Extinction türkçesi Extinction nedir

  • Yeryüzünden silinme.
  • Fizik, kimya, uzay, jeoloji alanlarında kullanılır.
  • Yok etme.
  • İmha.
  • Bir etki ya da eylemin, erke yitirimi nedeniyle zaman içinde güçsüzleşerek ortadan kalkması.
  • Soy tükenmesi.
  • Fesih.
  • Tükenme.
  • Lağvetme.
  • İlga.
  • Körlenme.
  • Engelleyici bir ortamda, saçılma ya da emilme yoluyla ışınırlık yoğunluğunun düşmesi.
  • Feshetme.
  • Yok olma.
  • Ucaylanma mikroskobu altında döndürüldüğünde, anizotrop bir kristalin nikoller haçlanınca, girişim olayları dolayısıyle dört kez kararması. (bu kararma, oküler kılları ile mineralin belirli bir kristalyazar yönünün arasındaki açı 0° ve 90° ya da bunun tam yarısı olduğu durumlarda ortaya çıkarsa, bu kararmaya doğru kararma -sönme-, açı başka değerde ise eğri kararma -sönme- denir.).
  • Sönme.
  • Bir ortamdan geçen ışığın azalmış olması.
  • Söndürme.
  • Sönüm.
  • Kararma.
  • İtfa.
  • Nesli tükenme.

Extinction ile ilgili cümleler

English: Many shark species are threatened with extinction.
Turkish: Birçok köpek balığı türü yok olma ile tehdit ediliyor.

English: I want to help Native Americans to save their languages from extinction.
Turkish: Onların dillerini yok olmaktan kurtarmak için yerli Amerikalılara yardım etmek istiyorum.

English: Many species of insects are on the verge of extinction.
Turkish: Birçok böcek türleri yok olmanın eşiğindedir.

 

English: There are many theories about the sudden extinction of the dinosaurs, but the real cause still remains anyone's guess.
Turkish: Dinozorların aniden yok olmaları hakkında birçok teori var ama gerçek sebep hâlâ belirsiz olarak kalmaktadır.

English: About 600 languages are in process of extinction, because of English.
Turkish: İngilizce nedeniyle yaklaşık 600 dil tükenme sürecindedir.

Extinction ingilizcede ne demek, Extinction nerede nasıl kullanılır?

Extinction coefficient : Sönüm katsayısı. Işığın, bir ortamdan geçtikçe ne ölçüde azaldığını belirleyen nicelik. Ekstinksiyon katsayısı. Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Bir ortamın sonsuz ince bir katının iç yutma çarpanının, bu katın kalınlığına bölümü. Sönümleme katsayısı. Yutma (yutulma) katsayısı.

Extinction ratio : Sönümlenme oranı. Sönüm oranı.

Angle of extinction : Sönme açısı.

Arc extinction : Ark sönümü.

In danger of extinction : Nesli bitme tehlikesiyle karşı karşıya. Soyu tükenme tehlikesi atında.

Almost extinct : Nesli tükenmek üzere. Yok olmaya yüz tutmuş.

Extincting : Yok etme. Nesli tüketme.

Become extinct : Soyu tükenmek. Birer birer ölmek. Nesli tükenmek. Sönmek (volkan). Sönmek (yanardağ). Soyları tükenmek. Soyu kurumak.

Extinct species : Nesli tükenmiş tür. Nesli tükenmiş türler. Artık mevcut olmayan hayvan türleri. Tükenmiş tür. Kuşağı bitmiş, arkası kesilmiş canlı türü.

Threat of extinction : Bazı bitki ve hayvanların türlerinin yeryüzünden yok olup gitmesi tehlikesi. Neslinin tükenme tehlikesi.

İngilizce Extinction Türkçe anlamı, Extinction eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Extinction ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Fade in black : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Bir çekimin, aydınlıktan başlayıp gittikçe karanlıklaşarak görüntülerinin yitmesine dayanan noktalama çeşidi. açılmanın karşıtı. tv. aynı sonucun televizyonda sağlananı.

Repeals : İptal etmek. Yürürlükten kaldırma. Geçersiz kılmak. İlga etmek. Kaldırmak. Lağvetmek. Yürürlükten kaldırmak. İptal etme. Yürürlükten kaldırmak (yasayı).

Wearing out : Bir yanıtlayıcının sık sık yapılan tecimsel soruşturulardan ötürü bilimsel araştırmalara karşı ilgisizliği ya da güvensizliğinden doğan olumsuz durum. Yorulma. Yorgunluktan canı çıkma. İncelme. Çok kullanılmaktan hırpalanma. Bitme. Aşınma. Yıpranma.

