Extincting türkçesi Extincting nedir

  • Nesli tüketme.
  • Yok etme.

Extincting ingilizcede ne demek, Extincting nerede nasıl kullanılır?

Extinction : Fizik, kimya, uzay, jeoloji alanlarında kullanılır. Söndürme. Engelleyici bir ortamda, saçılma ya da emilme yoluyla ışınırlık yoğunluğunun düşmesi. Bir ortamdan geçen ışığın azalmış olması. Körlenme. Fesih. Nesli tükenme. Kararma. Bir etki ya da eylemin, erke yitirimi nedeniyle zaman içinde güçsüzleşerek ortadan kalkması. İtfa.

Extinction coefficient : Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Ekstinksiyon katsayısı. Sönümleme katsayısı. Işığın, bir ortamdan geçtikçe ne ölçüde azaldığını belirleyen nicelik. Yutma (yutulma) katsayısı. Sönüm katsayısı. Bir ortamın sonsuz ince bir katının iç yutma çarpanının, bu katın kalınlığına bölümü.

Extinction ratio : Sönümlenme oranı. Sönüm oranı.

Extinctions : Yok olma. Soy tükenmesi. Yok etme. İtfa. Sönme. Feshetme. İmha. Yeryüzünden silinme. Söndürme. Lağvetme.

Angle of extinction : Sönme açısı.

Mass extinction : Jeolojik devirlerde bazı canlı türlerinin ani olarak çok sayıda ortadan kalkması. örnek: tebeşir devri sırasında dinozorların tükenmesi. Kütle kaybı. Kitlesel yok oluş. Birden çok canlı türünün soyunun aynı zaman aralığı içinde tükenmesi. Kitle ekstinksiyonu. Kitle halinde tükenme. Kitle kaybı. Kitle yok oluşu.

 

Threat of extinction : Bazı bitki ve hayvanların türlerinin yeryüzünden yok olup gitmesi tehlikesi. Neslinin tükenme tehlikesi.

Extinct species : Nesli tükenmiş tür. Artık mevcut olmayan hayvan türleri. Nesli tükenmiş türler. Tükenmiş tür. Kuşağı bitmiş, arkası kesilmiş canlı türü.

Extinct : Soyu tükenmiş. Bitmiş. Doğada tükenmiş. Nesli tükenmiş. Sönük. Soyu kurumuş. Sona ermiş. Sönmüş. Tükenmiş. Yok olmuş.

Secondary extinction : İkincil azalım.

İngilizce Extincting Türkçe anlamı, Extincting eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Extincting ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Eliminations : Eliminasyon. Çıkarma. Atma. Giderme. Eleme.

Ending : Çözüm sahnesi. Uç. Oyunun son sahnesi. Fiil çekimi eki. Ad ve fiil kök veya gövdeleri üzerine gelerek durum, sayı, zaman, kişi gibi gramer ilişkileri kuran ekler. ad çekimi, iyelik, teklik çokluk, fiil çekimi, fiil çekimindeki zaman ve şahıs ekleri işletme ekleridir: bu insan-lar-ı bir uykusuzluk gece-si-n-de sadece bir gölge gibi gör-müş-t-üm. şimdi bu gölge-ler beni yavaş yavaş, daha öte-ler-e ve derin-ler-e çağır-ıyor. baş-lar-ı-n-ın etraf-ı-n-da-ki aydınlık değiş-i-yor, muamma-lar-ı-n-ı çözme-y-e çalıştıkça bir yığın çetrefil meseleyle karşılaş-ıyor-um. (a. h. tanpınar, yaşadığım gibi, s. 89) vb. Baş. Fiil ve ad kök veya gövdelerine zaman ve şahıs kavramını yüklemek için kullanılan ek: || tek. şah. -di-m (bil-di-m), -im (öğrenci-y-im) tek. şah. -di-n (bil-di-n), -sin (öğrenci-sin) tek. şah. -di (bil-di), (öğrenci, öğrenci-dir) çokl. şah. -di-k (bil-di-k), -iz (öğrenciy-iz) çokl. şah. -di-niz (bil-di-niz), -sin-iz (öğrenci-sin-iz) çokl. şah. -di-ler (bil-di-ler -ler, -dir-ler (öğrenciler, öğrenci-dirler) vb. Sonuç. İşletme ekleri. Bir öykülü filmde, bir televizyon oyununda, olguların bir noktada düğümlenen birikimini, olayların doğal akışı içinde sonuca ulaştıran bölüm.

