Extenuate türkçesi Extenuate nedir

Extenuate ingilizcede ne demek, Extenuate nerede nasıl kullanılır?

Extenuated : Eksiltilmiş. Ciddiye almamak. Ciddiye alınmamış. Mazur gösterilmiş. Hafife almak. Azaltılmış. Hafifletmek. Mazur göstermek. Hafifletilmiş. Hafife alınmış.

Extenuates : Hafife almak. Cezayı hafifletmek. Azaltmak. Mazur göstermek. Eksiltmek. Ciddiye almamak. Hafifletmek.

Unextenuated : Hafifletilmemiş.

Extenuating : -'ın ciddiyetini azaltan (bir faaliyetin veya suçun). Azaltma. Hafifletici. Yapılan hareketin ciddiyetini azaltmak için kısmen özürler veya sebepler sunan.

Extenuating circumstance : Kanuni tahfif sebebi. Cezayı hafifletici sebepler. Cezayı hafifletici nedenler. Hafifletici sebep.

Extend an invitation : Davet etmek. Resmi bir davetiye göndermek.

Extenuation : Ciddiye almama. Hafife alma. Azaltma. Hafifletme.

Extend a term : Süresini, belirli koşulları yerine getirerek yenileme. Süresini uzatma.

Extend credit : Kredi uzatmak. Krediyi uzatmak.

Extenuations : Ciddiye almama. Hafifletme. Hafife alma. Azaltma.

İngilizce Extenuate Türkçe anlamı, Extenuate eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Extenuate ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Disdained : Tepeden bakmak. Tenezzül etmemek. Horgörmek. Reddetmek. İğrenmek. Küçük görmek. Küçümseme. Küçümsemek. Aşağılamak.

Palters : Kapris yapmak. Oyun etmek. Kaprisli olmak. Küçümsemek. Lafı dolandırmak. Aldatmak. İhmal etmek. Savsaklamak.

Alleviated : Dindirmek. Yatıştırmak. Bastırmak. Teskin edilmiş. Teskin etmek.

Paltering : Savsaklamak. Aldatma. Aldatmak. Oyun etmek.

Legitimizes : Haklı çıkarmak. Yasal hale getirmek. Onaylamak. Tanımak. Meşruluk kazandırmak. Haklı göstermek. Yasallaştırmak. Yasal olarak geçerli kılmak. Nesebini tashih etmek (çocuğun).

Abridge : Kısaltmak (yazılı bir eseri). Mahrum etmek. Özetlemek. Kısmak. Kısaltmak. Kesmek. Tenkis etmek.

Legitimating : Yasallaştırma. Haklı çıkarmak. Onaylamak. Haklı çıkarma. Yasal hale getirmek. Babası olduğunu onaylamak. Meşrulaştırmak. Meşrulaştırma.

Disdains : Tepeden bakma. Küçümseme. Tenezzül etmeme. İğrenmek. Horgörmek. Hor görmek. Tepeden bakmak. Kibir. Aşağılamak.

Piddled : Oyalanmak. Sidik. Ehemmiyetsiz. Çiş. Önemsiz işlerle uğraşmak. Bayağı. İşemek. Çiş yapmak.

Derogated : Küçülmek. Bozmak. Küçültmek. Almak. İhlal etmek. Karşı. Küçümsemek. Alçalmak.

Extenuate synonyms : allay, dally with, coquetting, trifle with, palter, abridges, derogating, asswage, slur over, abated, paltered, detracted, assuages, decreases, derogate, detract, coquets, detracting, trifle away, piddle, derogate from, mitigate, deduct, legitimatise, detract from, legitimize, assuaged, blanch over, extenuates, assuage, allayed, abating, legitimatizing.

Extenuate ingilizce tanımı, definition of Extenuate

Extenuate kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To make excuses. To become thinner. To draw out so as to lessen the thickness. Slender. To make thin or slender. Thin. To advance palliating considerations.