Falls türkçesi Falls nedir

Falls ile ilgili cümleler

English: Ali falls in love with every beautiful girl he meets.
Turkish: Ali tanıştığı her güzel kıza aşık olur.

English: Ali falls asleep every night watching TV.
Turkish: Ali her gece televizyon izlerken uyuyakalır.

English: Ali almost always falls asleep while watching TV.
Turkish: Ali neredeyse her zaman TV izlerken uykuya dalar.

English: Ali falls asleep as soon as he gets into bed.
Turkish: Ali yatağa girer girmez uykuya dalar.

English: Ali almost always falls to sleep at night hugging his teddy bear.
Turkish: Ali neredeyse her gece oyuncak ayısına sarılarak uyuyakalır.

Falls ingilizcede ne demek, Falls nerede nasıl kullanılır?

The holiday falls on a sabbath : Tatil veya bayram şabat'a rastlıyor. Tatil cumartesi günü başlıyor.

American falls : İdaho eyaletinde şehir. Amerika şelaleleri.

Curtain falls : Hepsi bu kadar. Sona ermiş. Hikayenin sonu. İşte bu kadar.

Niagara falls : Niyagara şelalesi. New mexico eyaletinde şehir. Niagara şelalesi.

Niagra falls : Niagara şelalesi.

Deadfalls : Dökülmüş kereste veya dolaşmış çalı yığını. Ağırlıklı tuzak. Büyük ağırlıkların düşerek avı öldürdükleri veya sakatladıkları büyük hayvanlar için yapılan ağırlıklı tuzak. Tuzak.

 

When evening falls : Güneş batarken. Akşam çöktüğünde. Alacakaranlık zamanında.

The curtain falls : Perde kapandı. Herşey bitti. Şov sona erdi. Ekran veya manzara küçüldü. Son geldi.

The wind falls : Muhalefet veya karşıtlık zayıflıyor. Rüzgar zayıflıyor. Rüzgar diniyor.

Downfalls : Yıkılma. Mahv. Yağış. Boşanma (yağmur). Yıkılış. Çöküş. Düşme. Sağanak. Düşüş. Tuzak.

İngilizce Falls Türkçe anlamı, Falls eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Falls ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Gurgling : Çağlayarak akma. Lıkırdamak. Ağulamak. Şırıldamak. Çağlamak.

Perigone : Bir çenekli çiçeklerde, çanak ve taç yaprak farklılaşması olmadığı zaman, çiçek örtü yapraklarının hepsine birden verilen isim. Perigon.

Cascade : Kademeli dizi. İki ışığın renk farkının, ufak basamaklar yapan bir dizi ara ölçmelerle aşıldığı, değişik renkli ışık ölçme yöntemi. Dalga dalga döküm. Çağlamak. Taşmak. Basamakçıklar yöntemi. Basamaklandırmak. Taşırmak.

Water : Hafifletmek. H2o; yer yüzeyinin en büyük bölümünü oluşturan, kimyaca çok kalımlı, renksiz, kokusuz, tatsız sıvı. Su vermek. Islatmak. Suluboya. Sulanmak. Kedi köpek vb'ne su vermek. Yaşarmak. Su.

Perigonium : Bir çenekli çiçeklerde, çanak ve taç yaprak farklılaşması olmadığı zaman, çiçek örtü yapraklarının hepsine birden verilen isim. Perigon.

Cascades : Basamaklandırmak. Kademelendirmek. Çağlamak. Çağlayan gibi dökülmek. Katlanmak. Katlanarak veya dalga dalga artmak. Kademeli dizi. Dalga dalga döküm. Çağlayarak dökülmek.

 

Chute : Şut. Kayılan yer. Kızak. Kanal. Akıntı. Üst kattan alt kata inen. Çamaşır atılan baca. Oluk. Küçük çağlayan.

River : Irmak. Akış. Okyanus. Çoğunlukla denize dökülen, özellikle genişliği ve taşıdığı su niceliği bakımından en büyük akarsu, nehir. Nehir. Deniz veya göle akan büyük ölçekli akarsu. Akarsu.

Babbler : Ötleğen (argo terim). Çenesi düşük. Çalçene. Çenesi kuvvetli. Boşboğaz (argo terim). Boşboğaz. Geveze kimse. Lafebesi. Geveze.

Falls synonyms : body of water, floral envelope, waterfalls, overfall, chutes, chlamys, cataracts, waterfall, linn, cataract, perianth.