Extinct species türkçesi Extinct species nedir

  • Artık mevcut olmayan hayvan türleri.
  • Nesli tükenmiş tür.
  • Tükenmiş tür.
  • Nesli tükenmiş türler.
  • Kuşağı bitmiş, arkası kesilmiş canlı türü.
  • Jeoloji alanında kullanılır.

Extinct species ile ilgili cümleler

English: The dodo is an already extinct species.
Turkish: Dodo, soyu çoktan tükenmiş bir türdür.

Extinct species ingilizcede ne demek, Extinct species nerede nasıl kullanılır?

Extinct : Bitmiş. Sönük. Yok olmuş. Soyu kurumuş. Tükenmiş. Sönmüş. Doğada tükenmiş. Soyu tükenmiş. Varisi olmayan. Battal.

Species : Nevi. Canlı türü. Birbirlerine benzeyen, sadece kendi aralarında verimli gen alış verişi yapabilen (üreyebilen) bireylerin oluşturduğu populasyon. taksonomik bir birim olan türün biri cins adı diğeri tür adı olmak üzere iki adı vardır. örnek: homo sapiens (insan). bu isimler daima italik yazıyla yazılır. birinci isim cins adıdır ve büyük harfle başlar, ikinci isim o cinse giren türü bildirir ve küçük harfle başlar. biyolojik tür, spesyes. Tür. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Cins. Enva. Aşai rabbani ayinindeki ekmek ve şarap. Belli ayrıtsal özelliklerle ötekilerden ayrılan nesneler ya da birimler kümesi. Bitkilerden elde edilen parçaların kendileriyle veya diğer bazı maddelerle yaptıkları karışımlara verilen ad.

 

Extinct volcano : Sönmüş yanardağ. Uzun zamanlardan beri etkinlik göstermeyen ve artık püskürmesi beklenmeyen, yerkabuğundaki magma haznesi katılaşmış ve gazları tükenmiş yanardağ. Artık aktif olmayan ve gelecektede püskürmeyecek olan volkan. Sönmüş volkan.

Extincted : Nesli tükenmiş. İlga edilmiş. Varisi olmayan. Yok edilmiş. Kaldırılmış.

Extincting : Yok etme. Nesli tüketme.

Extinction : Ucaylanma mikroskobu altında döndürüldüğünde, anizotrop bir kristalin nikoller haçlanınca, girişim olayları dolayısıyle dört kez kararması. (bu kararma, oküler kılları ile mineralin belirli bir kristalyazar yönünün arasındaki açı 0° ve 90° ya da bunun tam yarısı olduğu durumlarda ortaya çıkarsa, bu kararmaya doğru kararma -sönme-, açı başka değerde ise eğri kararma -sönme- denir.). Söndürme. Feshetme. Lağvetme. İtfa. Nesli tükenme. Yeryüzünden silinme. Sönüm. Fesih. Soy tükenmesi.

İngilizce Extinct species Türkçe anlamı, Extinct species eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Extinct species ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abyss : Yerde bulunan, çok derin ve dipsiz kuyu. Varta. Dipsiz gibi görünen yer. Tamu. Dibi olmayan çukur. Boşluk. Olağanüstü derinlikte bir yerkabuğu yarığı. Hufre. Uçurum.

Absolute chronology : Yerbilim oluşlarının yıllarla bekletilmesi. Mutlak kronoloji. Salt çağbilimi.

Algonkian : Kuzey amerika yerlileri tarafından konuşulan dil ailesi. Alkongien. Algonkiyen. Bir prekambriyen sistemi. Kambriya dönemi katmanlarının altına gelen, içinde tanımlanamayan taşıl kırıntıları bulunan eski bir oluşuk. (kayaçları genel olarak arkeene oranla daha az başkalaşmıştır.).

 

Alkali rocks : Alkali kayaçlar. Alkali kayaç. Öteki bileşenlere oranla, alkalilerin çokluğu gibi ayırt edici bir özellik gösteren ve genel olarak sodyumlu piroksen, sodyumlu amfibol ya da feldspatsıları kapsayan magmatik kayaçlar.

Acrozone : Uç kuşağı. Menzil zonu. Belirli bir taşıl türünün, cinsinin ya da başka bir bölümleme biçiminin, bütün ucunu kapsayan ya da onu belirten katmanlı kayaçlar.

Acid fumarole : Asit tüten. Asit fümarol. Ekşit (asit) tüten. 200°-800° c. sıcaklıkta, hcı, so2 nh2 cl, h2o bileşimli gazlar çıkaran fumaroller.

Abysal environment : Derin ova. 2000 m.nin altındaki derin deniz dibi ortamı.

Advance of aglacier : Buzul ilerlemesi. Buzulun önden uzanması.

After shock : Artçı şok. Artçı deprem (depremden sonra). Art sarsıntı. Artçı sarsıntı. İlk yeğin depremin ardından gelen ve genel olarak yavaş yavaş yeğnileşen sarsıntı.

Adjacent rock : Yantaş. İçine magma ya da madde sokulmuş yan yana bulunan kayaç.

Extinct species synonyms : adventive cone, aggregats, alcalic fumarole, agricultural geology, absolute age, abrasive power.