- Tomdan uzak durmalısın.
- Mümkün olduğunca ondan uzak durmaya çalıştım.
- Birisi durmamızı söyleyene kadar bunu yapmaya devam edeceğiz.
- Durmadan başına iş açıyorum.
- Menopoz, yumurtalıkların başlıca fonksiyonlarının kalıcı olarak durmasıdır.
- Durmadan kar yağıyor.
- Durmadan başıma iş açıyorsun.
- Durma.
- Durmadan aynı hatayı yapıyor.
Diğer dillerde Durma anlamı nedir?
İngilizce'de Durma ne demek? : [Javanese poetry] v. sleep; lie, doss; kip, fall asleep; rest
n. stop, pause, stay, standstill, cessation, full stop, halt, pose, stoppage, tie up
interj. go ahead!
Fransızca'da Durma : cessation [la], cesse [la], arrêt [le], interruption [la], station [la], stationnement [le]
Almanca'da Durma : n. Aufenthalt, Einstellung, Halt, Stau, Stillstand, Stockung
Rusça'da Durma : n. остановка (F), замирание (N), задержка (F), прекращение (N), простой (M)


Bu kısımda Durma nedir? Durma ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Durma tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Durma hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.