Adamak nedir, Adamak ne demek
- Bir dileğin gerçekleşmesi amacıyla kutsal olduğuna inanılan bir güce niyette bulunmak, nezretmek.
- İthaf etmek

- Bir şeyle yoğun olarak ilgilenmek.
- Kutsal saydığı bir şey uğruna kendini feda etmek üzere söz vermek.
- Ayırmak, tahsis etmek.
"Adamak" ile ilgili cümleler
- "Nasılsa altındaki arabayı edinmişti, bütün sevme gücünü de bu arabaya adamıştı." - A. Ağaoğlu
Diğer sözlük anlamları:
Ad vermek, tesmiye etmek.
Vadetmek.
İngilizce'de Adamak ne demek? Adamak ingilizcesi nedir?:
commit, dedicate
Adamak anlamı, kısaca tanımı:
Adamakla mal tükenmez : Yardım sözle değil gerçekten fedakârlık yapılarak gerçekleştirilir.
Adama : Adamak işi.
Adam : Birinin yararlandığı, kullandığı kimse. İnsan. Birinin yanında bulunan ve işini yapan kimse. Daima birinin yanında olan, onu destekleyen, isteklerini yerine getiren kimse. Bir alanı benimseyen kimse. Erkek kişi. İyi huylu, güvenilir kimse. Eş, koca. Görevli kimse.
Adamak kolay ödemek zordur : "söz vermek kolaydır ancak o sözü yerine getirmek zordur" anlamında kullanılan bir söz.
Adamakıllı : Gereğinden çok, iyice, bir güzel, bir temiz.
Adak adamak : Bir dileğin gerçekleşmesi amacıyla kurban kesip yoksullara dağıtmak veya kutsal olduğuna inanılan bir güce niyette bulunmak.
Kendini adamak : Kendini vermek.
Gerçekleşme : Gerçekleşmek işi, tahakkuk.
Kutsal : Tapınılacak veya yolunda can verilecek derecede sevilen, kutsi, mukaddes, lahut. Bozulmaması, dokunulmaması, karşı çıkılmaması gereken, üstüne titrenilen. Güçlü bir dinî saygı uyandıran veya uyandırması gereken, kutsi, mukaddes. Tanrı'ya adanmış olan, tanrısal olan.
Niyet : Namaz kılmaya, oruç tutmaya ve abdest almaya karar verip başlama. Fal gibi kullanılmak amacıyla içine mâni yazılıp katlanmış veya şekerlere sarılmış kâğıt parçası. Bir şeyi yapmayı önceden isteyip düşünme, maksat.
Bulunmak : Bir yerde olmak. Bulma işine konu olmak. Herhangi bir durumda olmak.
Nezretmek : Adamak.
Feda : Bir amaç uğrunda bir değer veya varlıktan vazgeçme, uğruna verme.
Vermek : Herhangi bir duruma yol açmak. Üzerinde, elinde veya yakınında olan bir şeyi birisine eriştirmek, iletmek. Bir şey üzerinde etki yapmak, biçimini değiştirmek. Dayamak. Doğurmak. Herhangi bir şey ortaya çıkarmak, oluşturmak. Kök veya gövdeleri sonuna -ı (-i, -u, -ü) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek tezlik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Hepsini herhangi bir duruma sokmak. Tespit etmek. Bitki ve ağaç, ürün üretmek. Düşünce veya bilgi anlatan şeyleri başkalarına iletmek, bildirmek. Bırakmak veya bağışlamak. Kızı, kadını biriyle evlendirmek. Ödemek. Kazandırmak, katmak. Satmak. Ondan bilmek, atfetmek. Yaymak. Sahip olmasını sağlamak. Cinsel yönden kendisini kullandırmak. Ayırmak, harcamak. Döndürmek, çevirmek, yöneltmek.
Bir : Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Eş, aynı, bir boyda. Bir kez. Aynı, benzer. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Tek. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Sadece. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Beraber. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Sayıların ilki.
Yoğun : Dolu, sıkı, sıkışık, çok, konsantre. Şişman, iri, tombul. Kaba, kalın, iri (elek, iğne). Etkisi güçlü olan, ağır (koku vb.). Koyu, kalın. Artmış, çoğalmış bir durumda olan. Hacmine oranla ağırlığı çok olan, kesif.
İlgilenmek : Görev gereği bir sorumluluğu yerine getirmek. İlgi göstermek, alakalanmak. Bir konu üzerinde çalışmak, uğraşmak. Bir şeye karşı merak duymak. Bakmak. Ağırlamak. Bir şeyi çekici bulmak. Birine karşı yakınlık duymak.
Ayırmak : Bir bütünden bir parçayı herhangi bir amaçla bir tarafa koymak, saklamak. İki veya daha çok kimse arasındaki anlaşmayı, uzlaşmayı bozmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Seçmek. Bir şey veya yeri, bir şey veya kimse için kullanmayı belirlemek, tahsis etmek. Farklı davranmak, fark gözetmek. Bir yeri bir engelle bölmek. Bölmek. Nitelik değişikliğini anlamak, fark etmek.
Tahsis : Bir şeyi bir kimseye veya bir yere ayırma.
Etmek : Bulmak, erişmek. "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak. Küçük veya büyük abdestini yapmak. Herhangi bir değerde olmak. Eşit değer kazanmak. Kötülükte bulunmak. Birini bir şeyden yoksun bırakmak. Bir işi yapmak. Demek, söylemek.
İthaf etmek : Birinin adına sunmak, armağan etmek.
İthaf : Birinin adına sunma, armağan etme.
Adamak kolay, ödemek zordur : söz vermek kolaydır ancak o sözü yerine getirmek zordur anlamında kullanılan bir söz.
Adamakılli : Adamakıllı, iyice
Adamak ile ilgili Cümleler
- O, hayatını Hindistan'daki hastaları tedavi etmeye adamak istiyor.
- Polis binaları adamakıllı araştırdı.
- Onu adamakıllı dövdüm.
- Çocuğunuzun adamakıllı konuşulmaya ihtiyacı var.
- Bu şarkıyı ona adamak istiyorum.
- Bu şarkıyı Tom'a adamak istiyorum.
- Hayatımı eğitime adamak istiyorum.
- Tom'u adamakıllı sorumlu bir birey olarak düşünüyorum.
- Bu şarkıyı anneme adamak istiyorum.
- Bütün zamanımı bu projeye adamak istiyorum.
Diğer dillerde Adamak anlamı nedir?
İngilizce'de Adamak ne demek? : v. vow, offer, commit, consecrate, dedicate, devote
Fransızca'da Adamak : vouer, consacrer, dédier, dévouer, se consacrer
Almanca'da Adamak : v. geloben
Rusça'da Adamak : v. обет: давать обет, клясться, обещать, посвящать, пообещать, наобещать, посвятить

Bu kısımda Adamak nedir? Adamak ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Adamak tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Adamak hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.