Kolay nedir, Kolay ne demek

Kolay; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır.

"Kolay" ile ilgili cümle

  • "Cebimde mevcut paradan bu kadar bir şey buna tahsis etmek pek kolaydı." - H. Z. Uşaklıgil
  • "İşin kolayını buldum."

Yerel Türkçe anlamı:

Kolay, basit

Rahat.

Zayıf.

Bulantı, iç bulantısı : Biraz daha söylersen içerim kolay olur.

Diğer sözlük anlamları:

Müsait, elverişli, elverişli iş, uygun şey

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Samsun kenti, Kolay nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Amasya şehrinde, Suluova ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer.

Kolay anlamı, kısaca tanımı:

Kolay gele : Bir iş yapmakta olanlara söylenen iyi dilek sözü.

Kolayı var : Çaresi var.

Kolayına bakmak : Bir işi yaparken kolay ve kestirme yolu seçmek.

Kolayına gelmek : Bir işin herhangi bir biçimde yapılmasını daha kolay bulmak.

Kolayını bulmak : Kolay bir biçimde yapma yolunu bulmak.

Kolay kolay : Kolayca.

Dile kolay : Anlatılması kolay ancak yapılması veya katlanılması çok güç.

Kola : Bu bitkinin yaprağından çıkarılan kokulu bir maddeyle kokulandırılan ve içine şeker, karbonat katılarak yapılmış olan içecek. Kâğıt veya bez yapıştırmakta kullanılan kaynatılmış nişasta bulamacı. Kolalama. Gömlek, örtü vb. şeyleri kolalamakta kullanılan özel nişasta. Kolagillerden, Afrika'nın sıcak bölgelerinde yetişen ve kola cevizi adıyla anılan, çekirdekleri kahveden daha uyarıcı olan bazı içeceklerde ve hekimlikte kullanılan bir bitki (Cola acuminata).

 

Kolayca : (kola'yca) Kolaylıkla, sıkıntı çekmeden. Oldukça kolay.

Kolaycacık : (kola'ycacık) Çok kolay bir biçimde. Çok kolay.

Kolaycı : Bir işi yaparken kolay ve kestirme yolu seçen (kimse).

Kolayda : Kolay bulunabilir yerde, el altında.

Kolaylama : Kolaylamak işi.

Kolaylanmak : Bir iş sonuna yaklaşmak, bitmek üzere olmak.

Kolaylaşmak : Engel ve güçlükler ortadan kalkmak. Kolay duruma gelmek.

Kolaylık : İşlerin kolayca yapılmasını sağlayan şey. Kolay olma durumu. Kolay duruma getiren. Bir işi yapabilme durumu veya imkânı.

Kolaylık göstermek : Yapabilme yolu, imkânı sağlamak.

Kolaylıkla : Sıkıntı çekmeden, güçlüklere uğramadan, kolayca.

Adamak kolay ödemek zordur : "söz vermek kolaydır ancak o sözü yerine getirmek zordur" anlamında kullanılan bir söz.

Bir kolayını aramak : Bir şeyi yapmak, çözmek için gerekli kolay ve kestirme yöntemi araştırmak.

Bir kolayını bulmak : Kolaylıkla yapabilmeyi sağlamak veya yapma yolunu bulmak.

Ergene karı boşamak kolay : "bir işin içinde olmayanlar o işteki güçlükleri küçümserler" anlamında kullanılan bir söz.

Gel demesi kolay ama git demesi güçtür : "bir kimseyi işe almak, bir misafir çağırmak kolaydır ancak bir kimsenin işine son vermek, misafire git demek zordur" anlamında kullanılan bir söz.

 

İşin kolayına kaçmak : Derinliğine araştırmadan basit olarak düşünmek, yüzeyde kalmak, tembellik etmek.

Kalbi yıkmak kolay yapmak zordur : "insanları kırmak ve üzmek, mutlu etmekten daha kolaydır" anlamında kullanılan bir söz.

Sıkıntı : İşsizlik, tekdüzelik, bezginlik vb. sebeplerden doğan ruhsal yorgunluk, cefa, eziyet. Yokluk ve parasızlığın yol açtığı geçim darlığı. Sorun, mesele, sendrom, problem. Bir bozukluğun, karışıklığın sebep olduğu etkili ve sürekli yorgunluk, mihnet. Bulunmama durumu.

