Countenances türkçesi Countenances nedir

  • Onama.
  • Tasvip etmek.
  • Teşvik etmek.
  • Surat.
  • Yüz ifadesi.
  • Uygun görmek.
  • Kontrol.
  • Onaylamak.
  • Denge.
  • Müsamaha etmek.
  • [#destek Desteklemek].
  • Teşvik.
  • Çehre.
  • Göz yummak.
  • Yüz.
  • Yüz vermek.
  • Uygun bulmak.
  • Destek.

Countenances ingilizcede ne demek, Countenances nerede nasıl kullanılır?

Discountenances : Utandırmak. Hoşgörmemek. Soğuk bakmak. Şaşırtmak. Yüz vermemek. Soğuk davranmak. Bozmak.

Give countenance to : Desteklemek. Teşvik etmek. Onaylamak. Desteğini esirgememek.

Lend countenance to : Teşvik etmek. Desteklemek. Onaylamak.

Keep somebody in countenance : Teşvik etmek. Desteklemek.

The knight of the rueful countenance : Acınacak haldeki şövalye. Don kişot.

Discountenancing : Bozmak. Soğuk bakmak. Şaşırtmak. Soğuk davranmak. Hoşgörmemek. Utandırmak. Yüz vermemek.

Countenanced : Teşvik etmek. Onaylamak. Yüz vermek. Uygun bulmak. Uygun görmek. Müsamaha etmek. Onamak. Tasvip etmek. Desteklemek. Göz yummak.

Countenance : Göz yummak. Kontrol. Denge. Desteklemek. Onama. Onay. Destek. Surat. Yüz ifadesi. Onaylamak.

Discountenance : Soğuk bakmak. Yüz vermemek. Hoşgörmemek. Cesaretini kırmak. Soğuk davranmak. Şaşırtmak. Utandırmak. Bozmak. Tasvip etmemek. Onaylamamak.

Countenancing : Onaylamak. Uygun görmek. Uygun bulmak. Desteklemek. Teşvik etmek. Çehre. Yüz vermek. Müsamaha etmek. Tasvip etmek. Onamak.

 

İngilizce Countenances Türkçe anlamı, Countenances eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Countenances ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Facial expression : Surat üzerinde okunabilen duygular. Birisinin yüzünün görünüşü.

Look : Aramak. Görünüş. Bakmak. Görünmek (güzel veya hasta vb). Görmek. İyileşmek. Görünmek. Göstermek. Bakış. Ümit etmek.

Beareth : Katlanmak. Üretmek. Acı çekmek. İmal etmek. Doğum yapmak. Dayanmak. Bear (doğurmak). Doğurmak. Taşımak.

Command : Cimnastikte, alıştırmaları yaptırmak için verilen kısa emirler. Komuta. Hüküm sürmek. Buyurmak. Kumanda etmek. Yönetim. Buyruk. Emir vermek. Layık olmak. Telkin etmek.

Acknowledging : Kabul etmek. Tanımak. Teşekkür etmek. Alındığını bildirmek. Kabul etme. İtiraf etmek. Onaylama.

Approves : Tasvip eder. Razı olmak. Onamak. Onaylar. Kabul etmek. Beğenmek. Uygun bulur.

Cathects : (psikoanaliz) bir başka insandaki veya fikirdeki veya nesnedeki duygusal veya zihinsel enerjiyi harcamak. Canlandırmak. Gayrete getirmek.

Backups : Yedekler. Yedek. Yardım. Trafik sıkışıklığı.

Encouragement : Bir gözlem sürecinde kendisinden bilgi istenen kişilerin istemli katılımını sağlamak üzere yapılan güdüleme, bk. özendirme. Cesaret verme. Yüreklendirme. Teşvik etme. Özendirme. Cesaretlendirme.

Mug : Zevzeklik etmek. Saldırmak. Kupa. Çok çalışmak. İneklemek. Komik mimikler yapmak. Maymunluk etmek. Saldırıp soymak. Fotoğrafını çekmek (emniyette).

Countenances synonyms : nihil obstat, o.k., okeh, visual aspect, poker face, kip, acceptance, cheer on, kisser, favor, pander to somebody, checkouts, kissers, miens, check, embolden, equation, appearance, choose, agree to, countenanced, pampers, visage, aplomb, facies, countenance, okey, bolster, approbating, blink, acceptances, blessing, connives.

 

Countenances zıt anlamlı kelimeler, Countenances kelime anlamı

Disapproval : Reddetme. Ayıplama. Doğru bulmama. Uygun görmeme. Uygun görmeme onaylamama. Bir toplumsal kümede yaptırıma bağlanmış davranış ölçülerine aykırı düşen davranışlar karşısında kümece takınılan olumsuz yönde eleştirici ya da suçlayıcı tutum. İtiraz. Kabul etmeme. Onaylamama.

Refuse : Bir fiziksel ya da kimyasal süreçte işlenen özdeklerin, artakalıp işe yaramayan bölümü. yeniden eritilip dökülebilir, bozuk dökme metaller. Döküntü. İmtina etmek. İzin vermemek. Direnmek. Bilgisayar, kimya alanlarında kullanılır. Refüze etmek. Kabul etmemek. Karşı koymak. Atık.

Criminalise : İllegal ilan etmek. Mücrimleştirmek. Yasa dışı olduğunu beyan etmek. Yasaklamak. Suçlu muamelesi yapmak. Bir kimseye suçlu muamelesi yapmak (ayrıca criminalize). Suçlu ilan etmek. Yasadışı yapmak. Bir kimseyi suçlu duruma düşürmek. Suçlu yaratmak.

Countenances antonyms : forbid, outlaw, disallow, criminalize, reject.