Extenuatory türkçesi Extenuatory nedir

  • İncelten (arkaik).
  • -'ın ciddiyetini azaltan (bir faaliyetin veya suçun).
  • Hafifletici.
  • Azaltıcı.
  • Küçülten.

Extenuatory ingilizcede ne demek, Extenuatory nerede nasıl kullanılır?

Extenuate : Hafifletmek. Mazur göstermek. Ciddiye almamak. Hafife almak. Eksiltmek. Azaltmak. Cezayı hafifletmek.

Extenuated : Hafife almak. Mazur göstermek. Ciddiye almamak. Azaltılmış. Hafife alınmış. Ciddiye alınmamış. Eksiltilmiş. Mazur gösterilmiş. Hafifletmek. Hafifletilmiş.

Extenuates : Ciddiye almamak. Cezayı hafifletmek. Hafifletmek. Mazur göstermek. Azaltmak. Hafife almak. Eksiltmek.

Extenuating : Hafifletici. -'ın ciddiyetini azaltan (bir faaliyetin veya suçun). Azaltma. Yapılan hareketin ciddiyetini azaltmak için kısmen özürler veya sebepler sunan.

Extenuating circumstance : Hafifletici sebep. Cezayı hafifletici nedenler. Kanuni tahfif sebebi. Cezayı hafifletici sebepler.

Unextenuated : Hafifletilmemiş.

Extenuation : Hafife alma. Azaltma. Hafifletme. Ciddiye almama.

Extenuating circumstances : Özürler. Bahaneler. Cezayı azaltan nedenler. Hafifletici sebep. Cezayı hafifletici nedenler. Hafifletici nedenler. Hafifletici sebepler. Takdiri indirim nedenleri.

Extenuations : Ciddiye almama. Hafifletme. Hafife alma. Azaltma.

İngilizce Extenuatory Türkçe anlamı, Extenuatory eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Extenuatory ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Lightening : Azaltma. Işıklama. Yıldırım. Saydamlama. Hafifletme. Aydınlatma.

Dimmer : Karartıcı. Ayarlı kısıcı. Daha donuk. Işık azaltıcı cihaz. Dizi dirençlere bağlı çok sayıdaki kanallardan gelen elektrik akımım azaltıp çoğaltabilen aygıt. bunların çok çeşidi olmakla birlikte, temelde üç türü vardır : karşı dirençli karartıcı, özdönüştürücü karartıcı, bilgisayarlı karartıcı. Işık kısıcı reosta.

Wizening : Solma. Azalma. Çürütücü. Kurutucu. Çürüme. Soldurucu. Kuruma.

Orifice : Göz. Meme. Ağız. Delik. Orifıs. Ölçme deliği. Dar kanal.

Faders : Kısıcı. Ses geçişi ayar düğmesi. Görüntülerin geçişimini sağlayan alet.

Soothing : Rahatlatıcı. Yatıştırma. Sakinleştirici. Teselli edici. Teskin edici. Dindirici. Huzur veren. Teskin. Dinlendirici.

Reducing agent : İndirgen madde. İndirgen. İndirgeyici hücre. Redüktör. İndirgeyici ajan. İndirgeyici özdek. İndirgeme maddesi. Bir oksidasyon-redüksiyon reaksiyonundaki elektron vericisi. Madencilik, veterinerlik alanlarında kullanılır.

Attenuant : Atenüant. Kanı sulandırıcı. Sulandırıcı.

Palliative : Hafifletici şey. Hastalık belirtilerini iyileştirmeksizin geçici olarak hafifleten veya ortadan kaldıran ilaç veya yöntemler. Geçici önlem. Özür kabilinden. Geçici. Oyalayıcı. Hafifletici (medikal tıp terimi). Geçici çare.

Alleviatory : Kolaylaştırıcı. Yatıştırıcı. Rahatlatıcı. Teskin edici.

Extenuatory synonyms : palliatives, extenuating, reducing, fader, alleviant, dimmers, assuasive, mitigating, detractive, assuager, mitigant.

Extenuatory ingilizce tanımı, definition of Extenuatory

Extenuatory kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Tending to extenuate or palliate.