Fala nedir, Fala ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Tavuğun belirli bir yerde yumurtlaması için taş ya da başka maddeden yumurta gibi yapılmış cisim, fol.

Falan.

Fala ile ilgili Cümleler

  • Ne insanlar gördüm üzerinde kıyafet yoktu pabucu yırtıktı falan ama kadını erkeği mertti.
  • Hayır, başka zaman falan yok.
  • Biriyle görüştüğümü falan mı sanıyorsun?
  • “Para ile fala baktığı hâlde geçim sıkıntısından kurtulamıyor.”
  • Kaza falan mı yapmış?
  • Sarhoş falan mısın?
  • Bu kutuya çok fala ağırlık yüklersen patlar.
  • Işığa karşı hassasiyetiniz falan mı var?
  • Ermiş falan değil o. Öyleymiş gibi duruyor sadece.
  • Kardeş geçeceksiniz bunları Tom'u seviyoruz falan fıstık, Tom'un hakkını yediniz.
  • Çok fala şikayet alıyorum.

Fala ile ilgili Atasözü veya Deyim

fala bakmak : fal açmak.

falakaya çekmek (veya yatırmak veya vurmak veya yıkmak) : falakaya bağlayarak dövmek.

Fala kısaca anlamı, tanımı

Falagga : Arapça kökenli falaka < Rum. phalangas: falaka

Falak : Kapı mandalı. Ham, olmamış. Tarlalarda mısırlara dadanan ala karga. Güvercin cinsinden eti yenen bir çeşit av kuşu. Ayı yavrusu.

Falakaçarığı : Falakayı tutan demir. (Bor Niğde).

Falakan : Kuvvetli esen rüzgâr, fırtına.

Falaklanmak : Yeni yetişen bir bitki olgunlaşmak, filizlenmek: Bizim baklalar dolu yağmasaydı iyice falaklanmıştı. Fındık, ceviz ve benzerleri olgunlaşınca kabuğundan kolayca ayrılmak. Aptal aptal, alık alık bakınmak.

 

Falaku : Süpürge yapılırken bağlamayı kolaylaştıran sıkıştırma aracı.

Falambır : Küçük kutu.

Falangektomi : Parmak ampütasyonu.

Falanks : Parmak kemiği.

Falanks eksoztozları : Bağa.

Falaz : Fırtına, tozu toprağı ayağa kaldırarak esen rüzgâr.

Kel falak : Duta düşkün bir çeşit kuş.

Ligamenta falangosesamoidea interdigitalia : Geviş getirenlere özgü susam kemikleriyle birinci parmak kemiği arasındaki bağlar.

Ramus dorsalis falangis distalis : Parmak kemiklerinin üst tarafında seyreden atardamar dalları, mediya ve proksimalis.

Ramus plantaris falangis distalis : Parmak kemikleri plantar atardamar dalı.

Trigonum falangis proksimalis : Atgillerin phalanx proximalis’inin palmar yüzünde görülen üçgen.

Araba falakası : Çift atlı arabalarda, okun dibinde ve iki yanında bulunan, uçlarına koşum kayışları bağlanan ağaç bölüm.

Falaka : Ceza olarak ayak tabanlarına vurmakta kullanılan, ayakları uygun bir durumda sıkıştırıp tutan, kalınca bir sopa ile bunun iki ucuna bağlı bir ipi olan cezalandırma aracı. Bu araçla uygulanan dayak cezası. Bazı kaldıraçlarda kullanılan ucu iple bağlı ağaç parçası.

Falakacı : Sadrazamın, İstanbul kadısının, yeniçeri ağasının veya sekbanbaşının denetlemeler sırasında yanında bulunan ve suçluyu falakaya yatıran görevli.

Falakalı : Falakası olan.

Falakasız : Falakası olmayan.

Falan : Söylenmesi istenmeyen veya gerekli görülmeyen bir özel adın yerini tutan kelime, filan. Tarih, yer, kişi vb.nin önüne gelerek tekrarlanmak istenmeyen sözlerin yerine kullanılan kelime. Cümlede belirtilen nesne veya nesnelerden sonra gelerek "ve benzerleri" anlamında kullanılan bir söz.

 

Falan festekiz : Falan filan.

Falan feşmekan : Falan filan.

Falan fıstık : Falan filan.

Falan filan : Önem verilmeyen, hafifsenen kimse, şey, filan falan, falan festekiz, falan feşmekân.

Falanca : Falan. Falan kimse.

Falanıncı : Söylenmesi gerekli görülmeyen sıra sayısı yerine kullanılan bir söz, filanıncı.

Falanj : Eski Yunanlarda, özellikle Makedonya yayalarının çekirdeğini oluşturan mızraklı alay. Bazı ülkelerde yarı askerî, siyasi kuruluş.

Falanjist : İspanya'da falanj üyesi.

Filan falan : Falan filan.

Diğer dillerde Fakülte yönetim kurulu anlamı nedir?

İngilizce'de Fakülte yönetim kurulu ne demek ? : governing council of faculty