Ethnic türkçesi Ethnic nedir

Ethnic ile ilgili cümleler

English: Employers cannot refuse to hire workers because of their race, religion, ethnic origin, skin colour, sex, age, marital status, disability or sexual orientation.
Turkish: İşverenler ırkları, dinleri, etnik kökenleri, deri renkleri, cinsiyetleri, yaşları, medeni durumları, engellilikleri ya da cinsel yönelimleri nedeniyle işçileri işe almayı reddemezler.

English: What's your favorite ethnic food?
Turkish: Favori etnik yiyeceğin nedir?

English: Do you know an ethnic dance?
Turkish: Bir etnik dans biliyor musunuz?

English: What are some similarities among ethnic groups?
Turkish: Etnik guruplar arasındaki bazı benzerlikler nedir?

English: In ethnic Iranian foods, you can see many products which are made of milk.
Turkish: Etnik İran gıdalarında, sütten yapılan birçok ürün görebilirsiniz.

Ethnic ingilizcede ne demek, Ethnic nerede nasıl kullanılır?

Ethnic discrimination : Etnik farklılıklara dayanan önyargı veya davranış ayrımcılığı. Etnik ayrım. Belirli bir etnik grubu bazışeylerden mahrum bırakma. Etnik ayırımcılık.

Ethnic group : Etnik grup.

Ethnic violence : Etnik şiddet. Farklı bir etnik gruba ait oldukları için insanlara kötü muamele etme.

Bosnian ethnic cleansing : Bosna etnik temizliği.

 

Ethnical : Irksal. Etnik.

Ethnocentrism : Etnik merkezcilik. Etnomerkezcilik. Kimi halkların kendilerini "insan", başka halkları da "barbar" olarak nitelemeleri; değişik kültürlere bağlı toplumların kendi kültürlerinden olmayanlara karşı takındıkları üstünlük tavrı. Yabancı düşmanlığı. Irkçılık. Halkbencilik. Etnosantrizm. Üstün ırkçılık taslama.

Ethnocentric : Vb. diğerlerinden üstün olduğuna inanan. Kendi ait olduğu etnik grubu diğerlerinden daha üstün gören. Etnik kökene göre imtiyaz veya öncelik veren. Ait olduğu grubun. Toplumun. Budun merkezli. Etnomerkezci. Irkın.

Ethnocentrist : Irkçı.

Ethnarch : Şef. Kabile reisi. Başkan. Vali.

Ethnics : Budunsal. Irksal. Etnik grup üyesi. Etnik. Etnik grup.

İngilizce Ethnic Türkçe anlamı, Ethnic eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Ethnic ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Mortal : İnsanlık. Öldürücü, ölümlü, ölümle ilgili olan. Beşer. İnsanoğlu. Ölümle ilgili. Fani. Mortal. Ölüm. Aşırı.

Someone : Birisi. Bir kimse. Kimse. Önemli kimse. Biri. Şahsiyet.

Racial : Irkla ilgili. Irk.

Cultural : Ziraat. Ekinsel. Kültürel.

Somebody : Kimisi. Bir kimse. Önemli kimse. Kimse. Bazısı. Önemli birisi. Biri. Birisi. Şahsiyet.

Soul : Kimse. Gönül. Canlılık. İçtenlik. Maneviyat. Simge. Hissiyat. Ruh. Öz. Tin.

Ethnics : Etnik grup.

Individual : Kimse. Başlıbaşına. Kişi. Tek kişilik. Özgün. Zat. Biyoloji, eğitim, sosyoloji alanlarında kullanılır. Bir grup canlının yapı ve görevleri bakımından tek bir varlık olan tek bir organizması; tür meydana getiren ve çiftleşebilen organizmaların her biri. fert. Ferdi. Belirli bir tür içinde kimi özellikleriyle öbürlerinden ayrılan ve bölünmez bir bütünlüğü olan varlık. 2-bir toplumu oluşturan birimlere verilen ad.

 

Person : Karakter (tiyatro terimi). İnsan. Şahıs. Kimse. Beden. Zat. Kişilik. Kişi. Adam. Tip.

Ethnic synonyms : ethnical, social.

Ethnic zıt anlamlı kelimeler, Ethnic kelime anlamı

Unsocial : Merdümgiriz. Girgin olmayan. Sosyal olmayan. Çekingen. Toplumsal ilişkileri engelleyen. Topluma karşı. İnsanlardan uzak duran. Sokulgan olmayan. Asosyal.

Religious : İnançlı. Sadakatli. Derin. Sofu. Dini. Dindar. Din. Din ile ilgili. Mutaassıp. Tarikata ait.

Ethnic ingilizce tanımı, definition of Ethnic

Ethnic kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Belonging to races or nations. Ethnological. A heathen. A pagan. Based on distinctions of race.