Kararma nedir, Kararma ne demek

  • Kararmak işi.
  • Görüntülerin gittikçe kararıp görünmez duruma geçmesine dayanan bir noktalama türü

"Kararma" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Hava kararmaya yüz tutunca, içine bir daralma geliyor çocuğun." - A. Kulin

Gök bilimleri ve Uzay alanındaki anlamı:

Kara renge bürünme; ışık alan fotoğraf plağının gittikçe koyulaşması.

Kimya'daki anlamı:

Hava ile temas sonucu metal veya mineral yüzeyinde oluşan (genellikle oksit veya sülfür) farklı renkli film. Örneğin havadaki kükürtdioksit veya kükürt bileşikleri ile temas sonucu gümüş ve altın yüzeyinde oluşan gri-siyah sülfür filmi.

Sinema ve Televizyon dünyasındaki anlamı:

Aynı sonucun televizyonda sağlananı.

Bir çekimin, aydınlıktan başlayıp gittikçe karanlıklaşarak görüntülerinin yitmesine dayanan noktalama çeşidi. Açılmanın karşıtı.

Jeoloji ve yer bilimleri alanındaki anlamı:

Ucaylanma mikroskobu altında döndürüldüğünde, anizotrop bir kristalin Nikoller haçlanınca, girişim olayları dolayısıyle dört kez kararması. (Bu kararma, oküler kılları ile mineralin belirli bir kristalyazar yönünün arasındaki açı 0° ve 90° ya da bunun tam yarısı olduğu durumlarda ortaya çıkarsa, bu kararmaya doğru kararma -sönme-, açı başka değerde ise eğri kararma -sönme- denir.)

 

Bilimsel terim anlamı:

Yükseltgenme ya da öteki tepkimeler sonucu, metal yüzeyi, istenmeyen bileşiklerin ince örtüleri ile lekelenmesi olayı.

metalbilim: Metal yüzeyin, yükseltgenme ya da öteki tepkimeler sonucu, istenmeyen bileşiklerin ince örtüleriyle lekelenmesi olayı.

gökbilim: Işık alan fotoğraf plağının gittikçe koyulaşması.

sinema: Bir çekimin, aydınlıktan başlayıp gittikçe karanlıklaşarak görüntülerinin yitmesine dayanan noktalama türü.

İngilizce'de Kararma ne demek? Kararma ingilizcesi nedir?:

fade out, blackening, tarnish, tarnishing, fade-in black, fade-in back, extinction

Kararma anlamı, kısaca tanımı:

Karar : Tam ölçüsünde, ne az ne çok. Türk müziğinde, taksim yaparken ana makama dönüş. Herhangi bir durum için tartışılarak verilen kesin yargı, hüküm. Değişmez olma. Bu yargıyı bildiren belge. Değişmeyen, düzenli durum, düzenlilik, yöntemlilik. Bir iş veya sorun hakkında düşünülerek verilen kesin yargı.

Kararmak : Işık sönmek, kısılmak veya gücü azalmak. Rengi karaya dönmek, siyahlaşmak. Niteliğini yitirmek. Kederlenmek, canı sıkılmak. Ateş sönmeye yüz tutmak.

Gözü kararmak : Başı dönmek, hafif baygınlık geçirmek. umutsuzluğun veya aşırı bir isteğin etkisi altında ne yaptığını bilmez duruma gelmek.

 

Hava kararmak : Güneşin batmasıyla ortalık kararmak. gökyüzü iyice bulutlanmak.

İçi kararmak : Hiçbir şeyden tat alamaz olmak. umutsuzluğa düşmek. sıkılmak, bunalmak.

Kalbi kararmak : İnancını kaybetmek. yüreği kararmak.

Ortalık kararmak : Akşam olmak.

Sular kararmak : Akşam olmaya başlamak.

Yüreği kararmak : İçine karamsarlık ve sıkıntı çökmek.

Görüntü : Bir film üzerinde sıralanmış resimlerin gösterici yardımıyla ekrana art arda düşürülmesi sonunda hareketin yeniden kurulmasıyla ortaya çıkan görünüş, görüntülük üzerindeki hareketli resimler bütünü. Gerçekte var olmadığı hâlde varmış gibi görünen şey, hayalet. Gölge oyununda Karagözcünün perdeye yansıttığı görsel malzeme. Manzara. Herhangi bir nesnenin mercek, ayna vb. araçlarla oluşturulan biçimi, hayal. Sayı doğrusu üzerinde bir sayıya karşı gelen nokta.

Görünmez : Görünmeyen, beklenmeyen.

Durum : Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Duruş biçimi, konum, tavır.

Geçme : Çakılmış, yapıştırılmış veya lehimlenmiş olmayıp gereğinde sökülebilecek biçimde parçaları birbirine takılıp kenetlenmiş olan. Geçmek işi, mürur. Birbirinin içine geçirilerek tutturulan iki şeyden birinde bulunan çıkıntılı parça.

Noktalama : Bir filmin çekim, sahne, ayrım, bölüm vb. parçalarını birbirinden ayırmakta kullanılan işlemlerin bütünü. Noktalamak işi.

Kararma camı : Bir ucu saydam olup öbür ucuna doğru gittikçe saydamsızlaşan, çalıştırılan bir alıcının merceği önünden yavaşça geçirildiğinde bir çeşit kararma sağlayan cam.

Kararma eğrisi : Fotoğraf plakları üzerine düşürülen ışığın erkesi (ışınım yeğinliği ile duruş süresi çarpımı logaritması) ile plağın kararma derecesi arasındaki bağıntıyı veren çizge.

Kararma eriyiği : Kimyasal kararmada kullanılan eriyik.

Kararma ile ilgili Cümleler

  • Hava kararmadan önce köye vardım.
  • Hava kararmadan önce geri dön.
  • Hava kararmadan önce oraya varacağım.
  • Acele etmezsen, oraya hava kararmadan önce varmayacaksın.
  • Ali ve Mary sabahın erken saatlerinden hava kararmaya başlayıncaya kadar yürüdüler.
  • Tom'un hayatı kararmaya başladı.
  • Ali hava kararmadan önce çiti boyamayı bitirmek için çılgınca bir girişim yaptı.

Diğer dillerde Kararma anlamı nedir?

İngilizce'de Kararma ne demek? : n. fade out, tarnishing, blackout, gloom, nigrescence, obscuration

Rusça'da Kararma : n. почернение (N)