Ethnics türkçesi Ethnics nedir

Ethnics ingilizcede ne demek, Ethnics nerede nasıl kullanılır?

Ethnic discrimination : Etnik ayrım. Belirli bir etnik grubu bazışeylerden mahrum bırakma. Etnik farklılıklara dayanan önyargı veya davranış ayrımcılığı. Etnik ayırımcılık.

Ethnic group : Etnik grup.

Ethnic violence : Farklı bir etnik gruba ait oldukları için insanlara kötü muamele etme. Etnik şiddet.

Bosnian ethnic cleansing : Bosna etnik temizliği.

Ethnic : Etnik. Budunsal. Irksal. Etnik grup üyesi.

Ethnicity : Etnisite. Etnik özellik. Etnik yapı. Etnik karakter. Etnik köken. Etnikite. Etnik bir gruba ait olma vasfı.

Ethnie society : Budunsal birlik. Aynı dili konuşan ve aynı kültürü taşıyan insan topluluğu.

Ethnographer : Etnograf. Kavim-budun bilimci. Etnolog. Budunbetimci.

Ethnical : Etnik. Irksal.

Ethnocentric management : Bir ülkede geçerli olan yönetim stratejilerinin diğer ülkelerlerde de geçerli olduğu ilkesinin benimsendiği bir tür çokuluslu şirket yönetim modeli. krş. coğrafi merkezli yönetim, çok merkezli yönetim, hiyerarşi dışı yönetim. Ana ülke yönetimli şirket. Etnik merkezli yönetim.

İngilizce Ethnics Türkçe anlamı, Ethnics eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Ethnics ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Morals : Hulk. Aktöresel niteliği belirgin geleneksel halk davranışlarının her biri. bk. gelenek, görenek, boşinanç. krş. moda. Ahlak. Töre. Ahlak kuralları. Aktöre. Ahlak düşüncesi. Adab. Toplumuna göre, yasa ve aktöre yerine geçebilen, ama gerçekte yasa olmayan davranış kalıbı. Ders.

Scruples : Pişmanlık. Vicdan azabı. Esef.

Morality : Tiyatro, veterinerlik alanlarında kullanılır. Ahlaklılık. Etik. Töreci oyun. Törel değerlerin bireyde içkinleşmiş iç yaptırımı. Özgücü. Moralite. Moralite oyunu. Ahlak doğruluğu, ahlakilik açısından. Ahlak.

Cultural : Ekinsel. Kültürel. Ziraat.

Motive : Bireyleri bilinçli ve amaçlı eylemlerde bulunmaya yönelten dürtü ya da dürtüler bileşkesi. Tepki ve davranışları devindiren iç ve dış etki. Hareket ettirici. Yönlendirmek. Genel anlamda gerek bilinçli, gerek bilinçsiz olarak davranımı doğuran, devamını sağlayan ve ona yön veren herhangi bir içtepi, itki ve tavır. organizmanın, belli bir amaca göre, birbirine bağlı bir dizi davranım göstermesini gerekli kılan gereksinim. bir etkinlik ya da eylemin gizli nedeni. kaynağı, dürtüde olduğu gibi, duygulanım olmayıp us olan neden. Motive etmek. Sevk-i ilahi. Kaynağı, dürtüde olduğu gibi duygu olmayıp us olan neden. Etkilemek. Amil.

Light : Işıldamak. Aydınlanmak. Gerçekleşmek. Işık tutmak. İnmek. Aydınlık. Hafif. Denk gelmek. Soba yakmak. Açık (renk).

Hedonism : Fels.hedonizm. Hedonizm. Zevkçilik. Yalnızca hazzın özü itibarıyla ve gerçekten iyi, acının ise biricik kötü olduğunu savunan görüş. İnsan yaşayışında en büyük değerin ve başlıca amacın haz alma olduğunu; haz ile en iyinin birbirine eşit bulunduğunu; sürekli hazza ancak bilgelikle erişilebileceğini savunan bir felsefe ve ahlak görüşü. Hazcılık. Eğitim, iktisat, veterinerlik alanlarında kullanılır. Faydacılık ve azalan marjinal fayda yasasından hareketle insanın tüketim davranışlarını, haz duyma, acı ve elemden kaçınmaya yönelik hareketler olarak açıklayan ve böylece malın değerinin, verdiği hazla saptanmasını öngören görüş. krş. hazcılık ilkesi.

 

Motivation : Motivasyon. Harekete getirme, harekete sevk etme. itici kuvvet, harekete yöneltici içsel güç. Neden. Hareket ettirme. Teşvik. Teşvik (şahısta). Şevk. Bir iş ve eyleme kalkışma ya da katılmayı ya da bir işlemde başarılı olmayı kolaylaştırıcı öğeler yoluyla sağlanan eğilim kazandırıcı, ödüllendirici, özendirici ve yönlendirici çaba. Güdü. Güdüleme.

Ethnics synonyms : ethical motive, inner light, sense of right and wrong, christ within, light within, ethnic, ethnical, moral sense, conscience, ethnic group, need, social, racial.

Ethnics zıt anlamlı kelimeler, Ethnics kelime anlamı

Unsocial : Sosyal olmayan. Girgin olmayan. Sokulgan olmayan. İnsanlardan uzak duran. Topluma karşı. Toplumsal ilişkileri engelleyen. Merdümgiriz. Çekingen. Asosyal.

Religious : Dindar. Din ile ilgili. Çok dikkatli. Din. İnançlı. Dinsel. Sofu. Sadakatli. Mütedeyyin. Tarikata ait.