Equivalence türkçesi Equivalence nedir

  • Eşitlik.
  • Eşdeğerlik.
  • Eşdeğer.
  • Tekabül.
  • Karşılığı olma.
  • Denklik.
  • Kimya alanında kullanılır.
  • Bir atom kümesi ya da kökün göreceli olarak birleşme gücü.

Equivalence ingilizcede ne demek, Equivalence nerede nasıl kullanılır?

Equivalence class : Denklik sınıfı. Eşdeğerlik bölüğü. Denklik bölüğü. Eşdeğerlik sınıfı. Denlik sınıfı.

Equivalence class modulo m : Modulo m denlik sınıfı.

Equivalence in valuation : Gerçek ederi olmayan, ya da bilinmeyen, doğru olarak saptanamayan bir malın, değerleme gününde satılmasında eş ve benzerine göre alabileceği eder. Değerlemede eşdeğer.

Equivalence operation : Eşitlik işlemi. Eşdeğerlik işlemi.

Equivalence point : Eşdeğer sayısı. Eşdeğerlik noktası.

Asymptotic equivalence : Yanaşık eşdeğerlilik.

Equivalence relation : Eşdeğerlik bağıntısı. Eşdeğerlik ilişkisi. Denklik bağıntısı.

Dextrose equivalence : Dekstroz eş değeri. Şekerler ve nişasta hidrolizatlarıyla bağlantılı olarak kullanılan, kuru maddenin bir yüzdesi olarak dekstroz cinsinden hesaplanarak belirtilen toplam indirgen şeker miktarı.

Equivalence probability : Eşdeğerlilik olasılığı.

Equivalence statement : Eşdeğerlik deyimi.

İngilizce Equivalence Türkçe anlamı, Equivalence eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Equivalence ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Equity : Hakkaniyet. Eşitlikçilik. Konut alıcısının, konutunu, satın alabilmek için ödünç aldığı para dışında, kendi artırımından verdiği para. Hak. Adalet. Tarafsızlık. Öz kaynak. Özkaynak. Aktörler birliği (ingiliz ingilizcesi).

Acid salt : Bileşimindeki asit hidrojenlerinin bir bölümü metallerle yer değiştirmemiş olan tuz. örn. sodyum bikarbonat (nahco3). Sodyum klorit. Asit tuzu. Asit tuz. Aynı zamanda asit olan tuz.

Reciprocity : Karşılıklı münasebet. Karşılıklılık. Tam karşılıklı ödün ilkesi. Karşılıklı davranış. Dünya ticaretini serbestleştirme çabaları çerçevesinde gümrük tarifelerinin karşılıklı görüşmelerle indirilmesinde uygulanan ve dışsatımcı ülkenin mallarına karşı ülkenin uyguladığı tarifeleri indirmesi için, karşı ülkeden dışalımını yaptığı mallara uyguladığı tarifeleri indirmesine dayanan ve gümrük ve tarifeler genel anlaşmasıyla uygulanmaya başlanan ve daha sonra dünya ticaret örgütüyle de izlenilen ilke. krş. eksik karşılıklı ödün ilkesi, karşılıklı ödünsüzlük ilkesi. Karşılıklı ödün ilkesi. Toplumsal ilişki içinde bulunan bireyler ya da toplumsal kümeler arasında etki ve tepkilerin karşılıklı olarak birbirine yol açagitmesi. toplumsal çevrece onaylanan bir değerler ölçeğine göre bir yandan belli ödevleri, yükümlülükleri ve görevleri, öte yandan da belli hakları, karşılıkları ve ödülleri içeren toplumsal ilişki. Uluslararası ticarette iki ülke veya ülke grubu arasında karşılıklı olarak, dışalımda düşük gümrük tarifesi, kota sınırlarının geniş tutulması gibi ödünler tanınması. krş. tam karşılıklı ödün ilkesi, eksik karşılıklı ödün ilkesi. Karşılıklı durum. Karşılıklı olma.

 

Status : Konum. Mevki. Bir toplumsal konumun basamaklar düzeni ya da değerler dizgesi içindeki yeri. bk. konum. Hal. İçtimai vaziyet. Toplumsal ya da mesleki durum. Sosyal durum. Durum. Yasal durum.

Active metals : Aktif metaller. Etkin metaller. Demir, çinko gibi ölçün elektrot potansiyelleri hidrojeninkinden daha düşük olan metaller.

Equation : Muadele. Bilgisayar, ekonomi, kimya alanlarında kullanılır. Bir kimyasal tepkinmeye giren, çıkan ve ara basamaklarda yer alan özdeklerin değişimlerini nicel olarak gösteren anlatım türü. Eşitleme. Denkle. Denge. Eşit (=) belirtimiyle birbirinden ayrılan iki yanlı simgesel anlatım, bk. denklem. Denklem.

Additive : Katılacak. Çoğalan. İlave. Katkı maddesi. Bir ürüne, kimyasal ya da fiziksel özelliklerini geliştirmek, kalımlı kılmak, çekici yapmak vb. nedenlerle eklenen özdek. Katık. Katılan kimyasal madde. Toplanır. Toplamsal.

Correspondence : Tekabül etme. Muhabirin ilettiği haber. Uyuşma. Yazışmalar. Muhabere. Benzerlik. Yazışma. Benzeşme. Karşılıklılık. Tekabüliyet.

Peering : Trafik değiş tokuşu. Bir parça görünmek. Katılıma açık üretim. Kolektif üretim. Üreten tüketicilerce gerçekleştirilen üretim. Belli belirsiz görünmek. Çok sayıda insan tarafından gerçekleştirilen üretim. Dikkatle bakmak.

Equivalence synonyms : egality, equivalences, tantamount, alcohols, reciprocities, additive properties, tie, balances, evenness, alicyclic compounds, alabaster, aliphatic saturated compounds, accreditation, egalites, egalite, equivalency, eqivalence, egalitarianism, acidimetry, par, equations, position, aldehydes, homologies, equilibrium, equipotent, equalities, acid radical, equalisation, equilibriums, acier inoxydable, equalization, balance.

Equivalence zıt anlamlı kelimeler, Equivalence kelime anlamı

Nonequivalence : Eşdeğersizlik. Eşitsizlik.

Inequality : Ekonomi, fizik, kimya alanlarında kullanılır. Adaletsizlik. Pürüzlülük. Denksizlik. Sapma. Değişebilirlik. Farklılık. Düzensizlik. Eşitsizlik. Değişkenlik.

Dissimilitude : Fark. Benzeşmeme. Başkalık.

Equivalence antonyms : unlikeness.

Equivalence ingilizce tanımı, definition of Equivalence

Equivalence kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, an equivalence of definitions. The condition of being equivalent or equal. To counterbalance. To be equivalent or equal to. Equality of worth, value, signification, or force.