Wearing out türkçesi Wearing out nedir

  • Çok kullanılmaktan hırpalanma.
  • Yıpranma.
  • Yorulma.
  • Bir yanıtlayıcının sık sık yapılan tecimsel soruşturulardan ötürü bilimsel araştırmalara karşı ilgisizliği ya da güvensizliğinden doğan olumsuz durum.
  • Bitme.
  • İncelme.
  • Aşınma.
  • Tükenme.
  • Yorgunluktan canı çıkma.

Wearing out ingilizcede ne demek, Wearing out nerede nasıl kullanılır?

Wearing : Eskime. Giyme. Bezdirici. Yıpranma. Giyim. Usandırıcı. Bıktırıcı. Aşınma. Aşındırma. Yorucu.

Out : Kovmak. Meydana çıkmak. Ortaya çıkmak. Çıkış. Bayılmak. Dışarı çıkarmak. Dışarı. Nakavt etmek. Kendini belli etmek. Dışarı atmak.

Wearing a fur coat : Kürklü.

Wearing a helmet : Baret takma. Miğfer takma. Başlık giyme. Koruma amaçlı olarak sert bir şapka takma.

Wearing a sword : Kılıç taşımak. Kılıç kuşanmak. Kılıç takmak. Kılıçlı olmak.

Wearing a tie : Boyun bağı takma. Kravat takma.

İngilizce Wearing out Türkçe anlamı, Wearing out eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Wearing out ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Corroding : Aşınan. Yıpratmak. Kemirmek. Aşındırmak. Yıpranmak. Çürütmek.

Scuffmark : Sıyrık. Çiziklerden dolayı olmuş iz. Yıpranma veya çizik işareti.

Fatigue : Angarya. Biyoloji, fizik, madencilik alanlarında kullanılır. Aşırı yorgunluk. Bir metalin gerilme dayanıklılığı sınırının oldukça altında olan yinelemeli zorlamalarla kendini bırakma eğilimine girmesi. Yorulum. Uzun bir uyartı sonucu bir organın hücrelerinde meydana gelen fizyolojik bir durum. Argınlık. Kırıklık. Tükenmişlik. Yorgunluk vermek.

 

Exhaustion : Dermansızlık. Helak. Takatsizlik. Tüketme. Boşaltma. Henüz kapatılmamış veya daha sonra tam olarak kenetlenmek üzere sadece gevşek biçimde kapatılmış bulunan konserve kaplarının tepe boşluğundaki ve kutu içerisindeki parçacıklar arasındaki havanın ve gazların bir ön ısıtmayla uzaklaştırılması işlemi. Tükenmişlik. Bitkinlik. Boşluk.

Film wear : Filmin çeşitli sinema aygıtlarında çok kullanılmasından doğan aşınma ve eskime. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Corrosion : Çoğunlukla yükseltgeme sonucu metallerde oluşan birleşim değişimi süreci; paslanma. Çürüme. Çürüklük. Çürüyüş. Kimyasal aşındırma (aşınma). Bozulma. Coğrafya, fizik, gitar, kimya, madencilik, jeoloji alanlarında kullanılır. Aşındırma. Paslandırma. Çürüme (pas veya kimyasal maddeden ileri gelen).

Culmination : En yüksek noktaya varma. Bitiş. Bir kemer yapısının en yüksek kesimi. Sonuç. Zirve. En son noktaya erişme. Meridyen üzerinde bulunma. Doruk.

Palatalisation : Bir sesin boğumlanma noktasını değiştirerek damak sesine dönüşmesi: yangın> yangın, yonga>yonga, banka>banka > nya panga, gelir-sin> an. ağz. gelirsin, olsun>olsun; et öd “zaman” /ödle /ödlen > tt. öğle, öğlen “öğle vakti, gün ortası”; öd “zaman” / öd-ün>öyün, öğün “yemek, bir defalık yiyecek”; ria. karavana>karağana, mahalle>mağalle, zahmet>zağmet, lambanın>lamba-ğ-un vb. Damaksıllaşma. Çeşitli nedenlerle bir kelimedeki kalın sıradan ünlü veya ünsüzlerin ince sıraya geçmesi olayı: ınanmak > inanmak, yaşıl > yeşil, şbış > şış > şiş, tışı > dişi, bın > bin > bin, (1000), yun > yün, kardaş > kardeş, şışman > şişman, alma > elma, kangı > hangi, tıl > til > dil vb.

 

Eroding : Kemirmek. Kemirme. Aşındırma. Sarsmak. Tüketmek. Aşındırmak. Yeme.

Surceasing : Ara. Bitmek. Durmak. Kesilme. Arkası kesilmek. Ara vermek. Kesilmek.

Wearing out synonyms : extinctions, frazzles, depreciation, erosion, wornness, attrition, agings, jadedness, fatique, frayings, thinning, ablations, detrition, taedium, surceases, amortisation, amortization, completion, ablation, slimming, abrasion, abrasiveness, abrasions, getting tired, surceased, wear, frazzle, detrital, exinanition, failures, failure, culminations, languorousness.