Falaklanmak nedir, Falaklanmak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Yeni yetişen bir bitki olgunlaşmak, filizlenmek: Bizim baklalar dolu yağmasaydı iyice falaklanmıştı.

Fındık, ceviz ve benzerleri olgunlaşınca kabuğundan kolayca ayrılmak.

Aptal aptal, alık alık bakınmak.

Falaklanmak tanımı, anlamı

Fala : Tavuğun belirli bir yerde yumurtlaması için taş ya da başka maddeden yumurta gibi yapılmış cisim, fol. Falan

Falak : Kapı mandalı. Ham, olmamış. Tarlalarda mısırlara dadanan ala karga. Güvercin cinsinden eti yenen bir çeşit av kuşu. Ayı yavrusu.

Olgunlaşmak : Meyve olgun duruma gelmek. İnsanın bilgi, görgü ve hoşgörüsü gereği kadar gelişmiş olmak. Yazı, düşünce olgun duruma gelmek.

Aptal aptal : Aptal gibi, aptalca, aval aval.

Filizlenmek : Bitki filiz vermek. Gelişmeye, büyümeye başlamak.

Olgunlaşma : Olgunlaşmak işi.

Filizlenme : Filizlenmek işi. Yumruların üzerinde ince uzun filizlerin belirmesi biçiminde görülen patates hastalığı.

Ayrılmak : Ayırma işine konu olmak. Boşanmak. Bir yerden, bir kimseden, bir şeyden uzaklaşmak.

Bakınmak : Çevreye göz gezdirmek, araştırmak. Muayene olmak.

Kolayca : Oldukça kolay. (kola'yca) Kolaylıkla, sıkıntı çekmeden.

Yetişen : Ulaşan, kavuşan. Van şehri, Kocapınar nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

 

Ayrılma : Ayrılmak işi. Bir biçmeden geçen beyaz ışığın türlü renklerde görünmesi.

Bakınma : Bakınmak işi.

Fındık : Kayıngillerden, kuzey yarım kürenin ılık yerlerinde ve yurdumuzun genel olarak Doğu Karadeniz bölgesinde yetişen, boyu 6-7 metre, yaygın tepeli bir ağaççık (Corylus avellana). Bu ağaççığın sert bir kabuk içinde bulunan yağlı, nişastalı ürünü. Hileli zar.

Benzer : Nitelik, görünüş ve yapı bakımından bir başkasına benzeyen veya ona eş olan, benzeri, müşabih, mümasil. Benzeşim. Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde asıl oyuncunun yerine çıkan, yapı ve yüz bakımından bu oyuncuyu andıran kimse, dublör.

Kolay : Sıkıntı çekmeden, yorulmadan yapılabilen, emeksiz, zahmetsiz, güç ve zor karşıtı. Kolaylık. Kolayca, sıkıntısız bir biçimde, basitçe.

Bitki : Bulunduğu yere kök vb. organlarıyla tutunan, çoğunlukla fotosentez sonucu yaşam için gerekli bileşenleri oluşturan, birçoğu spor veya tohum aracılığıyla döl vererek çoğalan bir veya çok yıllık, otsu, odunsu canlıların genel adı, nebat.

Aptal : Zekâsı pek gelişmemiş, zekâ yoksunu, alık, ahmak, alık salık. Küçümseme ve azarlama bildiren bir seslenme sözü.

Olgun : Yenecek duruma gelmiş (meyve). Bilgi, görgü ve hoşgörüsü gereği kadar gelişmiş, ağırbaşlı (kimse), kâmil. Tamamlanmış, iyice işlenmiş (yazı, düşünce vb.).

İyice : İyiye yakın. (iyi'ce) Tamamen. Çok, adamakıllı. (iyi'ce) Gereği gibi, derinlemesine, ayrıntılarıyla.

Diğer dillerde Fakülte yönetim kurulu anlamı nedir?

İngilizce'de Fakülte yönetim kurulu ne demek ? : governing council of faculty