 

Action : Eylem: bir iş, hareket yapmak, bir davranışta bulunmak. davranış: bir değişiklik getirebilecek etki uyandırabilecek düşünce ya da hareket. bir oyuncunun sahne üzerindeki hareketi; bu hareketten ortaya çıkan gelişim. baş olgu: oyunun temasını geliştiren başlıca olay, öykü, gelişim. sıra olaylar: bir oyunun metninde yer alan arka arkaya sıralanmış durumlar ve olaylar. iç aksiyon: oyunun havasını kuran gelişim. dış aksiyon: oyunun olaylarında var olan hareket ve durumların gelişimi. konuşma aksiyonu: oyunun konuşmalarında var olan devingenlik. oyunu ileriye götüren anlatımdaki itici güç. Savaş. Etkileme. Olaylar dizisi. Bir film kuşağında sese karşı görüntü bölümünü belirtmekte kullanılan genel terim. tv. televizyon yayınında sese karşı görüntüyü belirtmekte kullanılan genel terim. Hareket biçimi. Devinme. Çarpışma. Muharebe. Olayların gelişimi.

Effacement : Geri planda kalma. Giderme. Ortadan kaldırma. Silme. Efasman.

Exterminations : Ortadan kaldırma. İmha.

Eradicating : Kökünü kurutmak. Kökünden halletmek. Kökünden sökmek. Defetme. Kökünden söküp atma. Yok etmek. Mahvetme. Ortadan kaldırma.

Eradications : Kökünü kurutma. Eradikasyon. İmha.

Disposal : Elden çıkarma. Emir. İdare. Satma. Kurtulma. Düzenleme. Düzen. Ortadan kaldırma. Kontrol.

Conclusion : Nihayet. Kanı. Yargı. Bitim. Sonuç. Hüküm. Karar. Varılan sonuç. Sonuç bölümü. Vargı.

Eradication : Eradikasyon. Söndürme. Ülkesel veya global düzeyde bir enfeksiyöz hastalığın ortadan kaldırılması, eradikasyon. İmha. Sökme. Kökünü kurutma.

Extincting synonyms : natural action, natural process, effacing, blotting, exterminating, elimination, quenching, termination, demolition, extinguishing, activity, absorption, disposals, extermination, destruction, annihilation, scattering.

Extincting zıt anlamlı kelimeler, Extincting kelime anlamı

Active : Muvazzaf. Pratik. Hareketli. Çalışan. Etken. Çalışkan. İşleyen. Çevik. Canlı. Aktif.

Action : Amel. Çalışma şekli. Hareket. Çarpışma. Devinme. Olgu. Aksiyon. Oyuncunun sahne üzerindeki hareketler dizisi. oyunun temasını hareketlendiren gelişim. bir hareketin aksiyon olabilmesi için itici bir nedenden çıkması gerekir. olay dizisi. oyunun öyküsü. dış aksiyon : göze yönelen hareketler bütünü. iç aksiyon : düşünce ve duyguya yönelen davranışlar ve ilişkiler bütünü. eylem. Davranış. Yükselti.

Activity : İşlem. Etkiniik. Kuvvet. Bir ışımetkin çekirdeğin içinde oluşan çekirdeksel bozunumların birim zamana düşen sayısı, bk. ışımetkinlik. İnsanın, çevresiyle arasındaki ilişkileri kuran, düzenleyen ve denetleyen eylemleri. Etkinlik. Bir bilgi işlem dizgesinde ana kütük tutanaklarının, öngörülen belirli bir dönem içinde, gördükleri işlem sayısıyla gösterilir nitelikleri. Yapılan işler. Fiil. Faaliyet.

Extincting antonyms : activeness.