Çekme : Çekilerek giyilen veya kullanılan. Vücut bölümlerinin bükücü kas gücü ile bir direnci kendisine yaklaştırması. Düzgün biçimli. Çekmek işi. Yüksekteki ince dalları çekip kesmeye yarar, ay biçiminde, uzun saplı, ağzı tırtıklı bıçak. İş yaparken giyilen bir şalvar türü. Çekmece. Parmak veya mızrapla çalınan çalgı. Ağacın yapısındaki nem oranının azalması sonucu boyutlarının küçülmesi.

Emeksiz : Emek harcanmadan elde edilen, kolay, zahmetsiz.

Zahmetsiz : Sıkıntı çekilmeden, güçlükle karşılaşmadan yapılan, eziyetsiz, kolay, emeksiz. Sıkıntı çekmeden, güçlükle karşılaşmadan.

Karşıt : Nitelik ve durumları birbirine büsbütün aykırı olan, zıt, kontrast.

Sıkıntısız : Sıkıntısı olmayan. Sıkıntı vermeyen, meşakkatsiz.

Biçim : Yakışık alan şekil, uygun şekil. Herhangi bir şeyin benzeri. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Tarz. Biçme işi. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil.

Bir : Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Aynı, benzer. Sayıların ilki. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Ancak, yalnız. Tek. Bu sayı kadar olan. Eş, aynı, bir boyda. Bir kez. Beraber. Sadece.

Basitçe : Basit olarak, kolay tarafından.

Kolay arıtma : Batkına ilişkin mal, hak ve alacakların saptanması, bunların paraya çevrilmesi. Bankadan alacaklı olanlara ilişkin hak ve ödemelerin bir sıraya konulması gibi işlemlerin başka bir yol ve yordama yer verilmeksizin arıtmanın batkınlık örgütünce yapılması.

Kolay bulmak : Fursat bulmak, çalımına getirmek

Kolay gele : bir iş yapmakta olanlara söylenen iyi dilek sözü.

Kolay işlenir bakır : Bileşiminde % 1 .0 kurşun ve % 0.5 telürtum bulunan ve işlenirliği yüksek olan bakır.

Kolay işlenir çelik : Bileşimindeki kükürt % 0.20 ye dek çıkabilen, yüksek işlenirlik özelliği gösteren çelik.

Kolay işlenir takım çeliği : Yapısında kurşun, kükürt ya da grafit gibi yumuşak özdekler bulunduran ve işlenirliği yüksek olan takım çeliği.

Kolay para : Enaz çabayla elde edilen gelir. bk. ucuz para

Kolay sayışım yöntemi : Üretilen bir birim malın tümdeğerini bulmak için yapılan sayışımda belirli bir süre içindeki giderlerin toplanarak yine o belirli süre içinde üretilen özdekler toplamına bölünmesi yöntemi.

Kolaya bağlu : Kolaylığı bulunan, kolay yapılan

Kolayca paraya çevrilir varlıklar : Mallar, alacaklar, alacak belgitleri gibi paraya çevrilebilen, satılabilen değişimi kolaylıkla ve kısa süreler içinde sağlanabilecek nitelikte olan varlıklar.

Kolay ile ilgili Cümleler

  • Kolay bir çözüm var.
  • Kolay bir soru ile başlayalım.
  • Oraya paralı bir yol kullanmadan varmanın herhangi kolay yolu var mı?
  • Onu yapmak oldukça kolaydı.
  • Kolay bir karar değildi.
  • Kolay cevap yok.
  • Tom'un neden buradan hoşlanmadığını anlamak kolaydır.
  • Kolay bir meseleyi zor gösteren kişi çok akıllı görünmüyor.
  • Hiçbir şey yapmamak, yapılacak en kolay şeydir.
  • Hangisi daha kolay?
  • Kolay.
  • Kolay anlaşılır bir kitapla başla.
  • İyimserler bile kolay olmayacağını kabul ederler.
  • Bu evi kiralayacak birini bulmak kolay olacak.

Diğer dillerde Kolay anlamı nedir?

İngilizce'de Kolay ne demek? : adj. easy, simple, smooth, unlaboured [Brit.], unlabored, effortless, uncomplicated, ready, open-and-shut, cushy, downhill, facile, flowing, straightforward, sweet

Fransızca'da Kolay : facile, aisé/e, élémentaire, pratique, simple

Almanca'da Kolay : adj. bequem, komfortabel, leicht, mühelos, problemlos

adv. bald

Rusça'da Kolay : adj. легкий, нетрудный, нетяжелый, незатейливый

adv. легко