Excipient türkçesi Excipient nedir

  • Eksipiyan.
  • Sıvağ.
  • Yardımcı madde.
  • Bir ilaç içerisindeki atıl madde.
  • İlaç katkısı.

İngilizce Excipient Türkçe anlamı, Excipient eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Excipient ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Sendee : Birşeyler gönderilmiş kimse. Alıcı.

Heritor : Arazi sahibi. Varis. Mirasçı. Mülk sahibi. Kalıtçı.

Donee : Bağış yapılan kimse. Bağış alan kişi. Bağışlanan kimse. Kendisine bağışta bulunulan kimse. Bağışlanan. Bağış alan. Yardım alan. Yardım alan kimse. Bağışta bulunulan kurum. Bağışta bulunan kimse.

Protege : Kayırılan kimse. Korunan kimse.

Mandatory : Vekil. Zaruri. Mecburi. Bilgisayar, ekonomi alanlarında kullanılır. Yetkili. Mandacı. Manda uygulayan. Zorunlu. Kesin. Bir başkasının adına ve sayışımma iş yapabilmek üzere yetkilendirilen kişi.

Acquirer : Edinici. Edinen. Elde eden kimse. Bir firmayı toplam mal varlığı ve borçlarıyla kendine katan firma. Tüccarlar adına kredi muameleleri yapan kuruluş. Devralıcı (firma). Sağlayan kimse veya şey. Erişen. Edinen insan veya şey. Kazanan.

Dependant : İlişkili. Başkasının eline bakan. Bağımlı. Muhtaç. Başkasına muhtaç kimse. Birine ekonomik yönden bağımlı. Birine ekonomik bağımlılığı olan kimse. Tabi. Bağıntılı. Bağlı.

 

Warrantee : Kendisine garanti belgesi verilen kimse. Teminat alan. Teminat verilen. Teminat. Garanti. Kefil olunan kimse. Teminat verilen kimse. Kefille temin olunan. Garanti verilmiş kişi. Garanti verilen kişi.

Addressee : Adres sahibi. Hitap edilen. Alıcı. Gönderilen kişi. Adına gönderilen. Alıcı makam. Adresine mektup gönderilen kişi. Kendisine kargo gönderilen kimse. Mektup gönderilen kişi.

Excipient synonyms : participant role, semantic role, recipient role, auxiliary product, grantee, annuitant, dependent, payee, consignee, host, assignee, transferee, inheritor, beneficiary, receiver, heir, honoree, borrower, conferee, mandatary, alienee.

Excipient zıt anlamlı kelimeler, Excipient kelime anlamı

Lender : Borç veren. Borç para veren kişi. Ödünççü. Kredi açan. Ödünç para veren. Faizle borç para veren. Mukriz. Banka. Borç veren kimse. Ödünç veren.

Late : Müteveffa. Tehirli. Merhum. Rahmetli. Her zamanki. Gecikmiş. Son zamanlarda olan. Ölü. Geç. Son.

Excipient ingilizce tanımı, definition of Excipient

Excipient kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : An exceptor. Taking an exception.