Gurglet türkçesi Gurglet nedir

  • Buharlaşmayla suyu serinleten toprak kap.

Gurglet ingilizcede ne demek, Gurglet nerede nasıl kullanılır?

Gurgle : Lıkırtı. Ağulamak. Lıkırdamak. Çağlama. Çağıldamak. Agu. Şırıldamak. Çağlayarak akmak. Çağlamak. Çağıltı.

Gurgled : Çağlamak. Şırıldamak. Çağlayarak akmak. Çağıltı. Ağulamak. Agulamak. Lıkırdamak. Agu. Çağlama. Çağıldamak.

Gurgles : Çağlayarak akmak. Ağulamak. Agu. Çağlama. Çağıldamak. Agulamak. Çağlamak. Şırıldamak. Çağıltı. Lıkırdamak.

Gurgling : Çağlayarak akma. Çağlamak. Ağulamak. Şırıldamak. Çağlayan. Lıkırdamak.

Gurglingly : Çağlayarak.

Gurge : Çevrinti. Burgaçlanma. Ziftli veya bitümlü parçanın yer altından fışkırması. Girdap.

Regurgitate : Kusmak. Kusacak gibi olmak. (bir konuyu vb. anlamak için) tekrar etmek. Geri akmak. Kusarak çıkarmak. Kusturmak. (yediklerini) geri çıkartmak. Geri çıkartmak. İstifra etmek. Geri fışkırmak.

Regurgitant : Regurjitan. Kusturucu.

Mitral regurgitation : Mitral yetmezlik. Edinsel mitral kapak yetmezliği. küçük ve orta boy köpek ırklarında, en çok endokardioz nedeniyle görülen kapakçık yapraklarının progressiv, yangısal olmayan, dejeneratif değişikliklerle düzensiz olarak kalınlaşması ve deforme olması. Mitral yetersizlik.

 

Ingurgitate : Oburca yutmak. Domuz gibi yemek. Lüplemek. Tıkınmak. Oburcasına yutmak. Oburca yiyip içmek. Çok yemek yemek.

İngilizce Gurglet Türkçe anlamı, Gurglet eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Gurglet ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Ripple : Dalgacık. Dalgalandırmak. Kırışıklık dalgası. Keten ayıklama aleti. Çağlama. Hafifçe dalgalandırmak. Hafifçe dalgalanmak. Daire şeklinde yayılan dalga. Su sesi. Kırışmak.

Guggle : Kahkaha atmak.

Rinse : Durulama. Hafifçe boyamak (saç). Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Suyla yıkayarak temizlemek. Sıvı saç boyası. Boya (saçı hafifçe boyamak için kullanılan). Durlamak. Çalkalamak. Çalkalama. Hafifçe yıkamak.

Bubble : Kabarcıklar yapmak. Kaynamak. Bir iktisadi varlığın cari fiyatının, gelecekte yükseleceği beklentisiyle olması gereken düzeyin çok üzerine çıkması durumu. krş. istikrar bozucu spekülasyon. Köpük. Köpürmek. Lıkırdamak. İktisat, kimya, madencilik alanlarında kullanılır. Fokurdamak. Kabarcık. Kabarcıklar çıkarmak.

Sound : Muayene etmek. Ses vermek. Bozulmamış. Güvenilir. Genel anlamı içinde, insan sesi olmayan herhangi bir ses. Oturaklı. Sert. Selen. Bir tiyatroda, işitsel etmenlerin üretildiği ve yayımlandığı selen aygıtlarıyla donatılmış yer. Sağlam.

Burble : Çağıldamak. Çağıltı. Mırıldamak. Fıkırdamak. Gürüldemek. Şırlamak. Şırıldamak. Kanadın kenarındaki hava çalkantısı. Çağlamak. Mırıldanmak.

Babble : Karmaşık konuşma. Çocukça konuşma. Anlaşılmaz sözler söylemek. Boşboğazlık etmek. Tekdüze ses çıkartmak. Anlaşılması güç konuşma. Çağlamak (su). Gürültü. Ağulamak. Ağzından kaçırmak.

 

Go : İlerlemek. Ölmek. Olmak. İş görmek. Gayret. Ayrılmak. Uymak. Sonuçlanmak. Devrolunmak. Yok olmak.

Wash : Çamaşırhane. Yıkanır olmak. Fotoğraf plaklarını belirtici yıkmadan sonra suyla temizlemek. Erezyona uğratmak. Yalamak (dalga). Çamaşır yıkama yeri. Aşındırmak. Taşımak (sular). Yıkanacak çamaşırlar.

Lave : Yıkamak. Yıkanmak.

Gurglet ingilizce tanımı, definition of Gurglet

Gurglet kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A porous earthen jar for cooling water by evaporation.