Eradicating : Ortadan kaldırma. Defetme. Kökünü kurutmak. Kökünden sökmek. Yok etmek. Kökünden söküp atma. Kökünden halletmek. Mahvetme.

Cassation : Temyiz. Kararı bozma. Davayı nakız. Vergi yönünden bildirilen yargıya yükümlünün ileri sürebileceği yasal nedenlerle karşıt çıkarak sonuçlarda düzeltilme yapılması istemi. İptal.

Failures : Bozukluk. İhmal. Yapmama. Eksiklik. Yokluk. Yetmezlik. Kusur. Aksatma. Sekte. Batma.

Absorption : Alma (dikkati veya enerjiyi veya zamanı veya parayı). Sindirilmiş besinlerin vücudun çeşitli bölgelerine taşınmak üzere, sindirim kanalının epitelyum hücreleri tarafından emilmesi. bir maddenin diğer bir maddenin içine alınması, absorbsiyon. Canlı hücre ya da doku tarafından sıvının emilmesi. sindirilmiş besinlerin vücudun çeşitli bölgelerine taşınmak üzere, sindirim kanalının epitel hücreleri tarafından emilmesi. absorpsiyon. İçine çekme. Bir ortamın ışık erkesini belli nicelikte emmesi olayı. Biyoloji, fizik, kimya, uzay, iktisat, madencilik, veterinerlik alanlarında kullanılır. Bir cismin yüzüne doğru gelişen ya da yüzeyce yapılan soğurma olayı. Dalma. Süngerimsi bir özdeğin kimi özdecikleri tutması olayı. Soğurma.

Amortisation : Aşınma. Amortisman. İktisadi karar birimlerinin ellerinde bulunan maddi olmayan varlıkların değerinde meydana gelen azalma. Değerini düşürme. Değer kaybı. Taksitlerle geri ödeme. Periyodik ödemeler ile kredi veren kimseye veya amortisman fonuna borç ödeme eylemi. Yedirme.

Extinction synonyms : natural action, natural process, extinguishing, being exhausted, fade out, flashbacks, abolishment, conclusion, cancellations, abolition, petering, wreck, eliminations, scattering, decay, amortization, blackout, exterminations, gloomings, disappearances, ademption, gloom, decimation, deflations, paying off, repeal, glooms, destructions, fogging, cancelation, cancellation, abrogation, defeasance.

Extinction zıt anlamlı kelimeler, Extinction kelime anlamı

Active : Muvazzaf. Tepkileşimlerde etkinliği önde gelen. Kıvrak. Faal. Etkin. Pratik. Enerjik. Etken. Çalışkan. Canlı.

Action : Yapılan şey. Bir film kuşağında sese karşı görüntü bölümünü belirtmekte kullanılan genel terim. tv. televizyon yayınında sese karşı görüntüyü belirtmekte kullanılan genel terim. Olayların gelişimi. Yükselti. Çalışma şekli. Telli çalgılarda, normalden yüksekliği çalım zorluğuna, normalden alçaklığı ise ses kalitesinde azalmaya neden olan, tel ve klavye arası mesafe. Eylem: bir iş, hareket yapmak, bir davranışta bulunmak. davranış: bir değişiklik getirebilecek etki uyandırabilecek düşünce ya da hareket. bir oyuncunun sahne üzerindeki hareketi; bu hareketten ortaya çıkan gelişim. baş olgu: oyunun temasını geliştiren başlıca olay, öykü, gelişim. sıra olaylar: bir oyunun metninde yer alan arka arkaya sıralanmış durumlar ve olaylar. iç aksiyon: oyunun havasını kuran gelişim. dış aksiyon: oyunun olaylarında var olan hareket ve durumların gelişimi. konuşma aksiyonu: oyunun konuşmalarında var olan devingenlik. oyunu ileriye götüren anlatımdaki itici güç. Amel. Askeri harekat. Bir durumu değiştirme ve daha ileriye götürme yönünde etkide bulunma çabası.

Activity : Hareket halinde olma. Meşguliyet. Eylem. Kuvvet. Fiil. Eyleyim. Bir bilgi işlem dizgesinde ana kütük tutanaklarının, öngörülen belirli bir dönem içinde, gördükleri işlem sayısıyla gösterilir nitelikleri. Faaliyet. Kimyasal gerilimi logaritmik olarak veren nicelik. İşlem.

Extinction antonyms : activeness.

Extinction ingilizce tanımı, definition of Extinction

Extinction kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The act of putting out or destroying light, fire, life, activity, influence, etc. The act of extinguishing or making extinct. A putting an end to.