İyice nedir, İyice ne demek

İyice; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır.

"İyice" ile ilgili cümle

  • "Ali giderse bizim evin tadı iyice kaçar." - O. Kemal
  • "Derken yağmur iyice bastırmış, gök gürlemeye, şimşekler çakmaya başlamıştı." - İ. O. Anar
  • "İyice bir ev."
  • "Kabahat bende ki iyice arayıp taramadan bunu kendime gelin yapmaya karar verdim, sana tavsiye ettim." - E. İ. Benice

İyice kısaca anlamı, tanımı:

İyicene : Tam olarak, adamakıllı.

Yakın : Uzak olmadan. Erişmesi, olması zaman bakımından yaklaşmış olan. Aralarında sıkı ilişki olan arkadaş, dost veya akraba. Aralarında sıkı ilgi bulunan. Küçük, önemsiz değişikliklerle birbirinden ayrılan. Az bir ara ile ayrılmış olan (zaman veya yer), uzak karşıtı. Uzak olmayan yer. Benzeyen, andıran, yaklaşan.

Adamak : İthaf etmek. Ayırmak, tahsis etmek. Bir dileğin gerçekleşmesi amacıyla kutsal olduğuna inanılan bir güce niyette bulunmak, nezretmek. Bir şeyle yoğun olarak ilgilenmek. Kutsal saydığı bir şey uğruna kendini feda etmek üzere söz vermek.

Tamam : Bütün, tüm. Eksiksiz. Beğenilmeyen bir iş veya öneri karşısında söylenen bir söz. Evet. Yanlış ve yalan olmayan, doğru. Tamamlanmış, bitmiş.

 

Derin : Kendi türünde çok gelişmiş, en ileri durumda olan. Yoğun. Yüzeyden içeri inen. İçten gelen. Dibi yüzeyinden veya ağzından uzak olan. Uzun süren. Ayrıntılı. Dip.

Ayrıntı : Bir bütünün önemce ikinci derecede olan ögelerinden her biri, teferruat, tafsilat, detay. Edebiyat veya sanat eserlerinde bir bütünün ögelerinden her biri, teferruat, tafsilat. Bir tiyatro eserinde ana düşünceye yardımcı olan kelime, cümle veya eşya.

Çok : Sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı. Aşırı bir biçimde.

Adamakıllı : Gereğinden çok, iyice, bir güzel, bir temiz.

Tamamen : Bütün olarak, büsbütün, baştan sona.

Gibi : -e yakışır biçimde. -e benzer. O anda, tam o sırada, hemen arkasından. İmişçesine, benzer biçimde.

Derinlemesine : Ayrıntılı olarak, derinliğine.

İyice ile ilgili Cümleler

  • Bunu iyice düşünmek zorunda kalacağım.
  • İyice dinlenmen lazım.
  • İyice saçmalamaya başladım.
  • Konuyu iyice çalışmak gerekliydi.
  • Onu iyice düşündüm.
  • Onu iyice düşünmek için biraz zamana ihtiyacım var.
  • Bir hafta geçtikten sonra, Tom'un misafirliği iyice kabak tadı vermişti.
  • Ali bunu iyice düşündü.
  • İyice delirdin mi?
  • Bir yabancı dili iyice öğrenmek zordur.
  • İyice İngilizce çalışsan iyi olur.

Diğer dillerde İyice anlamı nedir?

İngilizce'de İyice ne demek? : adj. fair, rather good, goodish, tolerable, proper, complete

adv. properly, fully, completely, well, widely, quite, clean, jolly well, over, thoroughly, tolerably, wide

Fransızca'da İyice : fort, fortement

Almanca'da İyice : adj. reiflich

adv. fest, rechtschaffen, weidlich

Rusça'da İyice : adv. хорошенько, порядком