Extradite türkçesi Extradite nedir

  • Ülke dışına kaçmış suçluları iade etmek.
  • Suçluları iade etmek.
  • Suçluyu almak.
  • İade etmek (suçlu).
  • Bir suçluyu iade etmek.
  • Suçluyu ülkesine iade etmek.
  • İade etmek.

Extradite ile ilgili cümleler

English: Ali won't be extradited to Australia.
Turkish: Ali Avustralya'ya iade edilmeyecek.

Extradite ingilizcede ne demek, Extradite nerede nasıl kullanılır?

Extradited : İade etmek (suçlu). Suçluyu ülkesine iade etmek. İade edilmiş (suçlu).

Extradites : Suçluları iade etmek. Ülke dışına kaçmış suçluları iade etmek. İade etmek. Bir suçluyu iade etmek. Suçluyu ülkesine iade etmek. İade etmek (suçlu).

Extraditable : İadeyi gerektiren. İade edilebilir (suçlu). İade edilebilen. İade edilebilir.

Extraditing : Suçluları iade etme. Suçluyu ülkesine iade etmek. Suçluları iade ettirme. İade etmek (suçlu). İade ettirme (suçluları).

Extradition : Suçluların iadesi. Suçlunun ülkesine iadesi. Suçluların geri verilmesi.

Extradotal : Drahomaya dahil olmayan. Çeyizin içinde olmayan. Kadının çeyizine dahil olmayan.

Warrant of extradition : Bir kimsenin yargılanmak üzere başka bir ülkeye gönderilmesini emreden mahkeme belgesi. İade emri.

Extradoses : Bir kemerin dış kavisi (mimari).

Extra bed : Ekstra yatak.

Dextrad : Dekstrad. Sağa (anatomi terimi). Sağa doğru.

 

İngilizce Extradite Türkçe anlamı, Extradite eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Extradite ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Repatriating : Ülkesine geri göndermek. Geri dönmek. Ülkesine iade edilen kimse. Uyruğunda olduğu ülkeye geri göndermek. Yurduna geri göndermek. Ülkesine iade etmek. Vatanına geri gönderilen kimse. Tekrar ülkesinin vatandaşlığına girmek. Bir mülteciyi ülkesine geri göndermek.

Deport : Tehcir etmek. Borsada deport. Sinir dışı etmek. Sürmek (sınırdışı vb). Sınırdışı etmek. Borsa oyuncusunun elinde bulunmayan, ileride fiyatının düşeceğini beklediği ve vade sonunda teslim etmek üzere yüksek fiyattan sattığı taşınır değeri, vade tarihinde yeteri kadar bulamaması durumunda, üçüncü kişilerden belli bir primle geri ödemek üzere satın alması. Sınır dışı etmek. Dışlamak. Sürgün etmek.

Reinstates : Haklarını iade etmek. Eski görevine getirmek. Yeniden getirmek. Görevine geri vermek. Eski durumuna koymak. Eski görevine vermek. Yeniden kurmak. Geri getirmek. Eski durumuna getirmek. Eski mevkiini geri vermek.

Remanding : Geri göndermek (tutuklu). Mahkemeye kadar tutmak. Geri göndermek. İade etmek (tutuklu). Tutukluyu sorgu sonrası yeniden cezaevine göndermek. İade etmek (cezaevine veya ıslahevine). Mahkemesini ertelemek (tutuklu). Tutmak (hapiste). Tutuklu olarak yargılanma.

Deliver : Yapıştırmak. Yapmak (konuşma). İletmek. Kurtarmak. Devretmek. Dağıtmak. Söylemek. Doğurmak. Atmak. Teslim etmek.

Get back : Çıkış noktasına geri dönmek. Geri vermek. Dönmek. Başladığı yere dönmek. Uzaklaşmak. Geri gelmek. Geri almak. Geri dönmek. Geri getirmek.

 

Handing back : Geri vermek.

Replace : Yer değiştirmek. Yenilemek. Geri ödemek. Başkasıyla değiştirmek. Vekalet etmek. Yerini almak. Yerine koymak. Yerini tutmak. Hastalanan ya da gelmeyen bir oyuncunun rolünü oynamak.

Repatriate : Uyruğunda olduğu ülkeye geri göndermek. Geri dönmek. Ülkesine iade edilen kimse. Vatanına geri gönderilen kimse. Tekrar ülkesinin vatandaşlığına girmek. Yurduna geri göndermek. Ülkesine iade etmek. Bir mülteciyi ülkesine geri göndermek. Ülkesine geri göndermek.

Reinstate : Görevine geri vermek. Geri getirmek. Haklarını iade etmek. Yeniden getirmek. Eski görevine vermek. Eski durumuna getirmek. Eski durumuna koymak. Eski görevine getirmek. Yeniden kurmak.

Extradite synonyms : expel, remands, throw out, repatriated, remand, extraditing, extradited, repatriates, extradites, give back, hand back, kick out.

Extradite ingilizce tanımı, definition of Extradite

Extradite kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To deliver up by one government to another, as a fugitive from justice. [Bakınız: Extradition].