Gurgling türkçesi Gurgling nedir

Gurgling ingilizcede ne demek, Gurgling nerede nasıl kullanılır?

Make a gurgling sound : Çağıltı sesi çıkarmak.

Gurglingly : Çağlayarak.

Gurgle : Lıkırdamak. Çağlayarak akmak. Çağıldamak. Agu. Çağıltı. Ağulamak. Agulamak. Şırıldamak. Çağlama. Lıkırtı.

Gurgled : Lıkırdamak. Çağlama. Çağlayarak akmak. Agu. Çağıldamak. Ağulamak. Çağlamak. Çağıltı. Agulamak. Şırıldamak.

Gurgles : Lıkırdamak. Çağlayarak akmak. Agu. Çağıltı. Çağlama. Şırıldamak. Ağulamak. Çağıldamak. Çağlamak. Agulamak.

Regurgitate : Geri fışkırmak. Kusturmak. Kusacak gibi olmak. Geri akmak. Çıkarmak (kusarak). Kusmak. Kusarak çıkarmak. (yediklerini) geri çıkartmak. Geri çıkartmak. İstifra etmek.

Ingurgitation : Oburca yutma. Tıkınma.

Gastroesophageal regurgitation : Gastroözofajiyal regurjitasyon.

Gurglet : Buharlaşmayla suyu serinleten toprak kap.

Regurgitant : Regurjitan. Kusturucu.

İngilizce Gurgling Türkçe anlamı, Gurgling eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Gurgling ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Babbled : Çağıldamak. Cırlamak. Boşboğazlık etmek. Ağzından kaçırmak. Gevezelik etmek. Çağlamak (su). Mırıldanmak. Saçmalamak. Anlaşılmaz sözler söylemek.

 

Clearing : Açma. İkili ticaret anlaşması çerçevesinde ülkeler arasında dışalım ve dışsatımdan doğan alacak ve borçların döviz kullanılmadan karşılıklı olarak denkleştirilmesine dayalı dış ticaret biçimi. Meydan. Alan. Dış tecimde iki ülke arasında yapılan alışverişin karşılıklı olarak malla ve değişim yoluyla ödenmesi. bankaların elinde bulundurdukları çek, ödek ve benzeri tecimsel belgit ve belgeleri takas odaları ya da merkez bankasında belirli zamanlarda mahsup ettirmeleri. Sayışma. Birbirlerine borçlu ve alacaklı durumda olan kişilerin karşılıklı bir sayışımdan sonra borç ya da alacak kalıntılarını vererek ödeşmeleri. Ödenekliklerde, kimi bölümlerde yeterli olmayan ödeneklere durumu yeterlinin üstünde bulunan öbür bölümlerden ekleme ya da düşülme yapılmak yoluyla gerçekleştirilen ödenek aktarması. bir paranın bulunduğu sayışımdan bir başkasına geçirilmesi için yapılan işlem. Açığa çıkarma. Ormanda açık alan.

Bickered : Ufak ya da önemsiz ayrıntılar üzerinde fazlasıyla durmak. Didişmek. Tartışmak. Titreşmek. Münakaşa etmek. Titremek. Önemsiz bir şey için kavga etmek veya tartışmak. Çekişmek. Atışmak.

Waterfall : Danışman. Akarsuların yataklarındaki eğim kesikliklerinde oluşan doğal su düşüşü, bk. büyük çağlayan. Çavlan. Şelale.

Cataract : Doğuştan veya kazanılmış nedenlerle, tam veya kısmi olarak göz merceği veya mercek kapsülünde, proteinlerin presipitasyonu sonucu göz merceğinin saydamlığını kaybetmesi, donuklaşması ve ışığın geçişine izin vermemesiyle belirgin, göz merceğinin en yaygın ve en önemli bozukluğu, hlk. aksu, boz inmesi. Akarsu yataklarındaki eğim kesikliklerinde oluşan ve akımı ile geçirdiği su çok büyük nicelik taşıyan düşüş. Perde. Cavlan. Taşkın. Şelale. Nehrin en akıntılı yeri. Katarakt. Yüksekliği az olan.

 

Purge : Boşaltmak. Temizlenmek. Kusmak. Temizlemek. Arındırmak. Düzenlemek. İstifra etmek. Bağırsakları boşaltmak. Tasfiye etmek.

Burble : Çağıltı. Fıkırdamak. Kanadın kenarındaki hava çalkantısı. Çağıldamak. Şırlamak. Mırıldamak. Gürüldemek. Mırıldanmak.

Chutes : Kayılan yer. Oluk. Paraşüt. Kızak pisti. Kanal. Akıntı.

Chute : Akıntı. Kayılan yer. Kızak. Üst kattan alt kata inen. Paraşüt. Kanal. Oluk. Çamaşır atılan baca. Kızak pisti.

Plashed : Çağıltı. Çamurlu gölcük. Su sıçratmak. Şırıltı. Foşurdamak. Şapırdatmak. Şapırtı. Sıçratmak (suyu). Gürüldemek (su).

Gurgling synonyms : babble, babbler, murmur, gurgle, performance, juggle, babbles, popple, bicker, cascades, burbled, bickers, sung, gurgles, burbles, overfall, purification, linn, purgation, cataracts, falls, burbling, plash, murmured, sing, gurgled, bubble, cascade, waterfalls.

Gurgling zıt anlamlı kelimeler, Gurgling kelime anlamı

Calm : Sakin. Dingin. Ağırbaşlı. Soğuk. Endişesiz. Soğukkanlı. Huzurlu. Sakinleşmek (deniz). Yatıştırmak. Sakinleştirmek.

Discouragement : Vazgeçme. Hevesini kırma. Cesaretin kırılması. Cesaretsizlik. Hevesin kırılması. Engel.